Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2011 Pazar

Vampir Aşkı: Mim Başlatmak Benim Neyime

Bu aralar vampir kitaplarına daldım yeniden. Yeni sezonda True Blood'un 4. sezonu ve Şafak Vakti yayınlanacağı için de bayağı heyecanlıyım. Eh kitapları ve filmleri izlememiz için bize en büyük gerekçeyi veren vampirlere de yeniden aşık olmanın zamanı geldi. Peki benim vazgeçemediğim vampirler kimler?


Jasper Hale - Alacakaranlık Serisi

Twilight'ın vampirleri bana pek vampir gibi gelmiyordu, en azından Cullen ailesi... Benim aklımdaki vampir portresinde onlar kan emici, insanları küçümseyen, eğer gerekirse karanlık yönlerini apaçık göstermekten çekinmeyen yaratıklar olmalıydı. Cullen ailesinden bu tanıma en uygun isim ise hiç kuşkusuz Jasper'dı.

Ailenin en yaşlı ikinci vampiri olan Jasper, aynı zamanda yaşadığı kanlı vampir savaşları nedeniyle insan kanına en dayanıksız aile üyesi olarak da karşımıza çıkmıştı. Onun yeteneği ise duyguları hissedebilmesi ve aynı zamanda kontrol edebilmesi... Etrafımızda onun gibi biri hiç fena olmazdı.

Onu bu kadar sevmemin bi nedeni de karaktere can veren Jackson Rathbone'a olan hayranlığım... Normalde koyu kahverengi saçlara sahip olan Jackson saçlarını bu yapım için sarıya boyatmıştı. Benim için her ikisi de makbul...


Eric Northman - True Blood

Güneyli Ölüsü Serisi'nin kalpleri hoplatan vampiri Eric'i beğenmeyen yoktur herhalde... Kitapta 1.90'lık boyu, yapılı vücudu ve uzun sarı saçlı tasvir edilen vampiri, Alexander Skarsgard canlandırıyordu. Eric!i sevmemin en büyük nedeni, kitaptaki diğer vampir Bill'in aksine espri yeteneğine sahip olmasıydı. Ayrıca bu serideki vampirler diğer vampirlere göre çok daha kötü işlerle adı anılır cinsten yaratıklar...

Eric'i her zaman soğuk ya da esprili halde görsek de benim için unutulmaz olan dizinin 2. sezonunda efendisinin ölümü üzerine hüngür hüngür ağlaması olmuştu... Onun gibi birinden beklenebilecek son davranıştı sanırım.


Asher - Anita Blake Serisi

Anita Blake Serisi'nin yaralı vampiri Asher, Jean-Claude'un gölgesinde kalsa da nedense ben onu diğer karakterlerden ayırıp ayrı bir yere koydum. Asher, Jean-Claude'un eski sevgilisi ve biseksüel... Yüzünün sağ tarafı ve vücudunun bir kısmı, kilise tarafından kutsal suyla dağlanarak, işkence yapılmış. Sanırım bu sebeple ona karşı acımayla karışık bir sevgi besliyorum.

Asher'ı kitapta çenesine uzanan sarı saçları ve 1.80 boyuyla tanımıştık. Ne yazık ki serinin yazarı kitaplarını beyaz perdeye aktarmaktan yana olmadığı için bu tipe en uygun kişi model Boyd Holbrock olarak görünüyor sanırım benim gözümde...

Eminim vampir kitaplarını okuyan herkesin aklında bir vampir kalmıştır. Ben de merak ediyorum acaba, Darkangel ve Mavi'nin vampir aşkları kimler?

25 Şubat 2011 Cuma

Mimlenmek Güzel Şey!



Sevgili Makyaj Aynam beni mimlemiş. Kısa sürede iki mim. Hadi hayırlısı...


Küçükken Şeker Kız Candy'i o kadar çok izleyip, sindirmişim ki bu küçük tatlı cadıya bayılırdım. Onun gibi olmak isterdim. En çok imrendiğim özelliği ise gece yarısı bir ağaçtan diğerine geçerek erkek yurdundaki odalara yaptığı baskınlardı.


Ben de bu mimi Salıncakta İki Kişi'ye gönderiyorum. Bakalım onun favori çizgi film karakteri kim?

23 Şubat 2011 Çarşamba

Replikler Mimi | İlk Mimim

Fanfiction forumunu ve blogunu severek takip ettiğim Darkangel beni mimlemiş. Bu benim ilk mimim olduğu için başta ne yapacağımı pek bilemesem de olayı çabucak kavradım.

İzlediğim dizi, film ya da animelerdeki unutamadığım replikleri paylaşacağım bu yazıda. Çoğu blogger romantik filmlerin repliklerine yer vermiş. Benimde bir farkım olsun birkaç Türk filmini araya sıkıştırayım dedim. Belki sizin beğendikleriniz arasından çıkar.


Hayalet

Molly: Seni seviyorum.
Sam: Ben de…
Molly: Ben de ne demek? Bana bir kez olsun seni seviyorum demiyorsun hep “Ben de!” diyorsun.
Sam: İnsanlar “Seni seviyorum.” der ama onun asıl anlamını asla bilmezler.



Pretty Woman

Edward: Sana hiç fahişeymişsin gibi davranmadım.
Vivian: İşte şimdi davrandın.


Kinky Boots

Charlie Price yaptığı kısa topuklu çirkin çizmeyi Lola’ya gösterir ve fırçayı yer.

Charlie Price: Ama bu ayakkabılar çok rahat.
Lola: Seks rahat olmamalı…

Konuşmaya kulak misafiri olan bir çalışan ise aynen şöyle diyor: “Neyse ki böyle düşünen bir tek ben değilmişim.”

Aynı filmden başka bir replik
Lola: Seks topukta gizlidir.

Anlamı ise; topuklu ayakkabılar bacak kaslarını gergin tuttuğu için karşı cinsi daha fazla etkilermiş. (Ya da böyle bir şey…)



BOF’un birçok komedi sahnesi vardı ama benim favorim nedense bu…

Boys Over Flowers

Go Jun Pyo: Hey temizlikçi
Geum Jan Di: Ne var? (Resmen çığırır.)
Go Jun Pyo: Eminim o eski teknede bayağı sıkılmışsındır. Söyle hadi beni gördüğüne çok sevindin değil mi?
Geum Jan Di: Sen gelene kadar keyfim gayet iyiydi.


Gelelim Türk filmlerine… Küçük bir çocukken haberlerden önce verilen çizgi filmlerin başını kaçırmamak için ondan önce yayınlanan Türk filmlerini de izlerdik kardeşimle…

Bu filmin ben de yeri ayrı gerçi. Sağ olsun kardeşim ve en yakın arkadaşım –sanki anlaşmışlar gibi- Amerika’ya gideceğim dönemde aşağıda geçen diyalogu o kadar çok tekrarladılar ki artık ne zaman bir cümlenin içinde “Amerika” sözü geçse aklıma bu film geliyor.



Neşeli Günler

Ziya: Ben Amerika’dayken…
Kazım: Sen nerdeyken, nerdeyken?
Ziya: Amerika’dayken…
Kazım: Haaa! Amerika’dayken…



Vizontele

Veli: Baba akü yok.
Latif: Farları açık unutursan tabi biter.
Veli: Baba akü komple yok. Aküyü çalmışlar. Kaputu açmışlar bir de aküyü çalmışlar. Hadi kaputu açmasalar neyse…

Benden bu kadar... Ben de bu mimi sevgili Kalinka'ya gönderiyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...