Kore Dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kore Dizileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2015 Salı

Baby-Faced Beauty: 30 Yaşını Aşmak Suç Mudur?

 
 
 



Kore dizilerine verdiğim araya Baby-Faced Beauty ile son vermiş bulunuyorum. Kore dizilerinde zaten artık hep komedi-dram ikilisi arasında gidip geliyoruz. Bu dizi de onlardan sadece biri...

Ben bu diziyi özellikle iş arayışı içinde olanlara öneriyorum. Çünkü Türkiye gibi Kore'de de işe eleman alırken saçma sapan kriterler sunuluyor. 30 yaşını aşmamış, bayan, fiziksel özellikleri düzgün v.s. gibi... Sıkıysa Amerika'da böyle bir şey yapsınlar... Ayrımcılık suçundan firmanın ne kadar para cezası ödeyeceğini varın siz düşünün.  

Baby-Faced Beauty 2011 yılına ait bir dizi ve 16 bölümden oluşuyor. Klasik bir aşk üçlüsü var dizide. Tabi zamanla o aşk üçlüsü değişiyor ve yerini başka elemanlara bırakıyor.



 
 
 
Esas kızımız... Aslında 30 küsur yaşında ama yaşını gizleyerek iş başvurusu yapıyor. Ancak işinde çok iyi ve bir anda yükseliveriyor.
 

 
 
 
Patron... Biraz soğuk bir tip ve berbat bir saç kesimi var. 15'lik delikanlılara yakışıyor ama sana pek gitmemiş bu model be patroncum.
 
 




Genel olarak Kore yapımlarında -Coffee Prince ve Protect The Boss gibi bazı diziler hariç- hemen hemen izlediğim her dizide tırnaklarını çıkarmış, cadı tipli kadın karakterimiz vardır. Bu dizide de var. Yapımın komedi yanına gölge düşüren, izleyeni sinirlendirip, dizinin bir an evvel bitmesini istediğimiz bu kadın karakter. İşte bu da o...




Esas oğlan... Esas kızla uğraştığı sahneler çok tatlı lan...  "Ben senden büyüğüm. Bana abi demelisin." dediği yerlere kopmuştum.






Her Kore dizisinde artık görmekten bıktığım tek sahne... Sarhoş kızı evine taşıyan esas oğlan... Allah muhafaza sarhoş olsam, bir erkek tarafından taşınmak istediğim son hal bile bu değildir. Ne kadar iğrenç bir görüntü yav... Hiç romantik değil...

Tavsiye eder miyim? İlerleyen bölümlerde kötü kadın ve esas kızımızın rekabeti kabak tadı verse de bence bir şans vermelisiniz. Ben eğlenerek izledim zira...


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Wild Romance: Hem Seven, Hem Döven Bir Aşk



Uzun zamandır Uzak Doğu yapımlarından bahsetmiyordum. Bunun nedeni bir süreliğine ara vermiş ve dahası -ki bence en kötüsü- aradığım tarzda bir yapıma raslayamamış olmam. Son aylarda Spartacus: Vengeance, Game Of Thrones ve Once Upon a Time'ın da yayınlanması buna tuz biber ekti. Full House'u yarım bırakmış ve Baby-Faced Beauty bitirip hala yorumlayamamış biriyim şu an. Ancak bu diziden bahsetmeden geçemedim.

Twitter'daki konuşmalarımızdan sonra Sevda yani Miss Nefertiti bana bu diziyi önerdi. Bir Protect The Boss kadar olamasa da çok tatlı bir dizi Wild Romance... Başlarda birbirinden nefret eden klasik bir çiftimiz var yine başrolde. Zamanla ve zorlukların bir araya getirmesiyle ikisi birbirini daha iyi tanıyor ve bilindiği üzere aşık oluyorlar. Bu spoiler sayılmaz zaten bir-iki Kore dizisi izleyen 25 IQ'ya sahip birisi bile bunu çözebilir. O nedenle sorun yok.




Gelelim dizinin konusuna; Eun Jae, beyzbolu çok seven, deli dolu, biraz kaçık, korumalık yapan bir kızdır. Martılar ekibinin sıkı taraftarı olan Eun Jae, babasının doğum gününü kutladıkları akşam Park Moo Yeol ile karşılaşır. Park Moo Yeol ise, Martılar'ı şampiyonluktan eleyen takımdadır ve bunun en büyük nedeni ise kendisi olmuştur. O akşam çıkan tartışmada Eun Jae, asıl çocuğumuzu hırpalar ve olayın internette yayılmasıyla, kızımız Park Moo Yeol'un menajeri tarafından dedikoduların bastırılması için koruma görevine getirilir. Her şey yolunda görünse de en büyük sorun ikilinin birbirine tahammül edememesidir.


Diziyi izlediğim diğer romantik-komedi dizilerinden ayıran en büyük özellik başından itibaren belli bir temasının olması... Bu tema ne midir? Esas oğlanımıza zarar vermek isteyen bir sapık... Genelde romantik-komedi KDramaları ilerleyen bölümlerde drama yönelir ancak bu dizi için durum biraz farklı. Dizi son bölümlere doğru gerilim tadını alıyor. Olmuş mu, yoksa olmamış mı diye sorarsanız, ben konu olarak olmamış ama değişiklik bakımından olmuş derim. Dram izlemekten iyidir en azından.

Beyzbol dizinin içinde geçiyor ama ben bu spordan pek anlamam. Zaten dizinin içinde oynanan tek bir maç bile görmedim. Sadece bizim futbol fanatikleri gibi birbirlerini yiyen taraftarlar ve oyuncular vardı. Hepsi bu...

Karakterler ve çiftlere gelecek olursam, dizide aslında üç çiftimiz var. Bir de Park Moo Yeol'un eski sevgilisi giriyor devreye. Ben o tarz şahısları hem gerçek hayatta hem de izlediğim yapımlarda görmeye tahammül edemediğim için pek bahsetmek istemiyorum. Zira bu tipler sinirlerimi bozuyor. Hem ayrılmışsın, hem de onca zamandan sonra bir şeyler olur mu diye geri dönüyorsun... Var mı böyle bir dünya? Bir laf vardır. Köprünün altından çok sular geçti diyerek. Bu tabir ona çok uyuyor.


Neyse gelelim benim favori çiftime, ilk bölümlerde ana çiftimiz favorim olsa da, bakınız bitmek bilmeyen kavgaları, laf dalaşları, içte birbirlerinden nefret etseler de dışarıya karşı barışçıl bir tutum göstermeye çalışmalarını ben çok severek izledim. Ancak bölümler ilerledikçe favori çiftim de değişti. Araya aşk girdikten sonra duygusallaşmaya başlayan Park Moo Yeol-Eun Jae çiftinin yerini, başından dizinin sonuna kadar tatlı ve oldukça farklı bir ilişkileri olan Dong Oh-Menajer Kim aldı.

Dong Ah-Shi, bizim erkek tipli koruma kızımızın en yakın arkadaşı, üstelik de ev sahibesi... Matrak, eğlenceli, biraz uçarı ve çok, çok tatlı... Sohbetleri bir şekilde erotik yapımlara, kitaplara ve aşk konusu geçen her şeye getiriyor. Kore dizilerindeki utangaç tipli ev kızları geyiğini tamamen yerle bir etmiş bir karakter kendisi... Tek işi bütün gün evde oturup aşk romanları okumak, erotik tarzda yapılan filmleri izlemek... Ne yazık ki küçük yaşta ailesinin kaybetmiş ve bu nedenle korktuğu anlarda durmadan saçma şeyler hakkında konuşmak gibi bir özrü dışında hiçbir kusuru yok.

Menajer Kim ise onun tam tersi, oldukça kontrollü, az konuşan, üstelik çok ciddi bir şahıs... İşinin ehli ve bana kalırsa biraz bayık bir karakter... Buna rağmen Dong Oh-shi demesi, kızın yaptıklarına verdiği tepkiler, kızımız ona asıldığında kontrolünü kaybetmemeye çalışması ama bir yandan da onun yanında kalması gerçekten çok ama çok tatlıydı. Eğer zıt karakterlerin aşık olmalarından hoşlanan bir seyirciyseniz, sizin de izlediğinizde favoriniz olacak çift budur. Nokta...




Son olarak dizide kullanılan evlerden bahsetmek istiyorum. Kore dizilerinde kullanılan evlere hayranım. Full House, Secret Garden v.s. Kore'deki evler genelde minicikmiş, yazılanlardan okuyoruz ama sanki tersini ispatlamak için dizilerdeki tüm evler kocaman ve mimari harikası. Hiç olmasa farklı işlevleri olan dizaynı değişik yapılar...  Yemin ederim Türkiye'de olsa ve durumumun da yeteceğini bilsem bu evlerde otururum. Neden Türk dizilerinde böyle evler yok anlamıyorum ki... Benim gördüğüm en farklı tarzda ev, Adını Feriha Koydum'un ilk sezonundaki Hande'nin eviydi. O da bu evler kadar harika değildi bile. Ben bu dizideki Dong Oh-Shinin evine hayran kaldım. Hele iki odayı ayıran, ray sistemli kütüphanesi beni benden aldı. Eh mobilya sektöründe çalışan, üstelik kitap okumayı çok seven benim gibi biri için bulunmaz bir nimet bu...

Dizi için bir puan verecek olursam 10 üzerinden 8 derim. Romantik-komedi severler bir şans verebilir. Bana kalsa favori çiftim için bile izlenecek bir dizi bu...

Diziyi izleyenler neler düşünüyor acaba? En azından Dong-Oh Shi'ninki gibi bir evde oturmak istemezler mi? 

Son olarak evin resmi dışındaki tüm resimler Korea-Fans'tan alıntıdır. Bendeki videonun görüntü kalitesi çok kötüydü. Oradan almak zorunda kaldım. 

14 Ekim 2011 Cuma

Protect The Boss: Böyle Patrona Can Kurban!


İşte son gözdem... Geceleri uykusuz kalarak izlediğim dizi... Onca KDrama izledim ancak bu kadar tatlı bir dizi daha görmedim. Coffee Prince'in ya da You Are Beautiful'un da hakkını yemeyeyim ama bu dizinin yeri artık benim için bambaşka...

İtiraf etmeliyim başta diziye biraz soğuk yaklaştım. Aslında komedi tarzında bir dizi araştırıyordum ancak Korea-fans'ta melodram diziler bölümünde bu dizinin tanıtımını okuyunca bir şans vermeye kadar verdim. Şahsen neden dizinin tanıtımını o bölümde yapmışlar onu da anlayamadım. Komedi bölümünde olsa daha iyi dururdu. Çünkü 8 bölüm izledim daha dram işin içine pek girmiş değil. Sevdim bu diziyi anlayacağınız. Hem de çok sevdim...

Her zaman Ugly Betty'in Güney Kore versiyonunun çekilmesini isteyen biriyim. Ancak böyle bir yapım ne yazık ki şimdiye dek göremedim. Bu dizi en azından biraz olsun beni unutlandırdı. Patron-asistan konulu diziler hep ilgi çeker zaten.  

Gelelim konusuna; No Eun Sul, 3. sınıf bir üniversiteden mezun, çok başarılı bir eğitim hayatı olmayan, bunun dışında her türlü serseriliğe bulaşmasına rağmen, geçmişine mazi diyerek iyi bir işin peşinde koşan bir kızdır. Bir gün talih ona da güler ve büyük bir şirkette patronlardan birinin sekreteri olarak çalışmaya başlar. Ancak bu iş sandığı kadar kolay olmayacaktır. No Eun Sul kendini bir anda manyak bir patronla karşı karşıya bulur. Eğlence de burada başlar.  

Öncelikle sizi uyarmalıyım. Bu dizide normal tek bir insan yok. En küçüğünden, yaşlısına kadar herkeste bir manyaklık mevcut. Böyle olması da gerçi izleyicinin lehine. Çünkü ne kadar manyak varsa, konu o kadar renkli ve komedi düzeyi de o kadar fazla oluyor. En duygusal aşk itiraflarının olduğu ya da dram sahnelerinin geçtiği yerlerde bile tek bir kelime bile sizi kırıp geçiriyor. Böyle dedim ama gerçeklik de dizide iyi işlenmiş. Trajikomik sıfatı bu diziden başka bir şeye söylenemezdi herhalde.  Gifler herhalde ne demek istediğimi anlatıyordur.

Bir kere sekreterimizin hayatı çok tanıdık... Bütün orta gelir düzeyine sahip insanların yaşadığı sıkıntıları o da yaşıyor. Geçim sıkıntısı, ödeyemediği borçlar, bunun dışında okul hayatı hepsi o kadar tanıdık ki belki de hayatınızdan bir kesiti görüyormuş gib hissediyorsunuz. Böylece daha ilk dakikalarda dizi sizi kendine bağlıyor.
   
Patron Ji-Hun'u anlatmaya nereden başlasam bilmiyorum. Dünyada böyle bir müdür var mıdır acaba? Bence kesin yoktur. Zira o kadar aykırı bir karakter ki kimse onunla baş edemiyor. Mimikler konuşma tarzı, giyimi bile bir garip... Hangi patronun spor ayakkabı, sırf çantası ve takım elbise ise arz-ı endam ettiğini görebilirsiniz ki?Tam bir psikopat gibi görünse de aslında dünya tatlısı bir insan... Şeker mi şeker... Yanaklarını sıkasım var.

Dizide ikinci kadın olan Sea Na Yoon ise daha yeni bitirdiğim Personal Taste'in Kim İn Nee'siydi ve nefretlik bir karakter olarak görmüştüm. Bu kadına herhalde kötü kadın rolleri yapışmış kalmış. İkinci plana atılıp duruyor. Ancak Personal Taste gibi bir durum var gibi gözükse de bu dizideki karakteri çok farklı. Çok cool biri gibi dursa bile onun manyaklıkları da mevcut. Bir şekilde bize kendini sevdirmeyi beceriyor.

Favorimi en sona sakladım. Ji-Hun'un kuzeni Moo-Won, tam bir karizma abidesi... Siz öyle olduğuna bakmayın. Dizide olmadık sahnelerde yaptıklarıyla kendisini bize sevdiriyor. Normal insan yok dedim ya onun kanıtı gibi... Giyiminden, iş yaşamına, konuşmasına kadar herkes onu örnek gösterse de o işe yaramaz kuzeni Ji-Hun'u kıskanıyor. Onun gibi olamadığı için zaman zaman kendisine kızıyor. Karaktere hayat veren ve aynı zamanda şarkıcı olan Hero Jae Joung ise rolün altından başarıyla kalkmış.Üstelik bu hali çok daha karizmatik olmuş. Sizce de öyle değil mi?

Genelde bu tarz soğuk, ağır abiler dizilerde sevilmez. Ji-Hun gibi daha sıcak kanlı başroller beğenilir ama benim favorilerim hep bu karizma adamlar. Eğer onlar olmasa biz başroldeki şirinlerin değerini nasıl bilirdik?
Sonuç olarak izlenmesi gereken diziler listesinde başı çeken bir yapım olmalı Protect The Boss... Hala izlemediyseniz neden hala bekliyorsunuz. Download tuşuna gitsin eller... Peki, izleyenler neler düşünüyor?

3 Mart 2011 Perşembe

Hwang Jin Yi


Kore dizilerinde en sevdiğim kategori elbette ki romantik-komediler... Onun dışındakilere pek baktığım yok açıkçası. Üstelik konu tarihi dizilerse beni hemen oradan uzaklaştırın daha iyi.

Tarihi dizileri sevmediğimden değil. Daha çok tarihi yanlış değerlendirme olasılığı delirtiyor beni. En ufak bir yanlışlık bile size büyük bir hata olarak geri dönüyor. Tabi değiştirdikleri kişiler, olaylarda cabası. Türk dizilerinde de görüyoruz bunları. Özellikle son dönemde Muhteşem Yüzyıl'la zirveye çıktık bile denilebilir.

Bu yazımda ilk defa oturup izlediğim bir Kore tarihi dizisinden bahsedeceğim. Ben dizinin sadece iki bölümünü izledim. Dizi, Hwang Jin Yi adındaki bir gisaeng yani cariyenin hayatını anlatıyor. Çocukluğundan başlıyor,  annesiyle tanışmasına ve sevgilileriyle devam ediyor.


Başrolü oynayan Ji-won Ha'yı daha önce 100 Days With Mr. Arrogant filminde izlemiştim. Oyunculuğunu beğenmekle birlikte onu role pek yakıştıramadığımı itiraf etmeliyim. Sonuç olarak onun yaşındaki bir bayanın 16 yaşındaki bir genç kızı canlandırması benim gözlerimi çok yordu.


Eun-ho Kim varlıklı bir ailenin tek oğlu ve dizide Hwang Jin Yi'nin de gönlünü çalan zat... You Are Beautiful dizisinden tanıdığım Geun-seok Jang bence bu role çok yakışmış. Mimiklerini daha görememiş olsam da bu rolde uzun saçlı halini çok beğendim.


Dizide beni en çok etkileyen yerel kıyafetler, danslar ve elbetteki çalgılardı. O dönemin yapısıyla ilgili bize kısa da olsa bilgiler veriyor. Gerçi bu benim izlediğim ilk Kore tarihi dizisi o nedenle verilen bilgiler ne kadar doğru bilemiyorum.

Tarihi dönem dizilerinden hoşlanıyorsanız göz atmanızı tavsiye edebileceğim bir dizi... Yalnız benim bitirdiklrim arasında yerini ne yazık ki alamayacak.

10 Şubat 2011 Perşembe

BOF'un Asi Çocuğu Woo Bin | Kim Joon


Boys Over Flowers dizisinde en merak ettiğim karekterdi Woo Bin... Ne yazık ki senaristlerden hakkını alamadı. Karaktere hayat veren Kim Joon ise daha çok batılı yüz tipiyle genç kızların resmen favorisi... Aslında şarkıcı olan Kim Joon dizide rol alma nedenini kendisi de çok merak ediyormuş. Dizi hakkındaki yorumumu okumak için tık!

Peki siz bu yakışıklı hakkında ne düşünüyorsunuz?









* İsim: 김준 / Kim Joon (Kim Jun)
* Gerçek isim: 김형준 / Kim Hyung Joon (Kim Hyeong Jun)
* meslek: Şarkıcı ve aktör
* Doğum tarihi: 1985-Feb-03
* Boy: 183cm
* Kilo: 64kg
* Burcu: Aquarius
* Kan grubu: O

Dizileri:

Boys Before Flowers -Song Woo Bin (KBS2, 2008)


Resimler: Korea-Fans

25 Aralık 2010 Cumartesi

Kore Dizileri Sabah'ta!



Bugün gazetede gördüğüm bu haber beni öyle heyecanlandırdı ki anlatamam. Kore dizilerinin farkına sonunda birileri vardı.

Sabah gazetesinin Cumartesi ekinde Güney Kore dizileri incelenmiş. TRT'de yayınlanan Kore dizilerinin ne kadar beğenildiğinden ve izleyicinin yeni diziler için ne kadar bastırdıklarından bahsedilmiş.

Koreafans gibi benim de takip ettiğim siteleri de yazıda belirten Fisun Yalçınkaya Türk televizyonlarında yayınlanan en beğenilen Kore dizilerini de yazısında yayınlamayı unutmamış. En çok hanedanlık dizilerini içeren yazıda Kore'nin tarihi geçmişinden de bahsedilmiş.

Umarım TRT daha fazla diziyi bünyesine alır ve Kore dizilerinden daha fazla gazetede farklı haberler çıkar. Ümitle bekliyoruz. Yazının tamamı için tık!!!

Haber: Fisun Yalçınkaya Sabah Gazetesi

17 Aralık 2010 Cuma

You Are Beautiful | Fedakarlık ve Aşk




Adı:   You’re Beautiful
Çince Adı:
原来是美男啊
Bilinen Diğer Adları: You’re Handsome, A.N.JELL
Tür: Romantik, Komedi
Bölüm Sayısı: 16
Yayınlandığı Kanal: SBS
Yayınlanma Tarihi: 2009-Ekim-07, 2009-Kasım-26
Yayınlandığı Günler: Çarşamba & Perşembe 21:55

Oyuncular:

Jang Geun Suk - Hwang Tae Kyung
Park Shin Hye - Go Mi Nam / Go Mi Nyu
Lee Hong Ki - Kang On Yu / Jeremy
Jung Yong Hwa - Kang Shin Woo
UEE - Yoo He Yi
Bae Geu Rin - Sa Yu Ri (Fan klüp ün başkanı)
Kim In Kwon - Ma Hoon Yi (Mi Nam’ın menejeri)
Choi Ran - Choi Mi Ja (Mi Nam & Mi Nyu’un amcası)
Kim Sung Ryung - Mo Haw Ran
Jung Chan - Başkan Ahn
Choi Soo Eun - Wang Kko Di


Yönetmen:Hong Sung Chang
Senarist:Hong Jung Eun & Hong Mi Ran


Evet, Erkek Fatma Haftamızın ikinci konuğu,,,  Türkçe olarak en bilindik adı You Are Beautiful/You Are Handsome… Bana Jang Geun Suk’u tanıtma şerefine nail olmuş dizidir. Aynı zamanda yanına eşantiyon olarak Lee Hong Ki’yi de vermiştir. Özellikle görüntü olarak çok doyurucu bir dizi olduğunu söyleyebilirim. Gerçi giyim tarzları çok kötü ama olsun. Biz onları o şekilde seviyoruz. Özellikle Jang Geun Suk’un dudak bükmeleri hasta olacağınız cinsten. Jeremy’in tavırlarına ölüp bitecek, Shin Woo’ya aşık olacaksınız.  Neyse kısaca konuya geçecek olursak:

Dizi bir kilisedeki ayin sırasında rahibe adayı kızımızın sakarlıklarıyla başlıyor. Adı Go Mi Nyu… Annesi öldükten sonra ikiz kardeşiyle burada yetişmişler. Kızımız rahibe olmayı seçerken oğlumuz Go Mi Nam bir solist olmayı tercih etmiş. Aynı dönemlerde Kore’de çok ünlü olan A.N. Jell grubunun solisti Tae Kyung’un doktor uyarısı alıp kenarda durmasına karar verilince gruba yeni bir üye seçilmesi kararlaştırılıyor. Tesadüfe bakın ki bu kişi Go Mi Nam’dan başkası değil. Ne yazık ki Go Mi Nam Amerika’da estetik ameliyat geçirince Kore’ye dönmesi gecikir. Devreye menajerinin girmesiyle Go Mi Nam yerine Go Mi Nyu geçecek ve eğlence başlayacaktır.

 Go Mi Nyu bir yandan erkekliğe alışmaya çalışırken, bir yandan da hem grubun üyelerine hem de etrafındaki diğer onca insana karşı kimliğini gizleme çabasına girer. Önceleri grubun solisti Tae Kyung başta olmak üzere hayranları da dahil herkes ondan nefret ederken zamanla hepsinin gönlünde taht kazanmıştır. Grubun bir diğer üyesi Kang Shin Woo ise onun çoktan bir kız olduğunu anlamış ve ona karşı bazı hisler beslemeye başlamıştır. Jeremy ise Go Mi Nyu’’mın tavırlarını yanlış algılamakta onu gay sanmaktadır.



Spoiler: Coffee Prince kadar olmasa da beğendiğim bir diziydi. Grup üyeleri gözlerimi bayram ettirdi desem yeridir.  Ben dizilerde, filmlerde fazla tesadüfü sevmeyen bir insanım. Bu nedenle bu dizideki tesadüfler önemli ölçüde bendeki puanını düşürdü. Aynı zamanda grubun üç üyesinin de aynı kıza aşık olması “Yuh!” dedirtecek cinstendi. Dizi romantik, komedi olarak anılsa da dram öğesi de eklenmeli. Özellikle son bölümlere yaklaşırken dramın komedinin önüne geçtiğini söyleyebilirim ki komedi de bu kadar dram olması benim için eksi puan…



12 Aralık 2010 Pazar

Evde Kalmış Kadınlar Böyle Olmalı


Neden böyle bir başlık mı attım? Şuradakiyazımda The Woman Who Still Wants To Marry dizisinin tanıtımını yapmıştım. Düşe kalka diziyi bitirdim çok şükür. Beni hayal kırıklığına uğratmadı nitekim.

Yine benim tercihim karakter karakter gidecek olursam:



Lee Shin Young - Muhabir

Bir muhabir olan kızımız zamanında sırf yurt dışına gidip mesleğinde kendini geliştirmek adına sevgilisini bırakıp gitmiş. Tabi acısı kötü çıkmış sevgilisi onu terk etmiş. İyi de etmiş. Yoksa dizinin asıl konusuna asla gelinmeyecekmiş. 34 yaşına geldiğinde bir gün kendisini hala yalnız buluvermiş. Gerçekten karakterler içinde sevimli bulduğum biriydi Shin Young. Evde kalmış gibi gözükse de bu durumdan şikayetçi görünmüyordu. İşinde daha da yükselmek için elinden geleni yapıyordu ki bu da takdire değer. Onun asıl dert ettiği doğru insanı bulamamaktan şikayet etmesiydi. Özellikle kızdığında yüzünün yamulmasına ve kendini yatağa atıp sızlanmasına çok gülmüştüm.



 Jung Da Jung – Tercüman

Üçlü içinde evlilik mevzusunu en çok kafaya takan bireydi Da Jung. Özellikle milletin kendisi için ayarladığı buluşmalara gitmesi bizim görücü usulü buluşmaları hatırlattı. Hiç vazgeçmemesi ise onun en sevdiğim özelliğiydi. Ülkenin en iyi tercümanlarından biri olması zaten bunu gösteriyor. Nedense her türlü terslik onu bulsa da gerçekten arkadaşlarının hep yanında oldu.



Kim Boo Ki - Danışman

İşte benim favorim. Tavırlarıyla, giyimiyle, saç modeliyle bayıldığım insan… Sırf kullanıldığını düşündüğü için kaç yıllık nişanlısından ayrılmış ve kendisini evli erkeklerden intikam almaya adamış. Sonunda hırs yapıp işinde sözü geçen, saygı duyulan nitelikli bir birey olmuş. Başta karakter hakkında fazla bilgi verilmese de insanlara özellikle kadınlara karşı çok anlayışlı olması beni çok etkiledi. Peşinden koşan erkeklere yaptıkları ise bazen iyi oluyor dedirtecek cinsten.


Ha Min Jae - Müzisyen

Sırf bu şahıs için başlamıştım diziye. Memnun kalmadım desem yalan olur. Buradaki saç stilini pek sevemesem de hareketleri, davranışları süperdi. Sırf iddia için girdiği oyunda gerçekten âşık olacağını o da bilemezdi ama sonunun mutlu bitmesi en güzel tesellim. Shin Young suratına kahve dökmekle tehdit ettiğinde “Eğer bunu yaparsan ben de seni öperim.” demesi beni bitirdi. Saçını beyaza boyaması ise ayrı hikâye.



Na Ban Suk - Doktor

Doktor olmasına rağmen (sanki bu evlenilecek erkek olmak için bir avantaj) hala kendine göre birini bulamamıştır. Önce Shin Young’la ilgilense de onunla beraber olamayacağını anladığından rotayı başka bir yöne çeviriyor. Tartışmasız dizideki en komik adam. Da Jung’la tanıştıktan sonra hareketleri daha da komikleştiriyor. Bence komedi dizilerinin en aranılan ismi olmalı bundan böyle. Çünkü mimiklerini bu kadar iyi kullanabilen bir insan daha zor bulunur.


Yoon Sang Woo – Pilot

Shin Young’un eski sevgilisi her ne kadar başta tekrar onunla birlikte olmak istese de sonunda bu işin olmayacağını anlıyor. Eski sevgilisinin genç biriyle birlikte olmasına karşı çıksa da kendisi aynı duruma düştüğünde dertleşmeleri, birbirlerine sevgililerini anlatmaları çok güzeldi. Gerçi ben eski sevgiliden dost olmaz görüşünde olan birisi de olsam bile bu dizideki dostluk hoşuma gitmedi değil. Gülme komşuna gelir başına hesabı….

Üç kadın üç farklı hayat… Aslında bu görüntü birçoğumuzun artık etrafında rastladığı bir manzara.  Kariyeri uğruna kendini feda eden kadınları nedense köle muamelesi yapılıyor. Neden erkekler yaptığında normal bir şey gibi karşılanıyor da aynı şeyi kadınlar yaptığında hırslı, bencil, gözü doymak bilmez oluyor. Bunu güzel bir yolla anlatmış dizi. O yüzden benden 10/8 aldı. Kırdığım iki puan da tesadüfleri bu kadar fazla barındırmasından oldu. Azıcık gerçekçi olsakç Koskoca Seul’de millet hep mi birbirini buluyor.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Coffee Prince - Aşk ve Kahve





Adı: 1 / The 1st Shop of Coffee Prince
Diğer Adı: Coffee Prince
Tür: Romantik, komedi
Bölüm Sayısı: 17
Senarist: Lee Jung Ah and Jang Hyun Joo
Yapımcı: Lee Eun Kyu
Yönetmen: Lee Yoon Jeong
Yayın Kanalı:
MBC
Yayın Periyodu: 02 Temmuz - 27 Ağustos 2007
Yayın Zamanı: Pazartesi ve Salı 21:55

Oyuncular:

Yoon Eun Hye - Go Eun Chan
Gong Yoo  - Choi Han Kyul
Lee Sun Gyun  - Choi Han Sung
Chae Jung Ahn  - Han Yoo Joo
Kim Jae Wook) - No Sun Ki
Kim Dong-wook  - Jin Ha Rim
Lee Eon  - Hwang Min Yeop
Han Ye In - Go Eun Sae (Eun Chan'nın kardeşi)
Kim Chang Wan - Hong Gae Sik


İzlediğim en güzel Kore dizilerinden birisidir Coffee Prince. Gong Yoo’yu tanımama vesile olmuş dizidir ayrıca. İlklerden olmasından mı, senaryodan mı, yoksa Gong Yoo’dan mıdır bilinmez ama izlediğiniz de kendinizden bir parçayı da dizinin içinde buluyorsunuz. Ayrıca bu dizinin çekildiği mekan gerçekten Coffee Prince adında bir cafe zinciriymiş ve diziden sonra da ülke genelinde bayağı ünlenmiş. En kötüsünü de en sona sakladım. Eun Chan’ın kız kardeşinin sevgilisi canlandıran Lee Eon bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş. Gerçekten onun için çok üzüldüm.




Go Eun Chan (Yoon Eun Hye), dul annesi ve kendini bilmez kız kardeşine bakmak için deyim yerindeyse her işte çalışan bir genç kızdır. Pizza dağıtıcılığının yanı sıra dövüş sanatlarında usta olduğu için bu konuda hocalık da yapmaktadır. Ama onu diğer genç kızlardan ayıran en önemli özelliği giyimi, konuşma tarzı, hareketleri ve saç kesimiyle girdiği her ortamda erkek zannedilmesidir. Choi Han Kyul (Gong Yoo) ise ailenin tek çocuğu ve onu yola getirmeye çalışan büyükannesine inat gününü gün eden biridir. Büyükannesinin en önemli isteği de elbette ki Han Kyul’un evlenmesidir. Hatta ona buluşması için gelin adayları ayarlamaktadır. Eun Chan’la tesadüf eseri karşılaşan ve onu erkek zanneden Han Kyul ona bir teklifte bulunur. Eğer buluşmalara beraber gidip diğer kızların kendisinin gay olduğuna inandırırsa Eun Chan’a gerekli miktarda para verecektir. Eh paraya ihtiyacı olan genç kızımızda bu teklifi hemen kabul eder.

Han Kyul, Eun Chan sayesinde evlilikten bir süreliğine kurtulsa da büyükannesini memnun etmek için bu sefer iş için çalışmalara başlar, amacı Coffee Prince adında bir cafe açmaktır ve dizinin asıl konusu burada başlar. Sadece erkeklerin çalışacağı mekanda Eun Chan’da garson olarak işe başlamış, bu arada Han Kyul’la aralarında duygusal bir bağ oluşmuştur. Han Kyul bir yandan kendisiyle savaşırken bir yandan da ona olan duygularına gem vuramayacağını anlar. Ancak bu durum pek de kabul edilir olmayacaktır. Üstelik işin içine Han Kyul’un yakın arkadaşı Choi Han Sung ve onu terk eden sevgilisi Han Yoo Joo girince ortalık iyice karışır. Öyle bir vakit gelir ki kızımızın erkek değil de bir bayan olduğunu Han Kyul’dan başkası bilmez. Ona açıklamak da o kadar kolay olmayacaktır.



Spoiler: Erkek kılığına girmiş kızları anlatan diziler arasında birincim elbette ki Coffee Prince’dir. Gong Yoo’nun tatlı gülüşünü, kızın ardından ağlayışı hala gözümün önünden gitmez. Özellikle arabasında giderken “So Sad ” şarkısıyla o ağlar ben ağlar. Bir erkeğin kız olsun erkek olsun kendisiyle nasıl savaştığını bu dizide gördüm ben. Her ne kadar kızımıza “Sen gay olabilirsin ama ben erkeğim.” deyip ona bağırıp çağırsa da yine kendini onun yanı başında bulması herkese özellikle kendisine gerekli cevabı vermiştir. Ayrıca vücut kimyası denen bir şey de var. Yoon Eun Hye’nun oyunculuğuna ise resmen hayran kaldım. Yürüyüşü, burnunu çekişi, küfürlü konuşmaya çalışması her yönüyle ergenliğe yeni adım atmış bir delikanlıyı andırıyordu. 
 

Bir de puan vermeden olmaz. 10 üzerinden 9.5 Neden mi? Sondaki o ayrı geçen 2 sene için… Neden hemen birleştirmediniz ki sanki?
Efem dinlemek isteyenler için dizinin çok sevilen şarkıları:




Erkek Fatma Haftası


 
Kız Mı? Erkek Mi? adlı yazımda You Are Beautiful’un karakterleri hakkındaki düşüncelerimi yazmıştım. Ancak sonra baktım ki erkek kılığına girmiş kızlarla ilgili bir yazı hazırlasam çok iyi olacak. Sırasıyla Coffee Prince, You Are Beautiful ve Ikemen Paradise’nin tanıtımlarını yapacağım. Dahası bunlarla ilgili fikirlerim de yer alacak.

3 Aralık 2010 Cuma

God Of Study | Bir Tartışma


Adı : 공부의 신 (Gongbueui Shin) / God of Study / Lord of Studying
Tür: Komedi
Bölüm Sayısı: 16
Yayıncı Kanal: KBS2
Yayın Tarihi: 4 Ocak 2010
Yayın Günü / Saati: Pazartesi ve salı günleri, saat 21:55'de
İlgili TV Dizisi:2005 yılı Japon yapımı, Dragon Zakura adlı dizinin Kore versiyonudur.

Efendim dizi Kang Ho Suk adlı avukatımızın mezun olduğu liseyi ziyaretiyle başlıyor. Tuvalet okul olarak adlandırılan okulunu kurtarmak için müdür ve öğretmenlerle anlaşıp 5 öğrenciyi ülkenin en iyi üniversitesine sokmak için yemin eder.


Dizinin 9 bölümünü izleyip bitirdim. Şimdi belki bir tartışma konusu olacak ama artık bunu söylemeden duramayacağım. Gerek bu dizide gerek diğer dizilerde (sadece Kore yapımlarından değil kastım) neden başrolde paylaşılamayan kız hep çirkin olmak zorunda...

You Are Beautiful'da Go Mi Nam'ın şeytan periye karşı normalde hiç şansı olmamalı. Ya da Jan Di'nin okulun diğer kızları yanında hiç umut beslememesi gerekiyor. Ancak nedense bütün erkekler onlar için yanıp tutuşuyor. Özellikle bu dizideki kız karakter o kadar çirkin ki (tövbe estafur) artık gına geldi. Tamam belki göze batmayan birisi olabilir karakterler ancak en azından gülüşü ya da bir gözlerini kısması güzeldir ona aşık olur dersiniz ama yok...

Benim demek istediğim iyilik bir yere kadar ancak etrafımda iyi olup ortalama güzelliğe sahip herkesin genelde yalnız olduğu... Bunu arkadaşlarımla da konuştum ve aldığım cevap "Kızım uyan iyilik bu dünyada para etmiyor oldu. " Ancak bana göre sadece iyilikle de alakalı değil. Daha da ileri gidip başka şeyler söyleyenlerde oldu ama neyse o da bana kalsın... :D

30 Yaşında Kim Evlenmek İster?



Evet bugün size Kim Bum'un yeni dizisini tanıtacağım. BOF’taki hayranlığımdan sonra yana yana dizilerini arayıp internetten indiriyorum. Başta dizinin konusu bana Üç Kadın Üç Pırlanta kitabını anımsattı ancak biraz izlediğimde çok farklı olduğunu gördüm...


Adı:
아직도 결혼하고 싶은 여자 / The Woman Who Still Wants To Marry
Diğer Adı: City Lovers
Tür: Romantik
Bölüm: 16
Yayınlanacağı Kanal: MBC
Yayınlanacağı Tarih: 2010-Ocak
-20 / 2010-Mart-11
Gün ve Saati: Çarşamba ve Perşembe 21:55

Konu:3 kadının hayatındaki bir bölümün kapanışı ve yeni bir bölümün açılışı

NOT:Bu dizi KBS2'de yayınlanan The Man Who Can’t Get Married dizisinin kadın versiyonudur.

OyuncularPark Jin Hee as Lee Shin Young
Uhm Ji Won as Jung Da Jung
Wang Bit Na as Kim Boo Ki
Kim Bum as Ha Min Jae
Choi Chul Ho as Na Ban Suk
Lee Pil Mo as Yoon Sang Woo
Park Ji Young as Choi Sang Mi
Kim Yong Hee as Ha Myung Suk
Ahn Hye Kyung as Hye Jin
Jun Se Hong (
전세홍)
Yön
etmen: Kim Min Sik (
김민식), Go Dong Sun
Senaryo: Kim In Young

34 yaşında bir muhabir olan Shin Young'un sevgilisnden evlenme teklifi almasıyla başlıyor dizi. Adam gerçeküstü diyemeyeceğiniz kadar romantik anlayışlı falan filan. Böyle olunca kokusu aynı ge
ce çıkıyor ve Shin Young aldatıldığını öğreniyor. En yakın arkadaşı Boo Ki ise bir yandan işiyle uğraşırken bir yandan da arkadaşının manyaklıklarıyla boğuşuyor. Yetmiyor o sıralarda ülkenin en iyi tercümanı olan Da Jung'la eski arkadaş olduğunu fark eden Shin Young bir de eski sevgilisiyle çıktığını öğrenince işler iyice karışıyor. Birbirine girmek yerine destek olan üç kadın var karşımızda. Eh bir de araya iki erkek girince işler iyice içinden çıkılmaz bir hale geliyor...

Sadece ilk bölümünü izledim. 2 bayanın manyaklığı dışında benim sevdiğim karakter Boo Ki oldu. En aklı başında olan o olduğu için sanırım... Kim Bum için ilk bölümde son 10 dakikaya sıkıştırılmış arkadaşına nasıl kız ayarlanır şeklindeki direktifler dışında pek bir hareketlilik yok. Ancak dizinin resimlerine baktım da ilerleyen bölümlerde bayağı göreceğiz kendisini...

Benim başladığım dönemde dizinin sadece ilk bölümü Türkçe'ye çevrilmişti. Ara ara çevrilmeye devam ediyor. Ama beklemek istemezseniz ingilizce alt yazılı da izleyebilirsiniz.

2 Aralık 2010 Perşembe

Asimetrik Kesim | Süper Seçim


Bir süredir ara ara The Woman Who Still Wants To Marry dizisini izliyordum. Bu saç şekli ilk günden beri dikkatimi çekmişti. Sadece saç şekli de değil giyim, yaşam tarzı, çalışma hevesi, her yönüyle beni etkiledi. Bir ara diziden de bahsedeceğim tabi biter bitmez de yorumlarımı paylaşacağım. Saç modelimden sıkılmaya başladığım şu günlerde saçlarını böyle kestirmeyen ne olsun.

Resim: http://janoomma.blogspot.com/

21 Kasım 2010 Pazar

Kız Mı, Erkek Mi?

You are Beautiful... Bir erkek kılığına bürünmüş kızımız daha...

Erkek kılığına bürünmüş kızların başrolü oynadığı dizilere girişimi Coffee Prince'le yapmıştım. Feci şekilde Korelilerin bu meseleye düştüğünü fark ettim.  Bence bunun altında kız gibi görünen Uzak Doğulu erkeklere göndermeler var... Kesin...

Karakter karakter gidecek olursak...

[image]

Öncelikle bayanlar

Kızımız başta iyi hoştu ama nedense sonlara doğru kabak tadı vermeye başladı bana nedense... Üstelik bir değil iki değil üç erkeği nasıl oluyor da kendine aşık etme yeteneğine sahip oluyor onu da anlayamadım ya neyse? Ancak her ne olursa olsun uzun zamandır görmediği kardeşi için böyle büyük bir sorumluluğun altına girmesi beni çok etkiledi... Dahası acılarla dolu geçmişini ve ailesini araştırırken daha kötüsüyle karşılaşması da gerçekten çok üzücüydü... Ancak çok sakar ve de salak mı desem olduğundan ne Woo'nun ona anlattığı hikayelerden bir şey anladı ne de Jeremy'nin hareketlerinden bir şey kapabildi... Her şey olup bittikten sonra onlardan uzaklaşmayı seçti...


[image]

Esas Oğlan

Bana başta biraz uyuz gelse de bölümler ilerledikçe Mi Nam'la olan diyalogları o kadar güzeldi ki çok beğendim... Gülerken küşük bir çocuk gibi ancak kaşlarını çattığında tam olarak bana yaklaşmayın mesajını veren bir kişilik... Özellikle kızın önemsemediğini söylese de onun beğendiği ya da özel olan şeyleri düşünüp ona göre hareket etmesine bayıldım... Domuz-tavşan, toka sondaki yıldız hediyesi bunu gösteriyor. Umrumda değilsin dese de ne zaman kız zora düşse onu kurtaran o oluyor... Konserdeki kaçışları ve sırf sırrı ortaya çıkmasın diye HE Yi ile birlikte olması... Azlında bütün bunları acı çekmemek için yapıyor... Annesi yüzünden yaşadıklarından dolayı insanlardan korkuyor... 


[image]


Acılı Arkadaş

Sanırım arada en çok buna üzüldüm. Eh be oğlum madem seviyorsun neden lafı bu kadar dolandırıyorsun... Tamam bir değil iki değil. Yemeyenin malını yerler... Kız karşında duruyor ancak sen yalanı ortaya çıktığında bile onu sadece izliyorsun... Bu karakterin zekasına da hayranım doğrusu... İlk bölümden çaktı dalgayı.... Hazırladığı sürprizlerde çok güzeldi... Tanıtım toplantısında herkesten önce yetişip benim sevgilim deyip onu saklamaısı da ayrı olaydı zaten.... Son dakikaya kadar vazgeçmemesi de ayrı bir mesela... O duş sahnesinde kızın yününe havluyu örtüp " Sen buradayken duş alamam." demesi beni bitirdi...  Onun hakkında sayfalar doldurabilirim ancak bu kadar yeter şimdilik...  


[image]

Yaramaz Bebek...

Woo benim için ne kadar özelse Jeremy'nin yeri de o kadar ayrı... O kadar sevimli ki çocuksu yönüne herkes açık olabilir. Mi Nam'ın kız olduğunu öğrendiğinden beri ne zaman ona bakıp Senden çok hoşlanıyorum deyip üzerine atladığı sahneler beni bitirdi... Gerçi bunun sadece arkadaşlık olduğunu düşünürken tutup onun da aynı kişiye tutulması ne kötü talih... Radyo meselesi de zaten süperdi ancak sonra kötü sonuçlandı. O şarkı söylerken ben bittim... Onun gibi bir karakteri ağlattığı için kızdan nefret ettim... Ayrıca bizim Jolie oldu ya Çolli... da süperdi...

Benim için güzel bir diziydi. Ancak Coffe Prince kadar asla olamaz. Bu diziyi daha popüler yapan sanırım yakışıklı erkeklerin fazla olması ve ünlülerin hayatından kesitler sunup, yaşamlarını göz önüne alması... Sıradan birisi o gruba aniden dalış yaparsa neler olur... Bence güzeldi Bir de puan vereyim...

Sanırım 10 üzerinden 7.... Neden mi? Konu basit olsa da çalışmalarla açıklar güzel kapatılmış....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...