Bu yazım sadece benim yaşadığım deneyimle ilgilidir. Sonuna kadar okursanız lütfen genele dayandırmayalım.
Sürekli takip ettiğim ve çok beğendiğim Makyaj Çantam blogunda görüyordum bu kozmetik firmasını. Açıkçası hiç denemedim için bayağı da heyecanlıydım. Geçen hafta Ankara seyahatimde Ankamall AVM Park Bravo mağazasında maalesef sadece teşhir amacıyla konulduğunu öğrenince İstanbul’a dönüşümde bir an önce ürünlerini görmek istedim.
Belki bilmeyenler vardır. Inglot Polonya kökenli bir kozmetik firması… 25 yıl olmuş kurulalı… Dünyaca ünlü ve Türkiye’de de yavaş yavaş büyümeye başlıyor. Şu an Park Bravo grupta…
İstanbul’da Cevahir AVM’de olduğunu öğrenince –İstanbul’a yeni yerleştiğim için bu şehri daha yeni tanımaya başladım- arkadaşımla buluşup oraya gittik. Ben Inglot hakkında duyduklarımı öyle bir heyecanla anlatıyorum ki doğal olarak arkadaşım da etkilendi ve mağazayı daha da şevkle aramaya başladık. Kısa bir aramadan sonra mağazayı bulup alıcı gözüyle dışarıdan şöylece bir baktım. Tabi ben de heyecan dorukta…
Amacım bir allık ve Makyaj Çantam’da methini çok duyduğum fırçalarından almaktı. Malum eğer ürünün fırçasını da alırsanız fırça size %30 indirimli geliyor. Onu da belirtelim. Ayrıca takma kirpiklerine de bir göz atacaktım. Girdik mağazaya. İlk geliş sonuçta stantlara bakmadan önce etrafıma göz attım. Kasada bir kız, bir müşteri ve onunla ilgilenen bir danışman vardı. Kendisiyle konuşmadığım için uzman mı yoksa başka bir şey mi olduğunu bilmiyorum.
Arkadaşımla birlikte ürünlere bakmaya başladık. İtiraf etmeliyim ojelerin renk skalası süperdi. Watsons mağazalarında gördüğüm stantlar halt etmişti. Fiyatlardan bahsedecek olursam allıklar 31, pudralar 41, takma kirpiklerde 25 TL’den başlıyordu. Bu arada siyah rujunun da nasıl bir şey olduğunu görmüş olduk. Bazı ürünlerin üzerinde “Tükendi” yazısı bulunuyordu ki bu hem iyi hem de kötü bir şeydi. İyiden kasıt boşuna o ürünü ilgili arkadaşlara sormayacaktık –malum çok yoğunlardı(!)- kötü olansa eğer bizim alacaklarımız ürünlerdense şansımızı kaybedecektik. Sonuç olarak şu an Anadolu yakasında Inglot satan mağaza yok. Açılacakmış diye duydum ama tarih belli değil.
Rujlar, allıklar, farlar derken bakındık, bakındık ancak kimse bizim orda olduğumuzu anlamadı bile!.. Danışman arkadaş makyaj yaptığı bayandan kafasını kaldırıp bize bakmadı bile… Biraz bekledik, birbirimize renk tavsiyelerinde bulunduk ancak tık yoktu. Biz de en sonunda kasada bulunan kıza yöneldik. Kendisi sanırım makyaj konusunda uzman değildi ki -onu suçlayamam- ondan da bir sonuç alamadık. Kasanın önünde duran fırçalara baktım ve gerçekten ne kadar yumuşak olduklarını fark ettim. Allığı alamadığım için mecburen ondan da vazgeçtim. Inglot mağazasıyla ilgili tüm hayal kırıklığına rağmen kasiyer kıza “Fotoğraf çekebilir miyiz?” diye sorma gafletinde bulundum sormaz olaydım. Kızın yanıtı olumsuz oldu. Kendisine bunu aslında onların reklamı için yaptığımı, Inglot’u Ankara’da bulamadığımı ve İstanbul’da Anadolu Yakası’nda da bulunmadığını, internete koyup çeşitliliklerinin ne kadar çok olduğunu göstermek istediğimi, bu markadan birçok insanın bihaber olduğunu söyledim ama sonuç yine değişmedi. Tüm kalp kırıklığımla oradan ayrıldım. Watsons’ı görür görmez direk girip alışverişlerimi oradan yaptım.
Biliyorum çalışanlarının suçunu bir firmaya yüklemek çok doğru bir şey değil. Ancak o firma onları özel seçiyor ve eğitimden geçiriyorsa o zaman durup bir düşünmek lazım nerede yanlış var diye. Üstelik en dandik kozmetik dükkânlarında bile ben bu tarz bir muameleyle karşılaşmadım. Allah da kimseyi karşılaştırmasın. Resmen tavırları “İster alın ister almayın bizi o kadar da ilgilendirmiyorsunuz.” modundaydı. Bu konuda bu kadar sinirlenmemin başka bir nedeni de benim de özel sektörde buna yakın müşterilerle iç içe bir işte çalışmam. Eğer siz bir yerden ekmek yiyorsanız onun karşılığını vermelisiniz.
Üzgünüm Inglot… En azından Cevahir Inglot defterimi bir süreliğine kapattım. Uzun zaman da açacağımı sanmıyorum.





