Kız Mı? Erkek Mi? adlı yazımda You Are Beautiful’un karakterleri hakkındaki düşüncelerimi yazmıştım. Ancak sonra baktım ki erkek kılığına girmiş kızlarla ilgili bir yazı hazırlasam çok iyi olacak. Sırasıyla Coffee Prince, You Are Beautiful ve Ikemen Paradise’nin tanıtımlarını yapacağım. Dahası bunlarla ilgili fikirlerim de yer alacak.
11 Aralık 2010 Cumartesi
5 Aralık 2010 Pazar
Yamato Nadeshiko Shichi Henge
Diziyi Darkangelhome sitesinde tanımıştım. Konu olarak bana farklı gelmişti. Zaten aminesi ve mangası da olduğuna göre bence kesinlikle izlenmeliydi.
Takano Kyohei (Kamenashi Kazuya):
. Düzeyi: Dondurulup sonsuza kadar izlenebilecek bir numaralı erkek
Yakışıklı çok asabi bir üniversite öğrencisidir. Aynı zamanda parası da yoktur. Sık sık bayanların zaman zaman da erkeklerin tacizine maruz kalmaktadır. Bana kalırsa bir çocuk kadar inatçı ve huysuzdur.
Oda Takenaga (Uchi Hiroki),
Düzeyi: Banyo yaparken dikizlenecek bir numaralı erkek
Bilim ve sporda öne çıkar. Dahası ikebanada çok iyidir. Sakinliğiyle beni en çok etkileyen karakterdir. Önce gözlemleyip sonra harekete geçmesi bence en iyi yönüdür.
Toyama Yujinojo (Tegoshi Yuya)
Düzeyi: Aynı yatakta uyumak istenecek bir numaralı erkek
Tabiri caizse bir köpek kadar sevimlidir. Yüzüne bakan insanlar hemen yumuşarlar. Eğlenecek birisini arıyorsanız ondan iyisi yok. .
Mori Ranmaru (Miyao Shintaro)
Düzeyi: Birlikte olunmak istenen bir numaralı erkek.
Tam bir kazanovadır. Bana göre elde edemeyeceği kadın yoktur. Bir hayaleti bile kendine açık edebilir ki bunu yapmıştır.
Nakahara Sunako(Omasa Aya)
Düzeyi: Bence düzeyi falan yok.
Beğendiği çocuk ona çirkinsin dedikten sonra hayata küsmüş ve göz alıcı her şeyden uzak duruyor. Biraz melankolik ve gotik diyebilirsiniz. Korku kız tanımlaması bence ona çok yakışıyor. MAkyajlı halini de burada koymazsam olmaz.
Çirkin falan da değilmiş. Gerçekten çirkin olanlar ne yapsın.
İşte benim favorim. Sunako'nun kuzeni... O kadar tatlı ki diğer bütün erkekleri geride bırakır. Bilmiş konuşması, büyümüşte küçülmüş hali, çekik gözleriyle yanaklarını sıkasım var. :D
Etiketler:
Dizi Tanıtımları,
Japon Dizileri,
Uzak Doğu Dizileri
4 Aralık 2010 Cumartesi
Uzak Doğu Tarzı Vampir Filmi
Kan: Son Vampir | Blood: The Last Vampire
Gösterim Tarihi: 18 Eylül 2009
Yönetmen: Chris Nahon
Senaryo: Katsuya Terada, Kenji Kamiyama
Oyuncular: Colin Salmon, Masiela Lusha, Koyuki, Yasuaki Kurata, Michael Byrne
Tür: Aksiyon, Gerilim, Korku
Müzik: Marcus Trumpp
Süresi: 91 dk.
Dağıtıcı Firmalar: Tiglon
Filmin Websitesi: http://www.sonypictures.com/movies/bloodthelastvampire
Saya vampir anne ve insan ırkından bir babanın kızıdır. 16 yaşında, naif bir görüntüsü olsa da aslında 400 yaşındadır ve iki ırk arasında kalmanın acısını yaşar.
Hayatını samuray becerilerini geliştirmeye ve dünyayı vampirlerden temizlemeye adamıştır, diğerleri gibi hayatta kalması kana bağlı olsa da.
El altından yürütülen bir organizasyon için çalışırken, Tokyo’ da üssü olan bir Amerikan ordusunun üzerine yollanınca, Saya tüm vampirlerin atası olan Onigen’ i yok etme şansı olduğunu düşünür.
İnsan üstü güçlerini ve kılıcını kullanarak işe koyulur.
Kişisel Yorum: Aslında çoğu vampir filmi gibi biraz klişeydi ancak samuraylarla ilgili olması beni etkiledi. Zaten Japonlarla ilgili nerede kötü bir şey olsa onları korumak için samuraylar devreye girer. İzlenebilir bir film... Vampirler aslında tam olarak iblisler olarak tanıtılmış. Yani insanlardan dönüşmüyorlar. Onlar da bizim gibi yaratılmışlar...
Aslında en dikkat çekeni bu filminde animeden uyarlanması...
Etiketler:
Film Yorumları,
Japon Filmleri,
Uzak Doğu Filmleri
Kitabınızı Başkasının Adıyla Basar Mısınız?
Genç Kızlar
Bu kitabı okuyalı çok oluyor. Sanırım ortaokulu bitirdiğim seneydi. Elime nasıl geçtiğini bile bilmiyorum Ama iyi ki de okumuşum O zamanlar bilgisayar internet bu kadar yaygın değildi tabi. Çalıkuşu gibi masum içerikli romanlardan sonra çok daha farklı bir konusu vardı. Ancak beni asıl hayrate düşüren romanın konusundan çok nasıl bir kendi hikayeye sahip olması oldu
Kitap Nihal Yeğinobalı tarafından kaleme alınmış ancak o dönemde yayınevi onun yazar olmak için çok genç olduğunu söyleyip çevirmenliğe devam etmesini istiyor. O da bunlara kulak tıkayıp yazdığı romanı The Curtain Sweeps Down (Perde İniyor) şeklinde yabancı bir yazara aitmiş gibi tanıtıyor. Bir Fransız moda dergisinden kestiği bir aristokrat fotoğrafını da yazarın sureti olarak seçiyor.
Kitap birçok çeviri gibi Türkçe'de çekici olacak bir adla, Genç Kızlar adıyla yayımlanıyor, seviliyor, yeni baskılar yapıyor, çok satıyor. Yeğinobalı kırk yıl çeviri olarak koruyor romanını.
Bu romanın bazı bölümleri yayınevinin yönetmenlerince 'erotik' bulunmuş. Genç çevirmene nasıl çevirdiği sorulmuş, Yeğinobalı ise "çevirmedim, yazdım" diyememiş. O dönemler düşünülürse... 1950'de, yirmi yaşında bir Türkiyeli genç kızın, kadın cinselliğini konu eden bir roman yazması küçük sayılmayacak bir skandala yol açardı şeklinde yorumlanıyor.
Şimdilerde okuduğumuz şeylere bakıyorum da gerçekten zor zamanlarmış Kitabın ben de 6. Baskısı var. Çevirmen Nihal Yeginobalı olarak görünüyor 1969 yılında basılmış
Kitabın Ön Yüzü
Arka Yüzü
Kapak
Kendinizi romantizme kaptırmaya ne dersiniz? Ludlow Sahne Akademisi'nin çılgın genç kızlarıyla tanışmaya... Herkesi etkisi altında bırakan öğretmenleri Gabrile Samson'un cazibesiyle savrulmaya... Gençlik rüzgarlarında dalgalanmaya... Aşkın büyüsüyle sarıp sarmalanmaya... Kısaca bir kitabın sayfaları arasında mutluluğu, hüznü sıcaklıı bulmaya ne dersiniz? 1950 yılında Vincent Ewing imzasıyla çıkan Genç Kızlar bu kez Doğan Kitap'ta. Üstelik yazarının gerçek imzasıyla.
Ona boyun eğmek doğal bir şeydi Yalnızca bahar yıldızlarının aydınlattığı gece içinde onunla baş başa kalmak, genç kıza derin bir hoşnutluğun yanı sıra hâlâ anlamsız bir korku veriyordu. Kalbinin göğsünden fırlayacakmış gibi çarptığını ve avuçlarının terlediğini hissediyordu. Ondan tarafa bakmaya bile cesareti yoktu.
Eve kadar hiç seslerini çıkarmadan geldiler. Bahçe kapısının önünde Gabriel, "Sen dur biraz" dedi. Miss Bee durdu. Ona boyun eğmek, o ne derse onu yapmak doğal bir şeymiş gibi geliyordu. Gabriel birkaç dakika sonra ışıkları söndürmüş olarak, Miss Bee'nin kürk kabıyla döndü.
"Şunu sizin eve bırakalım da korulukta biraz gezelim" dedi. "Geceleyin ağaçların altı çok güzel oluyor." Miss Bee evine girip kürkünü asarken aynada yüzünü gördü. Rengi bembeyaz, gözleri kapkaraydı. Ani bir merakla eğildi, dudaklarının yansınımını inceledi. Dudakları da solgundu. "Bu gece beni öpecek mi acaba ?" diye düşündü. Gabriel Samson'un kendisini öpmesini düşününce içinin dayanılmayacak kadar tatlı bir heyecanla gıcıklandığını hissetti...
Kitaptan
3 Aralık 2010 Cuma
God Of Study | Bir Tartışma
Adı : 공부의 신 (Gongbueui Shin) / God of Study / Lord of Studying
Tür: Komedi
Bölüm Sayısı: 16
Yayıncı Kanal: KBS2
Yayın Tarihi: 4 Ocak 2010
Yayın Günü / Saati: Pazartesi ve salı günleri, saat 21:55'de
İlgili TV Dizisi:2005 yılı Japon yapımı, Dragon Zakura adlı dizinin Kore versiyonudur.
Efendim dizi Kang Ho Suk adlı avukatımızın mezun olduğu liseyi ziyaretiyle başlıyor. Tuvalet okul olarak adlandırılan okulunu kurtarmak için müdür ve öğretmenlerle anlaşıp 5 öğrenciyi ülkenin en iyi üniversitesine sokmak için yemin eder.
Dizinin 9 bölümünü izleyip bitirdim. Şimdi belki bir tartışma konusu olacak ama artık bunu söylemeden duramayacağım. Gerek bu dizide gerek diğer dizilerde (sadece Kore yapımlarından değil kastım) neden başrolde paylaşılamayan kız hep çirkin olmak zorunda...
You Are Beautiful'da Go Mi Nam'ın şeytan periye karşı normalde hiç şansı olmamalı. Ya da Jan Di'nin okulun diğer kızları yanında hiç umut beslememesi gerekiyor. Ancak nedense bütün erkekler onlar için yanıp tutuşuyor. Özellikle bu dizideki kız karakter o kadar çirkin ki (tövbe estafur) artık gına geldi. Tamam belki göze batmayan birisi olabilir karakterler ancak en azından gülüşü ya da bir gözlerini kısması güzeldir ona aşık olur dersiniz ama yok...
Benim demek istediğim iyilik bir yere kadar ancak etrafımda iyi olup ortalama güzelliğe sahip herkesin genelde yalnız olduğu... Bunu arkadaşlarımla da konuştum ve aldığım cevap "Kızım uyan iyilik bu dünyada para etmiyor oldu. " Ancak bana göre sadece iyilikle de alakalı değil. Daha da ileri gidip başka şeyler söyleyenlerde oldu ama neyse o da bana kalsın... :D
Etiketler:
Dizi Tanıtımları,
Dizi Yorumları,
Kore Dizileri,
Uzak Doğu Dizileri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















