5 Şubat 2014 Çarşamba

Sık Sorulan Sorular ~ Kore Kozmetikleri





Bana da her bloggera olduğu gibi zaman zaman mail yoluyla birçok soru geliyor. Hemen hemen hepsini yanıtlamaya çalışıyorum ama böyle bir başlık olması gerektiğini düşündüm. Hani olur da bunları okurken aklınıza bir soru takılır yorum kısmından yazarsanız, onları da eğer olursa ikinci başlıkta cevaplarım.

Kore kozmetiklerine nasıl ulaşıyorsun?


Ben 1.5 senedir yurt dışında yaşıyorum. Haliyle posta yoluyla her ürüne ulaşmam zor olmuyor.


Kore kozmetikleri Türkiye'de satılıyor mu? Varsa nerelerde satılıyor?


Kore kozmetikleri mağaza şeklinde henüz piyasaya girmedi bildiğim kadarıyla. (Yanılıyorsam düzeltin. Malum Tr'de değilim uzun zamandır.) Ancak online satışı olan Missha, Face Shop gibi firmalar var ama gördüğüm kadarıyla fiyatları benim aldığım rakamın 3 katı kadar. Durum bu ne yazık ki...


Hangi Kore markaları Türkiye'de satılıyor ya da pazara hangi markalar girecek?


Bana zaman zaman şirketlerden de mailler geliyor. Evet! Hangi markayı tavsiye edersiniz, sizce hangi ürünler Türkiye pazarında gider şeklinde azımsanmayacak kadar mail aldım. Hatta ithal edecekleri markaları da sormuştum ama kesinleşmeden paylaşmak doğru olmaz. Missha ve The Face Shop dışındakiler hakkında bir bilgim yok.


Ben yurt dışında yaşıyorum. Kore kozmetiklerine nasıl ulaşırım? Acaba burada satışı var mıdır?


Buna en iyi cevabı aradığınız markanın sitesinden ulaşabilirsiniz. Birçok Kore markasının Asya ve Amerika'da satış yerleri mevcut ama bir L'oreal kadar yaygın değil. Ben her zaman ki gibi online alışverişi tercih edin derim.


Kore markalarını hangi sitelerden almamızı tavsiye edersin?


Ben genelde ebay ve sasa.com'dan alıyorum. Zaten Alışveriş başlığında internetten yaptığım alışverişler mevcut. Oradan detaylı bakabilirsiniz. Ayrıca g-market, testerkorea ve koreadepart gibi sitelerden de alışveriş yapılabilir.


Ürünleri internetten sipariş verdim diyelim, gümrükten geçer mi?


Bunun cevabını en iyi, şu an Türkiye'de yaşayan ve denemiş arkadaşlar verebilir. Bu yönden bir garanti yok şu an için. Ben şahsen küçük paketlerin geçeceğini düşünüyorum ama riskli tabi...


Bu Kore ürünleri birkaç çeşit... Essence, emulsion, skin falan bir sürü ürün var. Hangi sıraya göre kullanmak gerekiyor?


Eğer tüm ürünlere sahipseniz Skin + Essence + Emulsion + Krem sıralamasını tavsiye ederim. Tüm ürünler yoksa da zaten olmayanı atlayıp, diğerlerini uygulamak gerekiyor.


Kore kozmetiklerinin içinde domuz katkısı var mıdır?


Benim kafamı karıştıran soruların en başında bu geliyor. Meret yiyecek değil ki, içeriğini okuyup söyleyeyim. Zaten o yazdıkları da benim anlamadığım profesyonel iş dili... Üstelik kullandığımız batılı birçok markanın içinde ne var ne yok onu bile doğru düzgün bilmiyoruz. Yalnız şunu biliyorum, Müslüman ülkelere ihracat yapan Kore markaları var. Eğer domuz ürünü olsa zaten bir şekilde ürünlere yasak getirilirdi. Bir de su bazlı ürünler kullanmanızı tavsiye ederim. Riski azaltmış olursunuz. Bu konuda bu yazıyı okuyan uzman varsa onların görüşlerini bekleriz. Ben bu konuda insanları yanıltmak istemem.


Sorularınız varsa yorum bölümünden atabilirsiniz.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...



28 Aralık 2013 Cumartesi

Peri'nin Yeni Yıl Hediyesi Laneige Sleeping Pack EX Kimin Oldu?

 

 
 
Hediye çekilişime gösterdiğiniz ilgi için hepinize teşekkürler... 47 yorum yapılmış ancak 3'ü yorumlara atılmış eksik cevaplardı, sonuçta toplamda 44 yorumumuz vardı. Laneige Sleeping Pack, 33. yorumu atan Miss_Nefertiti'nin oldu. Umarım sen de en az benim kadar severek kullanırsın.
 
 


Bu da o meşhur yorum... ^_^




Hediyeni güzel günlerde kullanmanı diliyorum canımcım. Benimle bir an evvel iletişime geçebilirsen pazartesi hediyeni kargolamış olacağım.

 

25 Aralık 2013 Çarşamba

Sessiz ve Sakin Yerler Peri'nin Mekanları


 
Oldum olası çok kalabalık, gürültülü mekanları sevmem. Buluşma mekanları olarak yok Mado'ymuş, yok Burger King'miş hiç seçmemişimdir. Bana göre bir ortam ne kadar sessiz ve sakinse o kadar gidilesidir. Kenarda köşede kalmış, sade bir şekilde dekore edilmiş, abartıdan uzak mekanlar beni temsil ediyor sanki. Öyle yerleri bulunca da öyle mutlu oluyorum ki her defasında gittiğimde ayrı mutluluk ve huzur duyuyorum. Tek başıma sokaktan geçen insanları izlemek ya da sevdiğim bir kitabı okumak en iyi meditasyon benim için...
 
Ankara'da yaşarken bu tarz mekanlarım çoktu. Hem üğrenci olmanın avantajı, hem vakit bolluğu, hem de buluşma mekanlarının bu tarz yerler olması dolayısıyla şanslıydım. Gel gelelim İstanbul'da bu durumu pek yaşayamadım.    
 

 

Rezene Cafe ve Bistro'yu bugün tesadüf eseri keşfettim. İstanbul'da bulduğum sakin ve küçük mekanlardan birisi... Bahariye Caddesi'nde boğanın bayağı yukarısında... Eğer Kadıköy'e giderseniz ve bu tarz mekanları seviyorsanız uğrayabilirsiniz.

Yemek çeşitleri çok fazla değil ancak ev mantısı ve ıslak hamburgerleri mevcut. Ben ıhlamur ve tiramisu sipariş etmiştim. Ihlamuru poşet çay olarak değil de, dal ıhlamur olarak demleyip getirmeleri hoşuma gitti. Tiramisu da çok lezzetliydi hakkını vereyim. Üstelik mekan sahibi ve çalışanları da çok tatlıydı ki benim için en önemli olan da buydu.

Mekanda ayrıca fal da bakılıyor. Eğer meraklıysanız söylemesi benden. Üstelik ben oradayken 3 ayrı kişi kahve falı baktırmak için geldi. Ayrıca İsa'nın doğum günğ nedeniyle mekan sahibi Paskalya yumurtaları ve çörekleri hazırlamış. Hazırladıkları küçük masanın çok hoş göründüğünü söylediğimde, bana da istediğim hangıisi ise almamı söyledi mekan sahibi hanımefendi. Çok sevindim.


 
 
Bu da yumurtam... Morun anlamı para demekmiş. Bakalım 2014'te buluruz belki. Olayı anlattığım Bulgar oda arkadaşım bilmediğimi düşünüp bana "Biz bu yumurtaları Paskalya'da yapıyoruz Christmas'ta değil." diye açıklama yaptı. "Sanırım onlar bilmiyorlardı ya da sadece yapmak istediler." dedim. Gülüp geçtik. Yalnız kız bayağı etkilenmişti. Eh ne de olsa onlar Ramazan ve Kurban Bayramı kutlamıyorlar. Bizim onların dini bayramını kutlamamız, üstelik iki şeyi karıştırıp yapmamız bayağı garibine gitti galiba.

Rezene Cafe, Peri'nin mekanlarından birisi bundan sonra. Siz de Kadıköy'de gezmeyi seven biriyseniz tavsiye ederim.

Sizin bu tarz mekanlarınız var mı peki? Önerin, ben de bir Ankaralı olarak öğreneyim. Kesin dönüşte işime yarayacak.
 

22 Aralık 2013 Pazar

Yusuf ile Züleyha: Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün {Nazan Bekiroğlu}




"Ne mutlu kalbine sen düşene... Ne mutlu senin kalbine düşene..."

Yusuf ile Züleyha'yı nisan ayında Türkiye'ye ilk geldiğim zaman okumuştum ancak yorumumu yayınlamak içimden gelmemişti. Öyle ki bu kitap uzun zamandan beri okuduğum en anlamlı kitaplardan biriydi diyebilirim.

Dünya üzerinde yaratılmış olan en güzel insan Hz. Yusuf ve Mısır'ın Siyah Gülü Züleyha'nın asırlardır bilinen aşkını ben Nazan Bekiroğlu'nun kaleminden okudum bu sefer. Yusuf'un kuyuya atılması, köle pazarlarında satılması, Züleyha'nın hatası, Hz. Yusuf'a atılan iftira, hapiste geçen onca yıl, Züleyha'nın acısı, Nazan Hanım'ın kendine has anlatım tarzıyla hayat buluyor. Kitap bittiğinde bu aşka aşık oluyorsunuz.

Nazan Hanım'ın dili o kadar akıcı ki kitabı okurken, bir hikaye mi okuyorsunuz yoksa aslında şiir mi yazılmış anlayamıyorunuz. Kullandığı benzetmeler, yaptığı tanımlamalar, tasvirler o kadar güzel ki, kendimi tekrar, tekrar ve tekrar okurken buldum. Hatta Twitter'daki hesabımdan beğendiğim benzetmeleri de paylaştığım çok oldu.



Kitabın üzerinde geçen ifade "Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün" Aşkın aslında hüznü de birlikte getirdiğini, hüzün olmadan bir aşık olunamayacağını da sadece tek cümleyle anlatıyor Nazan Hanım...

"Görmekten sonra görülmek, aşkın ikinci kademesiydi..."

Kitabı ayrıca sevmenin bir nedeni de benim ismimin(Zeliha) Züleyha'dan geliyor olmasından dolayı yapılan atıfların, benzetmelerin sanki bir an bana yapılıyormuş hissine kapıldım. Ablasının ismi de Zeliha olan dedem küçüklükten beri bana "Hz. Yusuf'un dillere destan güzellikteki hanımı Züleyha'sın sen!" derdi de, ben "İsmimi değştiriyor bu ihtiyar. " diyerek kızardım ona. Bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anladım dedemin ne demek istediğini. Nur içinde yatsın.

Kitap hakkında ne söylesem az, yetersiz çünkü kitap tarifsiz... Tek söyleyeceğim okuyun, okutun. Sevdiklerinize falan hediye edin.

Peki, siz Nazan Bekiroğlu'nun eserlerinden daha önce hiç okudunuz mu? Yazımını, anlatım tarzını nasıl buldunuz? Umarım bu hanımefendiyi çok seven ve okuyan birkaç takipçim vardır aranızda.

 

16 Aralık 2013 Pazartesi

Dr. Jart+: Nourishing Beauty Balm {BB Cream}

 
 
BB krem tavsiyelerine devam... Cilt makyajında çok ucuza kaçmadığımı biliyorsunuz artık. Üç kuruş fazla olsun ama memnun kalayım psikolojisindeyim ben. Sonra çöpe giden bir sürü ürün şeklinde paramı çar çur etmek istemiyorum. Bugüne kadar kullandığım BB kremlerde de durum değişmedi. Daha önce kullanıp memnun kaldığım CLIO BB Krem için tıklayın!
 
BB krem araştırmalarım devam ederken Koreli ev arkadaşıma sormuştum. O da iyi bir marka istiyorsan "Dr. Jart'ın bbsi geçen sene Kore'de en iyi bb olarak seçildi. O zaman onu alıp deneyebilirsin." dedi. Onun tavsiyesi üzerine ve netten araştırdığım kadarıyla bu markada karar kıldım.

Bu bbnin 4 farklı çeşiti bulunuyor. Şöyle ki;



Ben bunların içinden kendime en uygun olanı Black Label'ı olarak görüp almıştım. Silver Label yağlı ciltlere yönelik, Blue Label pembe alt tonlu ciltler, Pink Label ise çok açık ten rengine sahip olanlar için daha uygun geldi. Şemadan benim anladığım bu en azından... Ben ocaktan nisan ayının başına kadar bu ürünü kullandım. O zamanlar cilt tonumdan biraz daha açık olsa da ne de olsa bb krem olduğu için cildimle uyum sağlıyordu. Ancak yazın gelmesi ve benim cilt rengimin koyulaşması ile bir süreliğine ara vermek zorunda kaldım.

Bu bbnin kırışıklık karşıtı ve beyazlaştırıcı özelliği de varmış. Ayrıca SPF25 koruma faktörü de içeriyor. Bu güneş koruması şekilden de görüldüğü gibi labeline göre değişiyor. Üstelik Dr. Jart ürünleri hayvanlar üzerinde test edilmiyor. Benim için artı bir özellik daha...


 

Bu bbnin en fazla memnun kaldığım yönü renk tonunun daha koyu olması. Zaten Black Label'ın özelliği de bu... Aslında Blue Label'ı almayı düşünüyordum başta ama Black Label'ın kapatıcılığı daha fazla... Ayrıca diğer tonlar daha açık ya da benim cilt yapıma uygun değildi. Koreli arkadaşım bana "Bu ürünle cildin çok yumuşak görünüyor." der dururdu hep. Sanırım onlara göre bu güzel bir şey... Elbette bunun tek nedeni bu bb değil. Üzerine kullandığım pudranın da etkisi var. Onu da bir ara tanıtacağım. Çok memnun kadlım çünkü...

Yapısı kullandığım diğer bblerden biraz daha koyu. Bunun nedeninin kapatıcılığı ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Hafif kremsi bir kokusu var. Ben beauty blenderımla kolayca uyguladım. İsterseniz parmaklarınızla ya da fondöten fırçanızı da kullanabilirsiniz. Ayrıca ürün 50 ml...




Gelelim fiyatına... Dediğim gibi bu ucuz bir bb krem değil. Her zaman ki gibi ebay'i baz alarak konuşursam satıcısına göre 25 dolardan başlıyor. Ancak top-rated satıcılarda bu ürün 35 dolardan satışa çıkmış. Güvendiğiniz satıcılar varsa onlardan alın derim. Çünkü 3-5 dolarlık bir ürün almıyorsunuz. Elinize sahte ürün geçmesini istemem.

İnternette aradığımda genelde Missha'nın bb creamleri karşıma çıkıyor malum yasak nedeniyle ulaşmak zor. Ben Missha'dan kullndığım ürünlerden pek memnun kalmadığım için bbsini şu an denemek istemiyorum.

Peki, Missha dışında önereceğiniz ürünler var mı? Dr. Jart'ın bu ürününü hiç deneme fırsatınız oldu mu?

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...