20 Ocak 2011 Perşembe

Cevahir Inglot: No Way



Bu yazım sadece benim yaşadığım deneyimle ilgilidir. Sonuna kadar okursanız lütfen genele dayandırmayalım.

Sürekli takip ettiğim ve çok beğendiğim Makyaj Çantam blogunda görüyordum bu kozmetik firmasını. Açıkçası hiç denemedim için bayağı da heyecanlıydım. Geçen hafta Ankara seyahatimde Ankamall AVM Park Bravo mağazasında maalesef sadece teşhir amacıyla konulduğunu öğrenince İstanbul’a dönüşümde bir an önce ürünlerini görmek istedim.

Belki bilmeyenler vardır. Inglot Polonya kökenli bir kozmetik firması… 25 yıl olmuş kurulalı… Dünyaca ünlü ve Türkiye’de de yavaş yavaş büyümeye başlıyor.  Şu an Park Bravo grupta…

İstanbul’da Cevahir AVM’de olduğunu öğrenince –İstanbul’a yeni yerleştiğim için bu şehri daha yeni tanımaya başladım- arkadaşımla buluşup oraya gittik. Ben Inglot hakkında duyduklarımı öyle bir heyecanla anlatıyorum ki doğal olarak arkadaşım da etkilendi ve mağazayı daha da şevkle aramaya başladık. Kısa bir aramadan sonra mağazayı bulup alıcı gözüyle dışarıdan şöylece bir baktım. Tabi ben de heyecan dorukta…

Amacım bir allık ve Makyaj Çantam’da methini çok duyduğum fırçalarından almaktı. Malum eğer ürünün fırçasını da alırsanız fırça size %30 indirimli geliyor. Onu da belirtelim. Ayrıca takma kirpiklerine de bir göz atacaktım. Girdik mağazaya. İlk geliş sonuçta stantlara bakmadan önce etrafıma göz attım. Kasada bir kız, bir müşteri ve onunla ilgilenen bir danışman vardı. Kendisiyle konuşmadığım için uzman mı yoksa başka bir şey mi olduğunu bilmiyorum.

Arkadaşımla birlikte ürünlere bakmaya başladık. İtiraf etmeliyim ojelerin renk skalası süperdi. Watsons mağazalarında gördüğüm stantlar halt etmişti. Fiyatlardan bahsedecek olursam allıklar 31, pudralar 41, takma kirpiklerde 25 TL’den başlıyordu. Bu arada siyah rujunun da nasıl bir şey olduğunu görmüş olduk. Bazı ürünlerin üzerinde “Tükendi” yazısı bulunuyordu ki bu hem iyi hem de kötü bir şeydi. İyiden kasıt boşuna o ürünü ilgili arkadaşlara sormayacaktık –malum çok yoğunlardı(!)- kötü olansa eğer bizim alacaklarımız ürünlerdense şansımızı kaybedecektik. Sonuç olarak şu an Anadolu yakasında Inglot satan mağaza yok. Açılacakmış diye duydum ama tarih belli değil.

Rujlar, allıklar, farlar derken bakındık, bakındık ancak kimse bizim orda olduğumuzu anlamadı bile!.. Danışman arkadaş makyaj yaptığı bayandan kafasını kaldırıp bize bakmadı bile… Biraz bekledik, birbirimize renk tavsiyelerinde bulunduk ancak tık yoktu. Biz de en sonunda kasada bulunan kıza yöneldik. Kendisi sanırım makyaj konusunda uzman değildi ki -onu suçlayamam- ondan da bir sonuç alamadık. Kasanın önünde duran fırçalara baktım ve gerçekten ne kadar yumuşak olduklarını fark ettim. Allığı alamadığım için mecburen ondan da vazgeçtim. Inglot mağazasıyla ilgili tüm hayal kırıklığına rağmen kasiyer kıza “Fotoğraf çekebilir miyiz?” diye sorma gafletinde bulundum sormaz olaydım. Kızın yanıtı olumsuz oldu. Kendisine bunu aslında onların reklamı için yaptığımı, Inglot’u Ankara’da bulamadığımı ve İstanbul’da Anadolu Yakası’nda da bulunmadığını, internete koyup çeşitliliklerinin ne kadar çok olduğunu göstermek istediğimi, bu markadan birçok insanın bihaber olduğunu söyledim ama sonuç yine değişmedi. Tüm kalp kırıklığımla oradan ayrıldım. Watsons’ı görür görmez direk girip alışverişlerimi oradan yaptım.

Biliyorum çalışanlarının suçunu bir firmaya yüklemek çok doğru bir şey değil. Ancak o firma onları özel seçiyor ve eğitimden geçiriyorsa o zaman durup bir düşünmek lazım nerede yanlış var diye. Üstelik en dandik kozmetik dükkânlarında bile ben bu tarz bir muameleyle karşılaşmadım.  Allah da kimseyi karşılaştırmasın. Resmen tavırları “İster alın ister almayın bizi o kadar da ilgilendirmiyorsunuz.” modundaydı. Bu konuda bu kadar sinirlenmemin başka bir nedeni de benim de özel sektörde buna yakın müşterilerle iç içe bir işte çalışmam. Eğer siz bir yerden ekmek yiyorsanız onun karşılığını vermelisiniz. 

Üzgünüm Inglot… En azından Cevahir Inglot defterimi bir süreliğine kapattım. Uzun zaman da açacağımı sanmıyorum.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Bir Japonya Gezisi

Ne kadar istesem de henüz bu adalar ülkesine adım atamadım. Japonya... En büyük hayalim bir gün o ülkeyi görebilmek... Şimdilik resimlerle idare ediyorum.

Japon arkadaşım Chiharu Hanım'a rica ettim ve o da kendi çektiği bu resimleri, açıklamalarıyla bana gönderdi. O kadar sevindim ki anlatamam. Ben çok beğendim, umarım siz de beğenirsiniz.  


Kasım ayında çekilmiş bir foto... Sonbahara rağmen her yer yemyeşil... Hep filmlerde, dizilerde gördüğüm geleneksel bir Japon evi... İçi nasıldır acaba? 


Tokyo'da Akihabara bölgesinde  (Çok sayıda elektronik eşya satan dükkan ve anime otakuların bulunduğu yer ) çekilmiş bir resim... Maid cafede çalışan bir kız... Otantik Japonya'dan değişik bir kültür, ilginç...


Bu da yılbaşı yemeği... Of çok güzel görünüyorlar ya... Acaba tadı nasıldır?


Yılbaşında yapılmış bir çiçek süsü... Japonların meşhur İkebana sanatı burada da kendisini göstermiş. Çok şeker...

Siz resimleri nasıl buldunuz?

18 Ocak 2011 Salı

2011 Bahar/Yaz Makyajında Öne Çıkanlar

Biz daha 2011'in ilk ayında olsak da ünlü markalar bahar ve yaz için koleksiyonlarını şimdiden görücüye çıkardı. Bakalım ön planda neler var?

Çarpıcı Dudaklar



Fendi                                            Gucci

Doğal Renkler



    Lacoste                                     Dolce&Gabbana

Neon Göz Makyajı


Christian Dior                           Christian Dior


Christian Dior                         Christian Dior

 Puslu Gözler


 Just Cavalli                               Giorgio Armani


Resimler: becomegorgeous

Üç Yıldız Üç Makyaj


Carrei Underwood, göz makyajında altın rengini kullanmış. Böylelikle yeşil gözlerini ortaya çıkarmış. Siyah rimel yerine kahverengiyi tercih etmesi bence makyajı daha da yumuşatmış. Bu tarz makyajlar bana Nefertiti'yi hatırlatıyor. Resmen egzotizm kokuyor. Dudaklarda ise şeftali rengini tercih ederek makyajın sırıtmasını engellemiş. Böylelikle gözleri daha ön plana çıkarmış.


Kahverengi gözlü ünlümüz Jennifer Lopez, gözlerinde gümüş rengini tercih ederek zıtlık yaratmış. Rİmel olarak da siyahı tercih etmiş. Eyelinerı da sürmeyi unutmamış. Onun en sevdiğim özelliği elbette ki kendisiyle tanınmış ten rengine yakın seçtiği rujlar. Burada da pembe-kahve rujuna bayıldım.


Olivia Wilde, kedi ya da çekik gözlü makyaj denince akla gelen ilk isim sanırım. Burada da eyelinerla yaptığı kuyruk hemen dikkat çekiyor. Far olarak da siyah rengi tercih ederek mavi gözlerini belirginleştirmiş. Siyah rimeli de bol bol sürmeyi ihmal etmemiş. Dudaklar da yine doğal renkleri tercih eden yıldız gözlerini böylelikle daha da ön plana çıkarmış.

Özel gecelerin makyajı, bol rimel, zıt bir göz farı ve teninizle doğal uyum içerisindeki bir ruj... Daha ne olabilir ki?

Resimler: becomegorgeous

Everyday Minerals'dan Bugüne Özel Kargo Bedava!


Tamamen mineral özler içiren Everyday Minerals'dan bugün verdiğiniz tüm siparişlerinizde kargo bedava...Buradan siparişinizi verebilir, buradan da Facebook sayfasına üye olup kampanyalardan haberdar olabilirsiniz. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...