The Walking Dead etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Walking Dead etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2011 Cumartesi

The Walking Dead: 2. Sezonuyla Geri Döndü...


Benim yazılarımda -en azından ilk yazdığım dizi yorumları hariç- spoiler pek bulamazsınız. O yüzden rahat rahat okuyun.

Geçen sezon altı bölümlük mini bir dizi olarak yayına başlayan The Walking Dead: Yürüyen Ölüler yeni sezon açılışını yaptı. Haliyle bana da yazmak düştü.

Zombilerle ilgili yapımları sevmiyorum. Film, dizi fark etmiyor. Ölümcül Deney Serisi'nden nefret ederim mesela. Milla'nın oradan oraya zıplayan görüntüsü çok saçma çünkü. Peki, bu diziye nasıl başladım ve neden devam ediyorum?

Bir kere Ölümcül Deney'den çok daha inandırıcı. Yapımlar ne kadar fantastik ya da bilim kurgu olarak lanse edilip, bu gruplara dahil edilse de ben onlarda da birazcık mantık kırıntısı ararım. Ölümcül Deney'de bu yok. Dahası, bu dizide insanlar, şehirler daha gerçekçi. Olaylar, insanların bakış açıları çok daha inandırıcı. Ayrıca bazılarına göre sinir bozucu olsa da bölümlerin az olması nedeniyle tadı damakta kalan bir yapım The Walking Dead...

İlk bölümü izlemeye başladığımda konu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Geçmişe mi dönüş yapılacak -Rick'in hastane odasındaki hali, salgının başladığı ilk zamanlar- yoksa kaldığı yerden devam mı edilecek bilmiyordum. Spoiler bombardımanıyla dolu blog yazılarını okumaktan pek hoşlanmıyorum. Hiçbir tadı kalmıyor o zaman izlemenin. Şunu söyleyebilirim ki -spoiler olmaz sanırım- dizi kaldığı yerden devam ediyor.

Belirtmem gerekir ki, geriye dönüş olsa süper olurdu. Grup nasıl bir araya geldi, Shane ve Lori'nin ilişkisi nasıl başladı, hepsi tek tek cevaplanmış olurdu. Önceki sezon izleyicide çok soru işareti bırakılmıştı. Bu sezon da bu gidişatla devam ederse bütün sorulara cevap alacağımızı sanmıyorum. 

İkinci sezon başlar da ben kendime bir favori seçmez miyim? Elbette, soğuk adamlardan birini daha buldum. Dizide Daryl Dixon karakterini canlandıran Norman Reedus... Daryl'in tavırlarını, Yüzüklerin Efendisi'nin Boromir'ine benzetsem sanırım yanlış olmaz. Başta lanet bir adam gibi görünse de ikinci sezon hem yetenekleri, hem de karakteriyle göz dolduracak gibime geliyor. Hadi hayırlısı...
Son olarak, diziye devam edip edemeyeceğimi bilmiyorum. Bu aralar zombi dizisi izleyesim yok açıkçası. Uzak Doğu'ya diktim gözümü. Üztelik hayvan ölüleri görmekten pek hoşlandığımı söyleyemem. Diyeceksiniz, insan ölüleri iğrendirmiyor da hayvan ölüleri mi iğrendiriyor? Hayvansever olarak dayanamıyorum ne yapayım...

Peki, izleyenler dizinin bu sezonuyla ilgili ne düşünüyor?

7 Nisan 2011 Perşembe

The Walking Dead: Zombi Severler Ekran Başına!


Yukarıda gördüğünüz resim bomboş kalmış Atlanta'ya ait... Ben nereden mi biliyorum. Ne yazık ki Atlanta benim bulunduğum lehşrlerden değil. Bunu ben değil dizi söylüyor. Silahını kuşanmış, atına binmiş kişi de bizim dizimizin baş karakteri Rick... 

Ben zombi filmlerini seven birisi değildim normalde... İnsan, hayvan demeden karşısında ne varsa saldıran ve yiyen bir topluluğun görüntülerini izlemek pek de hoş sayılmasa gerek. Ancak, eğer buradaki gibi kaliteli bir yapımla karşı karşıyasanız o zaman durup bir düşünmeniz gerekli. Ben öyle yaptım ve pişman olmadım. 

Şurada tanıtımını yaptığım The Walking Dead'i aslında izleyip bitireli çok oluyor. Ancak yorumumu yazmaya biraz erindiğim için bu kadar geciktim. Gelelim hikayeye:


Dünyaya yayılan bir virüsün etkisiyle insanoğlunun sonu gelmiştir. Öyle ki bu virus bulaştığı kimseyi önce öldürüyor, sonra yeniden geri dönmesini sağlıyordur. Ancak bu geri dönüş çok farklıdır. Ölen insan artık eski kimliğinden bir şey taşımaz. Et yemek için yanıp tutuşan zombilere dönüşür. İşin kötü tarafı bunun bir panzehiri bulunamamıştır.


Dizi bir kasabının şerifi olan Rick'in silahlı çatışmada yaralanmasıyla başlıyor. Rick aylar boyunca komada kalıyor. Derken bir gün gözlerini açtığında etrafında kimseyi bulamıyor. Daha doğrusu yaşayan kimseyi... 

Yaşadığı kasaba sanki bir savaştan çıkmış. Her yer sanki bir yıkımda... Etrafında sadece berbat durumdaki ölüler var. Derken bir adam ve çocuğuyla karşılaşıyor ve adam ona Atlanta'da bir yerleşim olduğunu ve oraya gitmesi gerektiğini söylüyor. Onurlu şerifimiz de düşüyor yollara...  


Rick genel anlamda, gayet kibar, adil davranmaya çalışan, ailesinden başkasını düşünmeyen bir karakter. Genelde başrollerdeki adamları pek sevmem. Özellikle polisse soğuk tipler olurlar. Ancak Rick'in ailesini bulmak için her şeye göğüs germesi benim sevdiğim yönlerinden biri oldu. 
  

Carl ve Lori... Çocuk çok sevimli ve akıllı... Öyle böyle değil. Babası için "O kaç kere ölümden döndü. bunu da atlatıcaktır." gibi bir şey şöylemişti annesine. Büyümüşte küçülmüş sanki... 

Gelelim Lori'ye... Ben bu kadını hiç sevmedim. Fahişe tanımı belki biraz ağır kaçabilir ama öyle... İnsan kocasının ölümünün üzerinden daha birkaç ay geçmeden kocasının en yakın arkadaşının kollarına atar mı? Bu kadın atıyor işte... Aşk, sevgi falan demeyin. Bu kadın sadece ihtiyaçlarını gideriyor. Gerisi yalan. Bana inanmıyorsanız izleyin görün.  


Gelelim Shane'e... O da Lori gibi günü kurtarmanın peşinde. Arkadaşının daha toprağı kurumadan eşine asılan bir tip... Bir de her şeyi güya onları kurtarmak için yaptığını söylüyor. Rick gelene kadar etrafındakilere sürekli emirler vermesi de cabası...

The Walking Dead genel olarak beğendiğim bir yapım. Hikaye elbette bu üç karakter arasında gidip gelmiyor. Yan karakterlerle çok sıkmadan geçişler yaparak ilk sezonu bitiriyorsunuz. Zaten topu topu altı bölümden oluşan diziyi de konu olarak ne kadar uzatabilirler ki?

Puanım 10 üzerinden 8.5... Neden mi? Bölümlerin sayısı biraz daha fazla olabilirdi. Aklımızdaki soru işaretleri ilk sezona göre çok fazla...

13 Mart 2011 Pazar

The Walking Dead: Bir Zombi Dizisi


Her insanın zaman zaman şaşırıp aslında hiç sevmediği yapımları izlediği olmuştur. Sanırım böyle bir dönemden geçiyorum. Çünkü romantik-komedi hastası olarak bu ara izlediğim bütün yapımlar ya kanlı sahnelerle dolu ya da kıyamet alametleriyle... The Walking Dead de bu dönemde izleyip bitirdiğim bir dizi... Sadece 6 bölümlük ilk sezonuyla birçok kitlenin ilgisini çekmiş.

Ölümcül Deney filmini herhalde bilmeyen yoktur. Ben serinin sadece ilk filmini izledim. Milla'nın oraya buraya zıplayarak bol bol gösterdiği bacak dekoltelerine ne yazık ki ancak bu kadar dayanabildiğimi söyleyebilirim. Dizi ile aralarındaki tek benzerlik zombiler sanırım.

The Walking Dead, Robert Kirkman tarafından yazılan bir çizgi roman aslında. Televizyon yapımcıları, vampirler, uzaylılardan sonra belki de en fazla ilgi çekici konu olan zombileri ekranlara getirmişler. Aslında çok da iyi yapmışlar. Vampirler de olan ağlak aşk hikayeleri, uzaylıların dost mu düşman mı muhabbeti zombilerde yok. Sadece ölüm ve yaşam mücadelesi görünen bir gerçek.


Peki dizinin konusu ne? Şerif yardımcısı olan Rick, bir silahlı çatışmada ağır yaralanır ve hastaneye kaldırılır. Günün birinde uyanan polisimiz kendini hastane odasında tek başına bulur. İşin kötüsü etraf tam bir kaos içindedir ve yaşayan tek canlı görülmemektedir. Yaşadığı kasaba boşaltılmış, kalanlar ise sadece ölüler olmuştur. Rick bir zombi saldırısının olduğunu öğrenir ve hemen ailesini bulmak için yola koyulur. Ne yazık ki yalnız değildir.

Gerek sahneleri, gerek senaryosuyla usta ellerden çıkmış bir diziyle karşıyayız aslında. Yönetmen ve çizgi romandan uyarlayan senaristimiz diziyi ince ince işlemiş. Yan karakterlere yönelik sahneler, makyajlar, kıyafetlerle iyi bir iş çıkartılmış. Kısa bir yapım olarak tasarlanan proje yoğun ilgiden dolayı uzatılma kararı almış. Ancak seriyi severlere kötü bir haber var. Ne yazık ki 2. sezonun yayın tarihi bütün tepkilere rağmen uzatılmış.  

Zombi severler için kesinlikle izlenilmesi gereken bir dizi, benim gibi sevmeyenler için de bir göz atmalarını tavsiye ederim. Belki size de fikrinizi değiştirtebilir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...