9 Aralık 2011 Cuma
Bitti... Bitti... {5}
Bir bitti yazısıyla daha beraberiz... Bu tarz yazılar hoşunuza gidiyor mu bilmiyorum ama ben en azından aldığım ürünleri kullanıp bitiriyorum diye seviniyorum. Bakalım bu ay neler bitirmişim...
{1} Natur Vital Yağlı Saçlar İçin Şampuan: Bu şampuandan şurada bahsetmiştim. Sürekli bunu kullanıyorum artık. Memnunum şimdilik.
{2}Institut Arnaud Hassas Ciltler İçin Nemlendirici Krem: Bu kremin yazısını da şurada bulabilirsiniz. Benim cildimi çok güzel nemlendiriyor. Kışın kendini iyice gösterdiği şu günlerde devamlı ürünlerimden biri oldu.
{3}Rexona Roll-On: Bu roll-onu seviyorum. Kıyafetlerinizde beyaz lekeler bırakmıyor. Üstelik neredeyse kokusuz bir ürün olduğu için parfümlerinizi de etkilemiyor. Devamlı ürünlerimden birisi daha...
{4} Tommy Hilfiger Dreaming Parfüm: Bu parfümü geçen sene Strawberry indiriminden almıştım. Pek kullanmadığım için şimdiye kadar süründü. Hafif bir kokusu var, o yüzden daha çok yaza yakışan bir ürün.
{5} Şelale Aseton: Kaçıncı şişem bilmiyorum. Kokuları ağır olmadığı ve ucuz bir ürün olduğu için şahsi tercihim...
{6} L'oreal Göz Makyaj Temizleyicisi: Kesinlikle önermeyeceğim bir ürün. Zorda kalmadıkça ben de almam. Ne rimelimi doğru düzgün çıkartıyor, ne de kalemimi. Çöpe gitti resmen param. Peki, ben bu ürünü nasıl bitirebildim? Önce DHC Cleansing Oille makyajımı temizledim, sonra cildimde kalan o hafif yağlı hissi alsın diye gözlerimi bununla sildim. Öylece kaç ayda bitti, bilmiyorum.
{7} Dalan d'Olive Saç Bakım Kremi: Bu üründen de şu yazımda bahsetmiştim. Artık Natur Vital ürünlerini kullandığım için bu ürüne de sıra gelmeyecek gibi...
Benim bitti ürünlerim bunlar... Peki, siz en son hangi ürününüzü bitirdiniz?
Etiketler:
Bittiler,
Dalan d'Olive,
Institut Arnaud,
Kozmetik,
L'oreal,
Natur Vital,
P's Cosmetics,
Rexona,
Tommy Hilfiger
8 Aralık 2011 Perşembe
Victoria's Secret: Radiant Face Trio ve Very Sexy Lipstick
Taaa ne zaman resimlerini çektiğim ancak bir türlü yayınlamaya fırsat bulamadığım bir post bu... Hazır yavaş yavaş bloguma da dönmüşken aradan çıkarayım dedim. Bu ürünleri Gittigidiyor'dan almıştım. Şimdi de Victoria's Secret ürünleri getirten satıcılara sorup size getirmelerini rica edebilirsiniz.
Bir arkadaşıma bu ürünün resmini gösterdiğimde verdiği tepki aynen şuydu: "Kızım ben onu milletin içinde çıkartamam. Utanırım zira..." demişti. Gerçekten de öyle... Ben utanmaktan değil de pek sevimli buldum. Gerçi bu ürünü çantamda taşıdığımı söyleyemem. Nedenine gelirsek:
Radiant Face Trio'yu kullanmadan önce sadece aydınlatıcı olarak değil de, allık olarak da kullanacağımı düşünmüştüm ancak beni yanıttı. Kendisi benim cilt tonuma sahip kişiler için sadece aydınlatıcı olarak kullanılabilecek bir ürün zira... Eğer çok açık bir tene sahipseniz, yumuşak bir allık olarak kendini gösterebilir. Bende ki renk Love Glow... Bu serinin leopar desenleri de çıkmış. Ancak Türkiye'de bulmak biraz zor.
Aydınlatıcı üründen, çok benim beğendiğim ruj oldu. Hem kutusu, hem üzerindeki desenler, hem de rengi ve yapısıyla gönlümü kazandı diyebilirim. Bendeki rengin adı Temptress... Koyu bir kırmızı, hatta biraz bordoya kaçıyor bile diyebilirim. Sürümü yumuşacık, ayrıca kalıcı da... Ben aşağıdaki fotoda gelişigüzel sürüp, fazlalığı peçeteyle aldım. Yoksa tenimdeki gibi yarı parlak bir görünüm veriyor. Zaten kırmızı rujlarla karşılaştığım en büyük sorun olan taşırma problemini yine yaşamışım. Hey hat!
Ben kendi adıma bu iki üründen de memnun kaldım. Peki, sizin Victoria's Secret ürünleriyle aranız nasıl?
Etiketler:
Aydınlatıcı,
P's Cosmetics,
Rujlar,
Victoria's Secret
7 Aralık 2011 Çarşamba
OPI: Tickle My France-y
Renk hakkında söylenecek çok fazla söz yok. Her kıyafetle rahatlıkla kullanılabilecek, risk almak istemeyenlerin rengi olacağını düşünüyorum. Üstelik hata yaparsanızda sorun yok. Kesinlikle belli etmiyor.
Bu oje benim tırnaklarımda nudeye yakın bir pembe olarak renk almış. Tırnağa göre renk alan ojelerden biri daha Tickle My France-y... Yani siz de farklı duruyorsa bu ten ve tırnak renginizle alakalı. Fotoğraflarla ilgisi yok.
Tırnaklarımda bir kat Kalyon + iki kat Tickle My France-y + bir kat da parlatıcı bulunuyor. Oje dışında diğerlerini gereksiz yere sürdüm aslında. O akşam biraz bol vaktim vardı. Normalde bir oje için bu kadar uğraşmam.
Son olarak kullandığım ürünler... Kalyon'un hızlı kurutucusunu aldım ve çok memnun kaldım. Oje kurumasına tahammül edemeyenler için mükemmel bir ürün. Üstelik sprey şeklinde olması da ayrı güzellik...
Peki, siz rengi nasıl buldunuz? Bu rengin alternatifi bildiğiniz ojeler var mı?
2 Aralık 2011 Cuma
Reklamcı mı Oldun be Peri?
Ne zamandır yokum. Bu yazımda beni çok şaşırtan bir olayı paylaşmak istedim.
Şu yazımda Pino Parfümeri'den ve Ankara'da yaşayanlar için bir kozmetik cenneti olduğundan bahsetmiştim. Başlıkta zaten Ankara'da Bir Kozmetik Cenneti'ydi. Bu yazıdan sonra Pino yetkilileri iznim olursa bu başlığı yeni sloganları olarak kullanmak istediklerini söylemişlerdi. Benim için sorun olmadığını belirtmiştim. Geçen hafta Ankara'dayken tesadüf eseri Pino Parfümeri'yi gördüm ve ihtiyacım olan birkaç ürünü aldım. Ancak eve geldiğimde ne kadar şaşırdığımı anlatamam. Üstteki resimde bulunan karton poşetin üzerinde benim başlığım kullanılmıştı. Açıkçası beklemiyordum ama sevinmedim de değil. Yeni sloganları artık bu olmuş...
Aldığım ürünlerde aşağıdaki resimde... Beyu kapatıcının yorumlarını en kısa zamanda paylaşacağım...
18 Kasım 2011 Cuma
Aldatan Kadınlar Anlatıyor...
Mehmet Çoşkundeniz'in okuduğum birkaç kitabı olmuştu ama "Aldatan Kadınlar Anlatıyor" gibi bir kitabına daha önce rastlamamıştım. Yazarın Posta Gazetesi'ndeki köşesinde yayınlanan hikayeler, sonradan toplanıp, karakterlerin isimleri değiştirilerek kitap haline getirilmiş. İyi de olmuş gerçi. Buradan Aşk Doktoru lakaplı Mehmet Bey'e hem teşekkür, hem de sitem etmeden duramam. Teşekkür ediyorum, çünkü erkeklerin kendilerine fazla güvenmemesi gerektiğini gösteriyor bu kitap. Sitem etmemin nedeni de, bu kitaptan sonra paranoyak gibi etrafımdaki kadınlardan kocasını, sevgilisini aldatan var mıdır diye düşünüp durmam.
Toplumumuzda erkeğin aldatması ne kadar normal karşılanıyorsa, kadının aldatması da o kadar garip kaçıyor. Bana göre karşısındaki kişiye değer vermedikten sonra aldatan insanın erkek ya da kadın olması o kadar önemli değil...
Aldatmanın bahanesi olmaz ama kitabı okumadan önce bir insanın neden aldatacağına dair düşünmedim değil. Benim aklıma ilk gelen seçenek, kocası tarafından mutsuz olan kadınlardı. Ancak daha ilk hikayeden saçmaladığımı anladım. Bu kitabı bitirdikten sonra anladım ki aldatmanın nedeni yokmuş. İnsan bir kere aldatınca sonu gelmiyormuş.
Öyle ki aldatan kadınların profili de birbirinden oldukça farklı... Eğitim düzeyinden, yaşama tarzına, iş durumuna göre her kesimden kadının aldatabileceğini de bu kitapta okuyorsunuz. Dahası bu hikayelere gelen okuyucu yorumları da bir o kadar düşündürücü... İçlerinde yazanlara evlenme teklif eden de var -evet, gerçek- haklı bulan da, midesizlik olarak niteleyen de...
İster ahlaki, ister dini açıdan bir insanın kendisine saygısını yitirdiği andır bence aldattığı an... İnsan aslında, karşısındaki kişiyi değil, kendini aldatır. Kendini alçaltır... En azından benim fikrim bu...
Peki, aldatan ya da aldatılanlar hakkında sizin düşünceleriniz neler?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











