Erdal Güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erdal Güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2011 Perşembe

Peri Kutusu: Hoşçakal Mayumi, Only You, Elf Lip Balm


Erdal Güven'in birkaç kitabını okuyup yorumlamıştım. Ardından Yumi İstanbul'da Bir Geyşa adlı kitabına başlamıştım ki aslında kitabın Hoşçakal Mayumi adlı kitabının devamı olduğunu fark ettim. Elbette onu okumadan ikinciye başlamanın bir anlamı olmayacaktı.

Konu: Ertuğrul firkateyni, Sultan Abdülhamid'in hediyelerini ve dostluk mesajını Japon İmparatoru'na götürdükten sonra dönüş yolunda batan; misyonuyla değil de, batışıyla, şehit Türk askerleriyle efsaneleşmiş bir gemi...

Yazar, romanında Ertuğrul'un hüzünlü öyküsünün yanı sıra, gemi personelinden Teğmen Nureddin ile Geyşa Mayumi arasında Japonya'da filizlenen aşkı da anlatıyor. Romanda ayrıca, Japon kültürü, geyşalık olgusu ve dönemin İstanbulu, zengin ayrıntılarla işleniyor.




Bu filmi izlediğimde çok küçüktüm. Geçenlerde aklıma düştü. Bakalım bakış açımda değişme olmuş mu?

Konu: Faith, bir Ouija tahtasında kaderini öğrendiğinden beri, ruhunun eşini aramaktadır. Fakat bu kişi, evlenmek üzere olduğu adam değildir. Onun hakkında bildiği tek şey adıdır: Damon Bradley. Bu yüzden, küçük ipuçlarını birleştirerek İtalya'ya gelir ve hayatının aşkını aramaya başlar...

Bu sırada Peter ile tanışır. Peter için eş ruhu Faith'dr ve bunu öğrenmek için tarotlara ihtiyacı yoktur ama Faith için durum aynı değildir çünkü Peter'in ismi Damon değildir...


Elf ürünlerini sevdiğimi bilirsiniz. Yeni Spf 15 lip balmlarına vuruldum. Ancak lanet gümrük yasası nedeniyle satın almam mümkün görünmüyor. Bela okusam acaba yerini bulur mu? Sanırım bulur.

With the e.l.f. Conditioning Lip Balm, lips get treated to a sheer splash of color that’s super smooth, velvety soft and non-sticky. Not only are these sheer, natural shades beautiful, they’re also beneficial, with natural ingredients that condition dry, chapped lips including Vitamins A & E. SPF 15 to protect delicate lips against harmful sun

7 Nisan 2011 Perşembe

Ve Tanrı Keiko'yu Yarattı: Japonların Temel'i, Keiko'yla Tanışın!



Siz hiç Japon fıkrası duydunuz mu? Japon arkadaşınız, akrabanız ya da Japonlarla alakalı bir tanıdığınız varsa bir sorun bakalım. Var mıymış? Benim bu kitapta gördüğüm kadarıyla aslında Japonlar'ın fıkra kültürü yok. En azından Erdal Güven'e göre öyle...

Erdal Güven'e genel yayın yönetmeni "Fıkra bul!" diye baskı yapınca o da kendisine Keiko karakterini bulmuş. Keiko bizim Temel gibi her fıkrada ayrı bir kişiliğe bürünüyor. Meslek, yaş olarak değil sadece, bir bakmışız saf kız rolünde bir bakmışız kurnaz bir kadın...Onu anlayabilene aşk olsun.

Kitap tam olarak bir yaz kitabı... Onun dışında yolculuk esnasında da sıkılmadan okuyabilirsiniz. İçeriğindeki bazı fıkraları okuduğumda "Ben bunu nereden hatırlıyorum. " dediğim oldu açıkçası. Erdal Güven bizim fıkraları alıp Keiko'ya mı uyarlamış, yoksa Keiko için yazdığı fıkralar bizim Temel'e mi geçiş yapmış anlamadım.

Bir-iki günlük kitabı birkaç haftaya yayıp okumamın nedeni ise bu arada başka bir kitaba da göz atmış olmam. Bu kitabı önerir miyim? Açıkçası fıkra ve Japonlar'ı seviyorsanız kaçırmayın derim.

Nedir bu Keiko olayı? Kimdir bu Keiko? Bu soruların cevabını bilmek tabii ki en doğal hakkınız. Hemen söyleyeyim, Keiko öyle zannettiğiniz gibi bir kişi değil. Ayrıca gerçek zaman kişi ve kurumlarla uzaktan yakından alakası yok. Tamamen bir hayal kahramanı. Onu bir gün doktor, bir gün hasta, bir gün rahibe, bir gün kilisede günah çıkartan uslanmaz bir fahişe, bir gün öğrenci, öbür gün öğretmen olarak görebilirsiniz. Hiç şaşırmayın, o tam anlamıyla bir binbir surat. Yüzlerce, hatta binlerce kimliği var. Aslında onun gibi milyonlarca kişi var. Keiko, Japon kadınlarının karakteristik özelliklerini üzerinde toplamış bir örnek sadece. Biraz saf biraz duygusal ama inanın çok temiz kalpli.

Hürriyet gazetesinde Japonya ile ilgili köşe yazıları yazmaya başladığımda, Genel Yayın Yönetmenim Ertuğrul Özkök benden köşemde Japon fıkralarına da yer vermemi istedi. Günlerce süren araştırmalar sonucunda anladım ki öyle Japon fıkrası denilen bir şey yok.

Eh koskoca Genel Yayın Yönetmeni istemiş, "Fıkra bulamadım" denir mi? "Ne yapmalı da bu sorunu çözmeli" derken aklıma geldi. "Madem Japon fıkrası yok öyleyse ben yaratmalıyım" dedim. Öyle de yaptım ve Keiko tiplemesi çıktı ortaya.

Keiko, usta karikatürist Bülent Çelik'in mükemmel çizgisi ve yorumuyla, Hürriyet gazetesi sütunlarında canlandı.

Hayatınıza girdi bir kere, artık nerede ne olarak karşınıza çıkar bilemem. Bekleyelim görelim, belki bir gün film yıldızı bile olabilir.
- Erdal Güven-
5 Ocak 2000
İstanbul
(Önsözden)

10 Mart 2011 Perşembe

Maymun da Ağaçtan Düşer: Çaylaklar İçin "Japonya" El Kitabı



Sizce bir diplomatın ayakkabısıyla iki ülke arasındaki ilişkiler nasıl daha yakın hale gelir?  Kulak temizletmek için kaç bin doları gözden çıkarırsınız? 4 numara neden Japonya'da lanetlidir? Bir geyşayla birlikte olunabilir mi?

Bunlar şu an için çok saçma sorular gibi gelebilir.  Ancak bu kitabı okuduğunuzda hepsinin çok iyi bir açıklaması olduğunu göreceksiniz.

Erdal Güven... Bu isme dikkat edin. Çünkü bu ve bundan sonra tanıtacağım birkaç kitap yazımda bu ismi sık sık anacağım.

Benim Uzak Doğu, özellikle Japonya ilgimi az çok herkes biliyordur. Bu çekik gözlülere dayanamıyorum. Yalnız genelde kitapçıları gezerken gördüğüm kitaplar hep kasvetli, okurken sıkılıp bir kenara attığım kitaplardı ta ki bu zat-ı muhteremin kitaplarıyla tanışana kadar.

Kitap kısa kısa hikayelerden oluşuyor. Öyle ki sayfalar akıp gidiyor. Nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile... Yazar Japonya'daki deneyimlerini, kendi mizahi yanını da katarak yazıya dökmüş.

Benim aklımda kalan birkaç küçük not:

Japonlar ilginç insanlar vesselam. Makarna sosun üzerine kaşar rendelemeyi anlatamamış yazarımız onlara. Daha doğrusu onlar anlayamamış. Türkiye'nin gözüne seveyim. "Çek 1.5!" dersin, gelir önüne. "Yanına şunu koy ilaveten..." dersin. Hemen hazırlanır. Kıvrak zekalıyız ne de olsa.

Siz hiç kavun tarlasını gezmek için para ödediniz mi? Daha doğrusu bizim yurt dışına giden insanlarımız gibi bir sürü hazırlık yapıp, üzerine kaç bin dolar para bastınız mı? Ben basmadım ama Japonya'da olsaydım herhalde bu favorilerim arasında yerini alırdı. Japonlar özel merkezlerde yetişen kavunları görmek için özel turlarla bostanlara gidiyorlarmış. Gerçi kavunun tanesi de 200 dolar civarındaymış. Onlara da herhalde özel turlar düzenlenir değil mi? Ayıp olur yoksa...

Size önermiyorum. Okuyun diyorum. Pişman olmazsınız.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...