10 Aralık 2011 Cumartesi

Ah Benim Olsa... Keşke Benim Olsa...


Aralık ayındayız malum... Herkes harıl harıl yılbaşı için hazırlık yapıyor. Benim yılbaşı için şu aralar yaptığım tek şey iş yerine küçük bir ağaç almak olacak. Öyle gelenekmiş ya da Hristiyanlara özenme falan değil derdim. Bu tarz incikli boncuklu şeylerle oynamayı çok severim. Hem de işyerinin o sıkıcı ortamı biraz renklenmiş olur hesabındayım sadece...

Buna rağmen ne yorucu iş temposu, ne özel hayatımdaki sorunlar beni bir dilek listesi yapmaktan vazgeçiremez. Listemde neler yok neler... Sıradan hayatımda sahip olamayacağım şeylere değil göz gezdirmek, dönüp bakmam bile. Ancak bu yılbaşı bir değişiklik yapıp hayallerimi boş şeylerle doldurdum. Sokak kedisi misali asla erişemeyeceğim şeyleri ekledim ki görünce, okuyunca siz de çok şaşıracaksınız. Belki aldığım piyango biletine ikramiye vurur da bütün bu isteklerime malum reklamdaki insanlar gibi paraları saç, saç, saçarım. Umut fakirin ekmeği ne de olsa...

{1} İlki bu elbise... Bana çok feci şekilde Olivia Wilde'nin geçen sene Golden Globe ödül töreninde giydiği şu elbiseyi anımsattı. Modeli değil de daha çok işlemeleri, uzun kuyruklu eteğini çok sevdim ben. Oh, alıp giyecek aynanın karşısında prenses edasıyla süzüleceksin valla. Fiyatı  275 Dolar...

{2} Diğeri bayanların vazgeçilmezi olan ayakkabılar... Benim başkalarından neyim eksik dedim. Christian Louboutin marka bu ayakkabıyı tek geçtim. Önü açık değil, platformlu ve benim gibi ortalama boya sahip birisi için topuk boyu kurtarıcı mübarek... Fiyatı mı? Bir ayakkabı için Ütopya! 1500 Dolar...

{3} Benim çanta manyaklığım vardır. Bu çantayı görünce delirdim ama onu alacak para bende ne gezer. Victoria Beckham her yere bununla gidiyormuş. Kendisini de hiç sevmezdim ama ilk defa ortak bir noktamız çıktı kadınla. Loewe marka bu çantanın ikinci el fiyatı bile cep yakıyor. Tam 4.500 Dolar... Çüş yani... Sıfırı ne kadardır bilmiyorum.

{4} Oldum olası Mustang'lere hayranım. Amerika'da bulunduğum dönemde ne zaman galerilerin önünden geçsem gözüm kayardı. Filmlerde görürdüm, böyle alevli falan spor dizayn edilmiş Mustangleri... Eh, Türkiye'de de pek Mustang sahibi yok. Ben de bir ilk olurum artık. Son model Mustang fiyatları yurtdışında 20000 ile 50000 Dolar arasında değişiyor.

{5} Bir Roma tatili hiç fena olmazdı değil mi? Şöyle beş yıldızlı bir otelde kalacak, sabahtan akşama kadar Roma sokaklarında dolaşacaksın. Yeni yıla da orada gireceksin. Heyt bea! Adamlar zaten krizde her şey ucuzlamıştır orada şimdi.

{6} Eh, bir tek taşım olsun artık, ama o sahtelerden ya da iğne ucu büyüklüğündekilerden değil. Şöyle tanımlarken dişim kadar derler ya, hani onlardan bir tane... 5 karat büyüklüğünde, damla kesimli, bu yüzük mesela çok güzel olurdu. Olmadı, piyango çıksın, ben de Nil gibi tek taşımı kendim alırım. Fiyatı mı? Yaklaşık 60.000 Dolar...

Şimdi baktım da benim bile gözüm korktu listeden. "Bu ne bea! Höh!" falan oldum resmen. Zenginin malı züğürtün çenesini yorarmış. Benimki de o hesap... Bu uçuk listeden sonra kendime yeni yıl için en azından sahip olabileceğim şeyleri içiren bir liste daha yapacağım. Hadi bakalım... Siz de dökülün bakalım eteğinizdeki taşları... Yeni yıl olsun olmasın böyle istekleriniz var mı?

9 Aralık 2011 Cuma

Bitti... Bitti... {5}


Bir bitti yazısıyla daha beraberiz... Bu tarz yazılar hoşunuza gidiyor mu bilmiyorum ama ben en azından aldığım ürünleri kullanıp bitiriyorum diye seviniyorum. Bakalım bu ay neler bitirmişim...

{1} Natur Vital Yağlı Saçlar İçin Şampuan: Bu şampuandan şurada bahsetmiştim. Sürekli bunu kullanıyorum artık. Memnunum şimdilik.

{2}Institut Arnaud Hassas Ciltler İçin Nemlendirici Krem: Bu kremin yazısını da şurada bulabilirsiniz. Benim cildimi çok güzel nemlendiriyor. Kışın kendini iyice gösterdiği şu günlerde devamlı ürünlerimden biri oldu.

{3}Rexona Roll-On: Bu roll-onu seviyorum. Kıyafetlerinizde beyaz lekeler bırakmıyor. Üstelik neredeyse kokusuz bir ürün olduğu için parfümlerinizi de etkilemiyor. Devamlı ürünlerimden birisi daha...

{4} Tommy Hilfiger Dreaming Parfüm: Bu parfümü geçen sene Strawberry indiriminden almıştım. Pek kullanmadığım için şimdiye kadar süründü. Hafif bir kokusu var, o yüzden daha çok yaza yakışan bir ürün.

{5} Şelale Aseton: Kaçıncı şişem bilmiyorum. Kokuları ağır olmadığı ve ucuz bir ürün olduğu için şahsi tercihim...

{6} L'oreal Göz Makyaj Temizleyicisi: Kesinlikle önermeyeceğim bir ürün. Zorda kalmadıkça ben de almam. Ne rimelimi doğru düzgün çıkartıyor, ne de kalemimi. Çöpe gitti resmen param. Peki, ben bu ürünü nasıl bitirebildim? Önce DHC Cleansing Oille makyajımı temizledim, sonra cildimde kalan o hafif yağlı hissi alsın diye gözlerimi bununla sildim. Öylece kaç ayda bitti, bilmiyorum.

{7} Dalan d'Olive Saç Bakım Kremi: Bu üründen de şu yazımda bahsetmiştim. Artık Natur Vital ürünlerini kullandığım için bu ürüne de sıra gelmeyecek gibi... 

Benim bitti ürünlerim bunlar... Peki, siz en son hangi ürününüzü bitirdiniz?

8 Aralık 2011 Perşembe

Victoria's Secret: Radiant Face Trio ve Very Sexy Lipstick


Taaa ne zaman resimlerini çektiğim ancak bir türlü yayınlamaya fırsat bulamadığım bir post bu... Hazır yavaş yavaş bloguma da dönmüşken aradan çıkarayım dedim. Bu ürünleri Gittigidiyor'dan almıştım. Şimdi de Victoria's Secret ürünleri getirten satıcılara sorup size getirmelerini rica edebilirsiniz.


Bir arkadaşıma bu ürünün resmini gösterdiğimde verdiği tepki aynen şuydu: "Kızım ben onu milletin içinde çıkartamam. Utanırım zira..." demişti. Gerçekten de öyle... Ben utanmaktan değil de pek sevimli buldum. Gerçi bu ürünü çantamda taşıdığımı söyleyemem. Nedenine gelirsek:


Radiant Face Trio'yu kullanmadan önce sadece aydınlatıcı olarak değil de, allık olarak da kullanacağımı düşünmüştüm ancak beni yanıttı. Kendisi benim cilt tonuma sahip kişiler için sadece aydınlatıcı olarak kullanılabilecek bir ürün zira... Eğer çok açık bir tene sahipseniz, yumuşak bir allık olarak kendini gösterebilir. Bende ki renk Love Glow... Bu serinin leopar desenleri de çıkmış. Ancak Türkiye'de bulmak biraz zor.


Aydınlatıcı üründen, çok benim beğendiğim ruj oldu. Hem kutusu, hem üzerindeki desenler, hem de rengi ve yapısıyla gönlümü kazandı diyebilirim. Bendeki rengin adı Temptress... Koyu bir kırmızı, hatta biraz bordoya kaçıyor bile diyebilirim. Sürümü yumuşacık, ayrıca kalıcı da... Ben aşağıdaki fotoda gelişigüzel sürüp, fazlalığı peçeteyle aldım. Yoksa tenimdeki gibi yarı parlak bir görünüm veriyor. Zaten kırmızı rujlarla karşılaştığım en büyük sorun olan taşırma problemini yine yaşamışım. Hey hat!

Ben kendi adıma bu iki üründen de memnun kaldım. Peki, sizin Victoria's Secret ürünleriyle aranız nasıl?

7 Aralık 2011 Çarşamba

OPI: Tickle My France-y


Renk hakkında söylenecek çok fazla söz yok. Her kıyafetle rahatlıkla kullanılabilecek, risk almak istemeyenlerin rengi olacağını düşünüyorum. Üstelik hata yaparsanızda sorun yok. Kesinlikle belli etmiyor.


Bu oje benim tırnaklarımda nudeye yakın bir pembe olarak renk almış. Tırnağa göre renk alan ojelerden biri daha Tickle My France-y... Yani siz de farklı duruyorsa bu ten ve tırnak renginizle alakalı. Fotoğraflarla ilgisi yok.

Tırnaklarımda bir kat Kalyon + iki kat Tickle My France-y + bir kat da parlatıcı bulunuyor. Oje dışında diğerlerini gereksiz yere sürdüm aslında. O akşam biraz bol vaktim vardı. Normalde bir oje için bu kadar uğraşmam.


Son olarak kullandığım ürünler... Kalyon'un hızlı kurutucusunu aldım ve çok memnun kaldım. Oje kurumasına tahammül edemeyenler için mükemmel bir ürün. Üstelik sprey şeklinde olması da ayrı güzellik... 

Peki, siz rengi nasıl buldunuz? Bu rengin alternatifi bildiğiniz ojeler var mı?

2 Aralık 2011 Cuma

Reklamcı mı Oldun be Peri?


Ne zamandır yokum. Bu yazımda beni çok şaşırtan bir olayı paylaşmak istedim.

Şu yazımda Pino Parfümeri'den ve Ankara'da yaşayanlar için bir kozmetik cenneti olduğundan bahsetmiştim. Başlıkta zaten Ankara'da Bir Kozmetik Cenneti'ydi. Bu yazıdan sonra Pino yetkilileri iznim olursa bu başlığı yeni sloganları olarak kullanmak istediklerini söylemişlerdi. Benim için sorun olmadığını belirtmiştim. Geçen hafta Ankara'dayken tesadüf eseri Pino Parfümeri'yi gördüm ve ihtiyacım olan birkaç ürünü aldım. Ancak eve geldiğimde ne kadar şaşırdığımı anlatamam. Üstteki resimde bulunan karton poşetin üzerinde benim başlığım kullanılmıştı. Açıkçası beklemiyordum ama sevinmedim de değil. Yeni sloganları artık bu olmuş...

Aldığım ürünlerde aşağıdaki resimde... Beyu kapatıcının yorumlarını en kısa zamanda paylaşacağım...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...