16 Nisan 2014 Çarşamba

Bitti... Bitti... {19}




Dibinde azıcık azıcık kalmış ürünlerime resmen savaş açmış durumdayım. Bir ay içinde yazdığım 3. bitti yazısı sanırım bu. Neredeyse tüm ürünlerde Kore'ye ait... Hadi bakalım...

Etüde House Collagen Moistfull Facial Freshener + Emulsion: Şurada ayrıntılı açıklamamı yapmıştım. Memnun kaldığım bir ürün oldu bu set. Beni şaşırtan ise, bu kadar uzun süre dayanacağını beklemiyordum. Fiyatı da gramajına göre gayet uygun. Alın deneyin bence...

Laneige Water Sleeping Pack_EX: Vazgeçilmezlerimden birisi... Öve öve bitiremiyorum zaten bu ürünü. Şurada da ayrıntılı yazısı mevcut zaten. Bu bitirdiğim 3. kutum. Yakında bir kutu daha sipariş vereceğim.

ISO KNOX Ageless Face Fit Powder: Ayrıntılı yorumum çok yakında blogda...

Tony Moly Floria Nutra-Energy Essence: Bu ürünün serisini eski ev arkadaşlarımdan Koreli bir kız kullanıyordu. Argan yağının ününü duymayan yok artık. Ben de madem böyle bir seri var kullanayım dedim. Ancak kullandığım diğer ürünlere göre biraz vasat kaldı. Cildime tam nemlendirme sağlayamadığını hissettim. Üstelik sürdükten sonra sanki yüzüm yapış yapış olmuş gibi sevmediğim bir his uyandırdı bende. O nedenle tam seriyi almaktan vazgeçtim.

Earth Science Eye Make-up Remover: Artık vazgeçilmezim. Şurada ayrıntılı yorumum mevcut zaten...

Baviphat Dark Circle Eye Cream: Göz çevremde olan siyah halka problemini bir türlü çözemedim. Bu ürünü Koreli arkadaşım Kore kozmetik sayfalarında okumuş ve tavsiye etmişti. Göz çevresini iyi nemlendiriyor. Yağ pıtırcıkları olur ya bazen, onlara sebep olmuyor. Gramajı nedeniyle hemen biten bir ürün de değil. Morluklara pek bir etkisini göremedim. Bir daha alacağımı sanmıyorum.

Ürünler hakkında sorularınız olursa yorum kısmından sorabilirsiniz.  

 

6 Nisan 2014 Pazar

Tester Korea Sitesinden Nasıl Sipariş Verilir?

 
http://www.testerkorea.com/

Siteye girmek için resme tık!

Bu siteyle tanışmam j.d. (Bu benim partim) sayesinde oldu. Ben genelde Kore ürünlerim için Ebay ya da Sasa.com'u tercih ederim ama bu siteyi de iyi ki denemişim. Çünkü hem ürün ve marka çeşitliliği çok fazla, hem de sipariş vermek gayet kolay...

Benim Tester Korea sitesini sevme nedenim bulamadığım birçok high-end markaya ulaşmamı sağlaması ve arama seçeneğinin çok kolay olması. Markalar ve ihtiyaca göre ürünleri site size sıralıyor. Sasa.com beni deli ediyordu mesela...




Siteye girdiğinizde bence ilk olarak üye olun. Sağ üst köşede "Login" ve "Join Us" kısmından "Join Us"a tıklayıp açılan sayfada bilgilerimizi giriyoruz. Üyeliğiniz bittikten sonra zaten size mail gönderiliyor. İşin en gıcık yanı bu üyelik işlemleri bana göre...




Daha sonra işin en eğlenceli kısmı başlıyor. Almak istediğiniz ürünleri "Add to Cart" seçeneğiyle sepete ekliyorsunuz. Ben burada örnek olarak Su:m37 markasına ait bir peeling seçmişim. Gerçi sonra fikrimi değiştirip Mizon markasına ait bir krem aldım. Neyse... Almak istediklerimize karar verdikten sonra sağ alttaki "Checkout"a tıklayarak ödeme kısmına geçiyoruz.

Dikkat ettiğiniz bir şey varsa ürünlerin Kore Vonu olarak fiyatlandırılması. Ben şu an Amerika'da yaşadığım için Amerikan Doları hesabı yapıyorum doğal olarak. 1 Amerikan Dolar=1000 Kore Vonu yaklaşık...





Bir sonraki sayfada 5 adet adım var.
 
1. Cart Summary (Alış-veriş Sepeti): Sepetinizdeki ürünleri gösteriyor. Bir eksik varsa ya da eklemek istediğiniz başka ürünler olursa diye... 
 
2. Address (İsim, adres ve diğer bilgiler...): Kimlik bilgileri ve adres bilgilerinin kontrolü için... Hani ola ki yanlış bilgi verdiyseniz bu kısımda düzeltebiliyorsunuz.
 
3. Shipping Method (Kargo Şekli): Üstteki resim 3. kısma ait... Buradan shipping şeklini seçiyorsunuz. Tester Korea sitesi ürünün ağırlığına ve kargo şekline göre ücret talep ediyor ama ben her zaman ilk seçeneği seçmenizi öneririm. Ucuzluk bakımından elbette...
 
4. Discount (İndirim): Tester Korea'nın indirim kuponu falan varsa elinizde burada giriyoruz. Ben de olmadığı için bu kısmı geçtim.
  
 

 
 
5. Payment Method (Ödeme Şekli ): Geldik 5. ve en önemli kısma. Ben Tester Korea için her zaman Paypal ödeme yöntemini seçiyorum. Paypal seçeneğini tıkladıktan sonra para birimi olarak USD (Amerikan Doları) seçiyoruz. Sonra da sağ alttaki "Confirm"e tıklıyoruz. Site sizi direk Paypal sayfasına yönlendiriyor. Paypal kullanıcıları zaten buradan sonrasını bilir. Şifrenizi girip, ödemeyi onaylıyorsunuz.
 
 


Daha sonra sizi Paypal sayfasından Tester Korea sayfasına yönlendiriyorlar. Karşınıza şu şekilde bir sayfa çıkıyor. Ayrıca mail adresinize hem Paypal'dan hem de Tester Korea sitesinden siparişimizle ilgili bilgi gönderiyorlar. "Order number"ınız sizin fiş numaranız gibi bir şey... Siparişimizle ilgili her türlü bilgiyi bu numarayla öğreniyoruz.

Ben siparişimi tamamladım, şimdi kaç günde elime ulaşacak onu bekliyorum. Geldiğinde sizi de bilgilendiririm. Sorularınız olursa yorum kısmından atabilirsiniz.

 Tester Korea'dan daha önce sipariş verdiniz mi ya da önereceğiniz başka siteler var mı? Çok seviyorum yeni sitelerden alışveriş yapmayı... ^_^

Hepinize keyifli haftalar dilerim...

2 Nisan 2014 Çarşamba

Sivilcelerden Kurtulmak İçin Ne Yapmalı?



Kadın olsun, erkek olsun herkes hayatının mutlaka bir döneminde bu sorunla baş etmek zorunda kalmıştır. Ben bu konuda biraz şanslıydım gerçi. Ergenlik döneminde bile sivilce şikayetim olmadı. Sadece ayın belli dönemlerinde alnımda beliren bir-iki tane sivilcem oluyordu, zaten 3-4 gün içinde kendiliğinden kayboluyordu.

Bana sivilcelerle ya da yağlı ciltlerle ilgili soru yönetenler çok oldu. Gelen sorulara "Benim cildim kuru ve öyle bir sorunum yok, ne önereyim ben ya..." şeklinde sızlanır mısın sen? Allah benim başıma da verdi. Geçen yaz kullandığım ilaçlar nedeniyle kendimi bir anda yüzümde boy gösteren sivilcelerle, üstelik yüzümün T bölgesinde aşırı denecek kadar yağlanma problemiyle baş başa buldum. Üstelik minik falan da değil, hani tek bir tane çıkar kocaman ve dokunduğunuz anda bile canınızı yakar ya, öyle sivilcelerden bahsediyorum.

Ben bu durumdan kendi bulduğum bir yöntemle bir-iki haftada kurtuldum çok şükür. Gerekli malzemeler Türkiye'de de kolaylıkla bulunabilecek ürünler...




The Body Shop Blue Corn Mask
Rosense Gül Suyu
Bepanthol El ve Yüz Kremi

Gelelim kullanım şekline... Body Shop'un maskesini şurada yorumlamış aslında pek beğenmediğimden ve sadece çok nadir kullanabileceğimden bahsetmiştim. İşte sivilcelerimi körelten bu ürün oldu. Bu ürünü T bölgesine uyguladım. Bir 10 dakika bekledikten sonra da güzelce yıkayıp Rosense Gül suyuyla yüzümü bir güzel sildim. Hatta yıkadım diyebilirim. Son olarak da her zaman makyaj dolabımda bulunan Bepanthol kremi nemlendirici olarak yüzüme uyguluyordum. Hepsi bu...

Bu kürü gün aşırı -bir gün ara verip diğer gün- uyguladım. Sonunda bir hafta geçmeden sivilcelerim körelmeye, T bölgemdeki yağlanma azalmaya başlamıştı. Dahası benim ev arkadaşım Bulgar kızın sürekli yaşadığı bir sivilce sorunu var. Cildi çok yağlı ve yediklerine dikkat etmediği zaman yüzü sanki su çiçeği çıkarmış gibi sivilceyle kaplanıyor Allah yardım etsin. Baktım ben de işe yarıyor, birkaç gün onda da deneme yaptık ve kullandığı ürünlerden çok daha fazla işe yaradığını söyledi.

Benim o dönemde kullandığım tüm cilt bakım ürünlerine ara verip, sadece bu üstteki ürünleri kullanmamın nedeni, cildim kuru olduğundan kullandığım ürünlerin genelde kuru ciltlere yönelik olmasıydı. Haliyle yağlı ve sivilceli bir cilde devamlı kullandığım ürünleri uygulayamazdım. Kısa bir süre için de yağlı ciltlere yönelik ürünlere yatırım yapmak istemedim. Maske dışındaki diğer iki ürün muhtemelen birçok kişi de bulunuyordur. O nedenle ekonomik anlamda çok fazla bir yük olacağını düşünmüyorum.

Sizin sivilcelerle savaşta kullandığınız favori ürünleriniz var mı? Varsa nelerdir?
 

29 Mart 2014 Cumartesi

Bitti... Bitti... {18}



Bu dönem de bayağı ürün bitirmişim. Hadi bakalım...

Earth Science Göz Makyaj Temizleyicisi: Makyaj dolabımın vazgeçilmezi... Ayrıntılı yorumum şurada mevcut zaten.

Herbal Essence Bal Özlü Şampuan: Bu şampuanı severek kullanıyordum. Kokusu çok güzel, saçları yumuşacık yapıyor. Oriflame'in bal-süt özlü serisine benziyor. Ancak eğer saç tipiniz yağlı ise ona pek bir etkisi yok. Bu kutuyu bitirdikten sonra almadım zaten.

Herbal Essence Bal Özlü Saç Kremi: Bu da aynı serinin saç kremi. Ben saç kremini şampuandan daha çok beğendim. Zaten saç kremi alırken kuru saçlara yönelik alırım dengeyi sağlamak için. Malum saç diplerim ne kadar yağlıysa uçları o kadar kuru.

Nivea Invisible Deodorant: Siyah kıyafetlerin kabusu beyaz lekelerden kurtulmak için bu deodorant çok iyi ancak bu tarz ürünler ben de öksürüğe neden oluyor. O nedenle zor durumda kalmadıkça kullanmamaya çalışıyorum. Yoksa ürünün suçu yok.

Elastine Saç Essence: Koreli ne kadar tanıdığım varsa hepsi Elastine'nin saç ürünlerini tavsiye etti. Kimisi şampuanını, kimisi maskesini, Koreli ev arkadaşım da illa bu ürünü al diye tutturdu. Kırıkları onarıyor, parlak bir görünüm veriyor. Kokusu da çok güzel. Ancak hacim bırakmıyor saçınızda benden söylemesi.

Lancome Effacernes Waterproof Kapatıcı: Kapatıcı canavarı olarak öve öve bitirilemeyen bu ürünü de denedim sonunda. Bana göre ortalama bir kapatıcı bu. Çok abartmaya, ballandırmaya gerek yok. Bu fiyata piyasa da çok daha iyi ürünler bulabilirsiniz. Üstelik gramajı da çok düşük. Zaten favori kapatıcımı bulmuşken bir daha dönüp bu ürünü almam.

L'oreal Volumious Rimel: Favori rimelim... Hem dolgunluk veriyor, kararında bir uzunluk sağlıyor. Üstelik ben gün içerisinde tazeleme gereği de duymuyorum. Sanırım Türkiye pazarına da girmiş. Alın, kullanın.

Nivea Fresh Natural Deodorant: Sürekli kullandığım deodorantım... Kokusu rahatsız etmiyor. Alerji, kaşıntı yapmıyor. Elbiseler de leke bırakmıyor. Daha ne olsun.

Hepinize keyifli hafta sonları...
 

14 Mart 2014 Cuma

Eğitim Zayiatı - Yedi Hocalı Peri






Hiçbirimiz ne yazık ki eşit şartlardan geçmiyoruz. Hele ki Türkiye'de eğitim bakımından çok büyük bir adaletsizlik ve eşitsizlik var. Ben de yaşadım bunu ve biraz olsun bu satırlara dökmek istedim. Bir söz vardır ya hani "Senin şikayet ettiğin yaşam, belki de bir başkasının hayalidir." diye... Okul ve öğretmenler bakımından çok şansızdım, çok... Orta okulu öğretmensiz geçirmemişse karşımdaki insanın benim için eğitim bakımından şanslıdır arkadaş. 


"Her şeyi başı eğitim, eğitim!" diye ötüp duruyoruz ya, ben de tüm önceliği eğitim, okul v.s. olan bir aileden geliyorum. Yalnız benim ailem bana sağladıkları imkanı hiçbir zaman bulamamışlardı. Annem ilkokul mezunu, tipik ev hanımı, babam ise mobilyacı...Belki de bu nedenle bu kadar istiyorlardı elimden geldiği kadarıyla daha fazlasına sahip olmamı... Bunun getirisi de benim üzerimde büyük bir sorumluluk olurken, eğitimimle ilgili ne karar aldımsa her zaman yanımda ve destek olarak arkamda duran ailem oldu.


Şikayet ediyorum gibi gelebilir. Sonuçta Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da öğretmensiz bir sürü okul var. Onları hatırladıkça halime şükrediyorum. Ancak Türkiye'nin başkenti Ankara'da okumuş birisi olarak başkentin  göbeğindeki öğretmensiz okullar ve sürekli bir öğretmenin gidip diğerinin gelmesi bu ülkenin  eğitim bakımından yüz karasıdır.


Çocukluğumda babamın iş durumunun iyi gitmemesi ve aç gözlü ev sahipleri nedeniyle çok taşınmak zorunda kalmıştık. Kiranızın iki katına çıkartılmasından bahsediyorum mesela. Hadi diyelim okul değiştirme ailemden kaynaklanan bir sorun, ama gittiğim okullarda da bir dönem sonunda öğretmenim değişiyordu. İlkokul bilançomu kısaca şöyle özetleyebilirim.


7 adet nur topu gibi ilkokul öğretmeni
4 adet ilkokul
Sayısız sıra arkadaşı
Yüzlerce, ismini ve yüzünü bile hatırlamadığım sınıf arkadaşları
Sürekli bir uyum problemi
Eski okulu, öğretmeni ve arkadaşları hatırlama
Psikolojik çöküntü


Bu nedenle ne gidip ziyaret edebildiğim meşhur ilkokul hocam vardı, ne de Facebook'tan buluşabileceğim ilkokul arkadaşlarım. Bu işin gırgırı tabi ki... O kadar da umursadığımdan değil o tarz buluşmalar yapıyor olmam, ya da olmamam...


İlkokul birinci sınıfı iyi güzel bitirdim sorunsuz. Kırmızı kurdeleler vardı o zamanlar. Okumayı öğrendikten sonra öğretmen tarafından takılır, diğer öğrencilere hava atardık. Bizim için madalyon gibi bir şeydi o, ya da savaştan sonra askerlerin göğsüne takılan onur madalyalarıydı. Sınıfta ilk kurdelesi olan ben değildim ama ilklerdendim. Öğretmenim de zaten çok tecrübeli biriydi. Az-çok yuvarlanıp gidiyorduk işte ama mutluluğum uzun sürmedi ne yazık ki... Daha ilkokul 2. sınıfa yeni başlamışken öğretmenim değişti. Kendisi emekli olacağı için bizim sınıfı başka bir sınıfla birleştirmiş, beni ve diğer öğrencileri büyük bir travma yaşatmışlardı. Neyse ki ailem taşındığı için ben okul değiştirmiş ve o öğretmenden kurtulmuştum.


Hiç mi güzel bir anım olmadı? En sevdiğim ve en mutlu olduğum dönem, 2. okulum Ankara-Aydınlıkevler'deki bir ilköğretimdi. Sadece 2 sene okuyabildim orada... Ancak edindiğim en iyi öğretmen de, en iyi eğitim de oraya aitti. Sonrasında edindiğim başarıları zaten oraya borçluyum. Okulların adını yazmayacağım. O kadarına gerek yok ama Aydınlıkevler'deki o okul birçok özel okuldan çok, çok daha mükemmel bir eğitime sahipti. O zamanlar flüt, nota eğitimi bile almış, hatta koroyu yöneten müzik hocam tarafından koroya seçilmiştim. Keşke hep o okulda kalabilseydim.


Biz tabi taşınmak zorunda kaldık yine ve ben 3. okuluma ve 5. öğretmenime kavuştum. Maşallah okula geldim ama öğretmen yok ortada. Kadıncağız sağlık sorunları nedeniyle sürekli hastanede ya da izinli. Allah korusun, sonuçta sağlık bu şikayet edemem ama kardeşim, ya yerine atanacak birilerini iste ya da emekli ol. Yazık, günah değil mi 40 küsür çocuğa... Yaşında epey var zaten. Ne güzel köşende oturur dinlenirsin. Neyse ki bizimkiler tekrar taşınmak zorunda kalacakları için bir dönem okuduktan sonra başka bir okula kaydım yapıldı ki en nefret ettiğim okulum buydu. Çünkü en sinir öğretmenlerimi ve öğretmensiz geçen günlerimi de buraya borçluyum.


İlkokul 5 sınıfa geçmiştim, 4. ve son okulum. Başarılı bir öğrenci olduğum için beni okulun en iyi sınıflarından birine yerleştirdi kaydımı tamamlayan müdür yardımcısı ama ben nasıl heyecanlıyım. Her seferinde hep panik olmuşumdur. Neyse sınıfa geldim. Kayıt belgemi yeni öğretmenime uzattım. Kadın beş karış bir suratla kağıdı elimden aldı ve belki de söylenmesi gereken son kişiye, yani bana şu sözleri sarf etti.


"Neden benim sınıfıma vermişler ki seni? Benim sınıfım zaten çok kalabalık. "


Fesuphanallah... Sanki benim suçum sınıfların kalabalık olması? Sanki ben istedim senin katnem suratını görmeyi ya da senden ders dinlemeyi? Ben dedim özellikle "Nolur beni bu sınıfa koyun." diye? İlk intiba çok önemli derler ya, yavaş yavaş kendini biliyor olmanın verdiği güvenle bu kadına dikkat etmem gerektiğini kafama yazmıştım. Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde çok iyi bir taraf olsam da bu kadın hiçbir zaman sevemedi beni. Nedeni de çok basitti aslında.


Başarılı bir öğrenciydim. Gerçekten öyleydim çünkü başarılı olmak istiyordum. Amacım buydu ve gittiğim her okulda bir şekilde eksik veya fazla kendimi belli ettim. Ancak bu öğretmenin sorunu çok başkaydı. Dışarıdan gelen 4 sene boyunca başkaları tarafından eğitim görmüş bir kızın, gelip kendi eğittiği, emek verdiği öğrencilerini geçmesini bir türlü hazmedememişti. Haşarı, yaramaz, tembel biri olsam anlayacağım. Lan insan ne güzel iyi, sessiz, sakin bir öğrenci edindim, hem de diğer sınıflardan daha fazla sayıda iyi öğrencim var diye sevinir. Benim yapacağım bu olurdu çünkü ama ne yazık ki herkes senin düşünce yapında olmuyor Peri? Herkesi kendin gibi sanmaktan vazgeç artık... Bu yaşa geldin hala akıllanmadın.


İlk dönemin sonu... 15 tatile gireceğiz bu nedenle 5. sınıf öğretmenleri ortak sınav yapmaya karar verdi. O zamanlar Matematik, Sosyal, Fen Bilgisi ve Türkçe ana dersler ve bunlardan sınav olduk. Sınıftaki hatta okuldaki en yüksek notları alan öğrencilerden biri olmuştum. Dahası o dönem hasta olup bir hafta yatakta yattığım halde sadece sınav saatlerinde annem okula götürmüş, sonra da eve getirmişti beni kadıncağız. Diğer notları hatırlamıyorum ama işe bakın ki herkesin kırıldığı Sosyal dersinden 20'de 20 çıkarmıştım. Garip bir şekilde Matematik ve Fen derslerini çok sevsem ve ilerde onlara yönelsem de, Tarih notlarım hep çok yüksek olmuştur, tarihten çok anladığımdan da değil yani. Lisede de böyleydi bu. Ondan da bahsedeceğim sırayla geliyoruz. 10 yaşında olmama rağmen bunu unutmamamın tek nedeni de sonrasında çok sevgili (!) öğretmenimden gelen soruydu.


"Nasıl tüm soruları cevaplayabildin ki sen? Nasıl çalıştın üstelik hastaydın?"


"Sadece kitabı okumuştum. Hepsi bu..."


Gerçekten de öyleydi. Sadece kitabı okumuş sonra da hasta hasta sınava girmiştim. Ama sayın hocam hmmlayıp geçti, kendi öğrencilerine de "Siz neden ful çıkaramadınız? Bakın yapan yapıyor. " şeklinde de güzelce bir azarladı. Bu son olmuştu artık.


Lan öğretmen bozuntusu... Atatürk utanıyordur senin gibilerin Türk Gençliği'ni eğittiğini, hayır daha doğrusu eğitmeye çalıştığını gördükçe... Sınavdan yüksek aldı diye neredeyse yerin dibine sokulur şekilde konuşulur mu daha 10 yaşındaki bir çocukla...


Ben ki yeni geldiği bir ortama uyum sağlamaya çalışan, sessiz, kendi halinde bir öğrenciyim ve tüm sınıfın önünde sırf daha başarılı olduğum için dışlandım... Sizce bu bir öğretmene yakışacak bir hareket miydi? Kadını artık hayatta sevmemin ya da ona karşı herhangi iyi bir şey hissetmenin imkanı yoktu. Zaten 15 tatile girmeden birkaç gün önce tayin haberi geldi. Kurtuluyordum ondan ve iğneleyici sözlerinden ama bu başka bir öğretmen daha edineceğim gerçeğini değiştirmemişti.


"Neden hep ben?"


7. ve son ilkokul öğretmenim neyse ki çok daha iyi birisiydi. Yeni atanmıştı, o yüzden biraz tecrübesizdi ancak çok iyi bir insandı. Hatırlayabildiğim kadarıyla da çok güzeldi. Kendisiyle sadece bir dönem okumuş ve ilkokulu kaza bela tamamlamıştım.

İlkokul maceram bu kadar şimdilik... Gerçi benim eğitim maceralarım bitmez. Hala bir öğrenci olduğumu göz önünde bulundurursanız hele ki... Bir sonraki yazıda ortaokul ve lise anılarımdan bahsedeceğim. O yıllarda  bir bu kadar can sıkıcı... Umarım siz benden çok daha iyi bir eğitim almışsınızdır. En azından ilkokulda... Çünkü yıllar geçse de insan o anıları hiç unutamıyor.


Hepinize iyi hafta sonları...
 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...