Spartacus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spartacus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2012 Cuma

Spartacus Vengeance: Sonunda Bekleyiş Bitti...


Uzun zamandır süren bekleyişimiz sonunda bitti. Aslında dizi başlayalı bayağı oluyor ama bir türlü yazmak gelmemişti içimden. Bitirip öyle yorumlamayı düşünüyordum ama şöyle genel bir şeyler söylemek istiyorum. Belki sezon sonunda yorumlama fırsatım olmaz. Diziyle ilgili diğer yazılarım için;

Yoksa Siz Hala Spartacus'u İzlemediniz Mi?
Spartacus: Aşk, Şiddet, Cinsellik
Spartacus: Gods Of The Arena
Spartacus Bahane, Gannicus Şahane

Spartacus'u, bu sezon malumunuz yeni biri canlandırıyor. İtiraf edeyim, benim gözüm birine alıştı mı, onu arar durur. Nitekim bu dizide de öyle oldu. Andy, çok özlüyoruz seni valla... Yeni karakter onu andırsa da özellikle ses tonu falan, benim hiç hoşuma gitmedi. Ancak dizinin sürükleyiciliğine, karakterlerin özelliklerine kendimi o kadar kaptırdım ki artık o kadar umursamadığımı fark ettim.

Spoiler içerir. İzlemeyenler okumasın.

Spartacus'un uzun bir ara vermesinin, seyirciyi soğutacağını düşünen yapımcılar, Gods Of The Arena'yı yayınlamışlar ve hayatımıza bir diğer unutulmaz gladyatör Gannicus'u sokmuşlardı. Daha onu gördüğüm ilk bölümde ya sezonun sonunda öleceğini ya da bir şekilde 2. sezonda diğerlerinin yanında göreceğimi düşünüyordum. Nitekim tahminim doğru çıktı. Dalgacı, patavatsız, kaygısız Gannicus'umuz ne kadar bu davaya inanmasa da Spartacus ve dostlarının yanında aldı soluğu. Bunun en büyük nedeni ise, akıl hocası ve en iyi dostu olan -lan dostu dedim ama adamın karısını ayarttı inek- Oenomaus'un Spartacus'e katılması...


Biraz da aşklara değinelim. Spartacus, uğruna her şeyi yaptığı karısına hala unutamamış olsa da Mira'nın varlığıyla biraz da olsa huzur bulmuşa benziyor. Kim ne derse desin. Ben bu çifti seviyorum. Hatta Crixus-Naevia çiftini bile solladı desem yeridir. Mira zaten Spartacus'e değil, Spartacus'un karısına olan sonsuz aşkına aşık. Nereden mi biliyorum? Birlikte oldukları ilk gece bunu söylemişti zaten.


Bu sezon bize sürpriz yaşatan ise, Agron oldu. Bu dev gibi cüsseye sahip adamın minicik bir Suriyeli'ye aşık olacağı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. İlk sezondaki Barca'yla öyleydi nitekim. İtiraf etmeliyim, Nasir ve Agron'un arasındaki kimya dizideki kimse de yok. Bakışmaları, birbirlerine yaptıkları imalar bile beni benden aldı. Umarım bu aşk diğerleri gibi hüsranla bitmez. Dizideki favori aşıklarım çünkü... Eşcinsel birlikteliklerden hoşlanmayanlar olabilir ama yapacak bir şey yok. Dizinin şiddet ve cinsellik üzerine kurulu olduğunu hepimiz biliyoruz zaten. O nedenle böyle şeyleri izlemeyi sevmiyorsanız, kapatın gidin diziyi. Bu kadar basit...

Son olarak Gannicus'un bu sezon dişine göre birini bulacağını ve Melitta karısını unutmasını umuyorum. Zira Spartacus, Oenomous, Gannicus hepsi aşktan yana mutsuz adamlar...

Spartacus'un bu sezonu hakkında neler düşünüyorsunuz bakalım...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Spartacus'un Talihsiz Güzeli Diana: Jessica Grace Smith


Her yapımda, bizi güldüren, eğlendiren karakterler olduğu kadar bizi ağlatan, kalbimizde bir yere dokunanlar da var. Spartacus: Gods of the Arena'nın, Diana'sı da öyle bir karakter işte...

Spartacus'u izleyenler bilirler. İzlemeyenler içinse belki gönüllerini çelip, onları da izletmeye teşvik edecek bilgiyi vermeyi bir borç bilirim. Bildiğiniz üzere Spartacus, Eski Roma'daki gladyatörler üzerine kurulu bir yapım olsa da her yönüyle dönemin siyasi, ekonomik ve günlük yaşamıyla ilgili bize bilgiler veriyor. Alt sınıfla, üst sınıfın arasındaki uçurumu ve arada kalanların neler yaşadığını etkileyici bir dille anlatıyor.

Kölelikte o dönemde oldukça yaygın... Parası olan herkes, pazardan mal alır gibi satın aldıkları köleleri her türlü amaçları için kullanıyorlar. Amaçtan kasıt efendisinin dilediği her şeyi köleler yapmak zorunda... Yoksa ya işkencelere maruz kalıyor ya öldürülüyor ya da çok daha farklı acılar çekeceği bir yere sürgün ediliyor.

Diana, Batiatus'un sahip olduğu ludusta yaşayan köle kızlardan sadece birisi. Ancak onu diğerlerinden ayıran en büyük özelliği -ki aslında tek önemli özelliği- dokunulmamış yani bakire kızlardan biri olması... Diğer kız da zaten ilk sezondan tanıdığımız Naevia... Naevia ve Diana çocukluklarını beraber geçiren, bu özellikleri sayesinde etraflarındaki kötülüklerden olabildiğince korunan iki genç kız... Etraflarında dönen dolaplardan habersizler... Özellikle Doctore'nin eşi Melitta onları bu konuda yeri geldiğince uyarıyor.


Bu kısım dizi hakkında ayrıntılı bilgi içerir...

Diana, ludusun yükselmesi için her şeyi yapabilecek olan sahibesinin isteği doğrultusunda, soylu bir adamın isteklerini yerine getirmek için seçilmişti. Ya onun başına gelecekti bu olay ya da en sevdiği arkadaşı Naevia'nın... Bu istekler öyle kolayca yerine getirilecek şeyler değildi elbette... Sanırım bir bayan için en zor ve en küçük düşürücü muameleye maruz kalmıştı Diana... Bir değil iki kişi tarafından tecavüze uğramıştı. Üstelik soylu adamın o sahnede söyledikleri işkencenin dozunu daha da artırıp, Diana'nın yaşadıklarının, yaşayacakları yanında hiçbir şey olmadığını açıklar gibiydi.

"Bu dünyada güzellikler ve çirkinlikler bir arada yaşar.

Tıpkı paranın iki yüzü gibi...

Tecrübe edilmesi ve asla unutulmaması gerekir. "

Diana'nın tek suçu güzel bir köle kız olmasıydı. Bunun ardından diğer soylu(!) insanların da zevki uğruna malzeme oldu. Naevia'ya söylediği "Bir sonraki yatacağım erkeğin canımı almasını diliyorum." sözü sanırım izleyen herkesin kalbine dokunmuştur.

Gannicus bir sahnede Melitta için "O bu hanede saflığın, merhametin, güzelliğin simgesiydi." demişti. Onu asıl hak eden, kocasını en yakın arkadaşıyla aldatan Melitta değil, Diana olmalıydı.
Diana dizinin yeni sezonunda görmek istediğim karakterlerden biriydi ancak ilk bölümden itibaren onun ya öleceğini ya da Naevia gibi sürgün edileceğini biliyordum. Nitekim ludustan kaçtığı için cezası ölüm oldu. Sanırım onun için ludustaki yaşam mı yoksa ölüm mü diye sorsanız sanırım cevabı çoktan hazırdı.

Diana'yı bu kadar sevmemin bir nedeni de karaktere hayat veren Jessica Grace Smith... Ne yazık ki kendisi hakkında pek fazla bilgiye sahip değiliz. Çok fazla projede yer almamış. Ancak geleceği parlak görünen oyunculardan... Yeni Zelandalı...

Smith'in fanları için bir Facebook sayfası var ve kendisi de sürekli bu sayfaya destek veriyor. Tatile gittiğinde çektirdiği resimleri, film çekimlerini buradan düzenli paylaşıyor.  Öyle ki French manikür yaptırdığında ellerini fotoğraflayarak hayranlarıyla paylaşacak kadar alçak gönüllü... Sorulan soruları da fırsat buldukça cevaplıyor. Türk hayranları da oldukça fazla...

Peki siz Diana'yı seven Spartacus'cülerden misiniz? Onun hakkında ne düşünüyorsunuz?

4 Nisan 2011 Pazartesi

Önce "300 Spartalı", Sonra "Biscolata" Reklamı, Şimdi de "Spartacus"


Başlığa bakıp pek bir şey anlamayabilirsiniz ama yazıyı bitirmeyi başarabilirseniz, nedenini çok iyi anlayacaksınız. Tabi önce şu iki videoyu izleyelim.

İlki 2006 yapımı 300 Spartalı tanıtım videosu...


Bir de şöyle bir şey okumuştum vakti zamanında "Erkekler sizin Victoria Secret mankenleriniz varsa bizim de Biscolata erkeklerimiz var."

Ve ikincisi tabi ki Biscolata reklamı...


Bu yazının konusunu, aklımda bir şimşek gibi çakmasını sağlayan Facebook iletisine öncelikle teşekkürlerimi sunmak isterim. Okumayanı dövdükleri bu ileti aynen şöyle "Gelenin, gideni aratmadığı tek yer Victoria Secret defilesidir." Konu VS mankenleri olunca iletinin altına yazılan yorumları varın siz düşünün.

Ben, doğru bir tespit olmasıyla birlikte eksik olduğunu düşünüyorum şahsen. Gelenin gideni aratmadığı tek yer Victoria Secret defilesi değildir sadece. Tabi eğer erkekler açısından bakıldığında bu şekilde görülmesi çok normal. Özenle seçilmiş, birbirinden güzel kadınlar biraraya toplanmış, üstelik en seksi iç çamaşırları ya da aksesuarlarıyla podyuma salınıvermiş. İnsan tabi ki cennete düştüğünü zanneder. Onları melek olarak görmek de pek yanlış olmaz.

Peki erkeklerin Victoria Secret mankenleri olur da kızlar eksik kalır mı? Aslında ister Ekşi Sözlük, ister İtiraf.com -ki bu iki sitede üyeler rahatça düşüncelerini, yaşadıklarını paylaştıkları için- ya da diğer forum sitelerinde gördüğüm kadarıyla bayanlarında erkeklerden pek aşağı kalmadığını hatta bazı yerlerde abarttığını söyleyebilirim.

300 Spartalı filmi ilk çıktığında İtiraf.com'da şöyle bir itiraf okumuştum -yanlış hatırlıyor olabilirim- Sevgilisinin kendisini artık beğenmediğini düşünen İtiraf kadını düşüncesini şöyle yansıtmış. "Benim manken olmamı bekliyorsun ama sen de 300 Spartalı'dan biri değilsin sevgilim. "  İtirafçının mesaj kutusu ne haldedir bu yazıdan sonra onu da siz düşünün.

Benim gördüğüm kadarıyla 300 Spartalı filmi bunun başlangıcı olsa da sanırım devrim yaratan Biscolata reklamı oldu. Tabi ki sosyal paylaşım siteleri Facebook ve Twitter'ın bu konudaki etkileri tartışılamaz. İnsanlar tuvalete bile giderken, bu sitelerde duyurdukları için içimizde gizli tuttuğumuz o baskı artık dayanamayıp patladı. Erkeklerin sürekli Victoria Secret mankenlerini öne sürüp durmasına daha fazla dayanamayan yurdum bayanları kendi açılarından seslerini duyurdular. Biscolata reklamları bayanların profilinde en çok paylaşılan videolardan birisi oldu. Yorumları da cabası...


Peki bu kadarla sınırlı kalındı mı? Bence hayır... Biscolata reklamı güzel olsa da benim asıl öne sürmek istediğim başka bir yapım daha var. Tabii ki, o da hiçbir bölümünü kaçırmadığım Spartacus dizisi...

Dizide gladyatörler hakkında şöyle bir tabir de yok değil. Birçok zafer kazanmış, adları tarihe yazılmış gladyatörler titan olarak adlandırılıyor. Titanın anlamını bilmeyenler için de dip not: Zeus, alaşağı edene kadar var olan tanrılara verilen admış. Bir rivayete göre de Mitoloji'deki tanrıların kendi güçlerinden feragat edip yarattıkları kendi silahlarıymış. Ne kadar büyük bir gücün göstergesi olduğuna siz karar verin.

Özenle seçilmiş oyuncular, savaşçı kıyafetleri, saç şekilleri ve tabii ki arena da salınmaları... Onlar hakkında da sanal ortamda onca yazı yazıldı, hayran fotoğrafları hazırlandı. Hikaye yazanlar bile oldu. Bizde de köşe yazarları, televizyon eleştirmenleri dizi hakkında az çok bir şeyler yazdı ya da söyledi. Bence pek yeterli değildi ama en azından farkına varmışlardı.

Dizinin ana konusunu hepimiz bilsek de aslında bayanlar açısından bir alanda zirveye taşındı. O da dizi karakterleri olan arena savaşçısı, gladyatörlerdi. Kan ve kumun içinde öyle salındılar ki dizideki bütün kadın karakterler onlarla birlikte olmak için yanıp tutuştu. Aslında dizinin anlatmak istediği bir noktada erkekler nasıl köle kızları kullanıyorsa kadınların da aynı şekilde gladyatörleri kendilerine hedef seçmesi... Böylelikle skorlar eşitleniyor ve kimse birbirinden şikayet edecek duruma gelmiyor.

İşin sonuna gelirsek erkeklerin hep çapkınlıklarından, her gördükleri kıza asılmalarından ya da gördükleri güzel bayana ağızlarının sularının akmasından bıktığımızı söyleriz. Ancak kadınlar çoktan o yolu geçtiler. Biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Erkekler, bayanları evde kendini bekleyen hizmetçiler olarak görmeye devam ettikçe de Peri'nin Kalemi'nden daha çok böyle yazılar çıkar. Sonra da altına şu yazıyı yazarım.

Gelenin Gideni Aratmadığı Tek Yer Victoria Secret Defilesi Değil, Spartacus'un Arenasıdır.

22 Mart 2011 Salı

Yoksa Siz Hala "Spartacus"'ü İzlemediniz Mi?


Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu yazımdaki konumuz blogumda yer verdiğim dizilerden biri Spartacus... Ancak bu sefer diğer yazılarımdaki gibi üstün körü değil detaylı bir anlatım var sırada...

Dizi aslında Howard Fast'in Spartacus adlı romanından uyarlanmıştır. Aynı romanın 1960 yılına ait bir sinema filmi de mevcuttur. Ben filmi henüz izlemedim. O yüzden iki yapımı karşılaştırma gibi bir lüksüm yok.

Dizi dünyasıyla az çok ilginiz varsa mutlaka bu Spartacus'u duymuşsunuzdur. İlk sezonu Amerika'da izlenme rekorları kırınca rüzgarı Türkiye'de de esti ve CNBC-E geçen yaz ilk sezonu yayınladı. Tabii bol sansürlü bir içerikle...

Yapım şimdiye kadar 1. sezon ve 6 bölümlük kısa bir ara sezonla izleyicisiyle buluştu. İlk sezonun ardından 2. sezonda hemen çekilmeye başlanacaktı ancak Spartacus'u oynayan başrol oyuncumuz kanser teşhisiyle ne yazık ki setlerden uzaklaşmak zorunda kaldı. 3. sezonun ise ancak 2012'de ekrana geleceği söyleniyor.

Bunun üzerine izleyiciyi de soğutmamak amacıyla 6 bölümlük Spartacus: Gods Of The Arena çekildi. Bana sorarsanız bu 6 bölümlük ara sezon dizi içinde mutlaka çekilmeliydi çünkü ilk sezondaki bir sürü boşluğun doldurulması ve seyircinin aklındaki onca sorunun giderilmesi gerekiyordu.

Peki hiç izlemeyenler için bu dizi neler vaad ediyor?

Eski Roma'daki gladyatörlerle ilgili olan birkaç film izlemişsinizdir. En azından 2000 yapımı Russell Crowe'ın başrolünü oynadığı Gladyator filmini duymayanımız yoktur. Dizinin konusu da bir gladyatörün doğuşu ve yükselişini anlatıyor. Trakyalı bir köle olan Spartacus'un Capua'ya getirilişi ile başlıyor. Spartacus karısını esir tüccarlarından kurtarmak için gladyator okulunun sahibiyle bir anlaşma yapıyor. Ancak işler pek yolunda gitmiyor ve Spartacus ileride büyük bir ayaklanmanın ilk kıvılcımını bu gladyatör okulunda ateşliyor.

Konu kısa ve öz haliyle bu... Dizinin en önemli oyuncularından birisi Zeyna'yı canlandıran Lucy Lawless ve Mummy serisinden tanıdığımız John Hannah'tır. Ayrıca yapımdaki diğer oyuncularda yetenekleriyle göz doldurmaktadır.  Ben özellikle Doctore rolündeki Peter Mensah'ın hem yüz hatlarına, hareketlerine, konuşmasına her türlü aşık olmuş biriyimdir. Köle kız Naevia, Capua Şampiyonu Crixus, her biri benim açımdan diziye kattıklarıyla gerçekten ekranda birer deve dönüşmüşlerdir.

Değinmek istediğim en önemli noktalardan birisi de dizinin tam olarak +18 olduğudur. Cinsel sahneler çok ağırlıklı olarak yer alıyor ne yazık ki. Ne yazık ki diyorum çünkü her türlü yapmda -sadece cinsellik olarak değil- her anlamda aşırıya kaçılmasını sevmeyen birisiyim. Gerçekten izlerken zorlandığım çok sahne oldu. Keşke biraz azaltsalarmış diye düşündüm ancak daha sonradan CNBC-E'deki birkaç bölümü izlediğimde kesinlen kısımlarla dizinin vermek istediği mesajı da kaçırmış oluyordunuz. Netten okuduğum yorumlarda da tek başıma olmadığımı gördüm. Gerçi CNBC-E bunu direk aldığı gibi yayınlasaydı sanırım kanalı yaklaşık bir ay yayına kapatırlardı.

Bunun dışında görsel efektler ve kanlı sahneler bolca yer alıyor dizide. Bu yönüyle de +18'i hak ediyor. Kesilip biçilen adamlar, kan gölüne dönen arena, kopan kol ve bacaklar gerisini siz düşünün... Ancak o döneme ait görüntüler tam anlamıyla yakalanmış. Bilgisayardan çıkmış bir iş olduğunu anlamıyorsunuz. Bizim en pahalı yapımımız olan Muhteşem Yüzyıl'ın sarayı bile bunun yanında Cin Ali çizimleri gibi kalır.

Konu olarak çok detaya girmek istemiyorum aslında. Çünkü aranızda izlemeyenler varsa işin heyecan kısmı kaçsın istemiyorum. Ancak sadece şunu söyleyebilirim ki, dolap içinde dolap dönüyor derler ya, öyle bir dizi bu Spartacus... Bir-iki bölümden sonra nereden nereye geldiğinizi anlamıyorsunuz bile...

Yapımda aslında gizlice verilmek istenen bir mesaj var. Hangi dönemde olursa olsun insanlara eşit haklar tanınması... İnsanca muamele edilmesi... Köle ve gladyatörlerin her türlü hakaret, işkence, tecavüz hatta daha da kötüsü yok yere öldürülmesini çok iyi işlemiş senarist ve yönetmen. Hani yukarıdaki paragrafta demiştim ya kanlı sahneler ve cinsel içerik diye işte o kısımlar olmasa kölelerin durduk yere ayaklanmasını kimse anlayamazdı.

Benim için Spartacus hem senaryosu hem oyuncuları hem de görsel efektleriyle unutulmaz yapımlar arasına çoktan girdi. İsterim ki herkes -yukarıdaki anlattığım nedenlerden nefret edenler olsa bile- izlesin. İzlettirsin.

Peki, Spartacus'u izleyen ya da izlemeyenler onun hakkında ne düşünüyor? Fikirleri alabilir miyiz?

12 Mart 2011 Cumartesi

Spartacus Bahane, Gannicus Şahane


Birkaç yazımda Spartacus'un ara sezonu olan Spartacus: Gods Of The Arena'yı izlediğimden bahsetmiştim. Öyle ki ilk sezondan daha çok beğendiğim bir yapımla karşılaştım. 6 bölümlük bu kısa sezonu iyi ki eklemişler diye düşünüyorum.

Kitap, dizi, film olsun geriye dönüşlü anlatımlardan çok hoşlanıyorum. Sürekli geleceğe dayalı bir anlatım açıkçası beni sıkıyor. Olayların nedenlerinin sonradan anlaşılması, düşündüğümüz gibi bir sürprizle karşılaşılmaması yapıma olan ilgimi de artırıyor ona olan puanımı da...

İlk sezonda diziye ismini veren Spartacus'u yere göğe sığdıramamıştık. Eşine olan görülmemiş bağlılığı, sahibine olan sadakati ve özgürlüğü için verdiği sonsuz mücadele izleyen herkesi çok kolay etkiledi.

Ara sezonun yıldızı ise elbette Gannicus'tu. Öyle ki iki gözü bağlı halde bile bir gladyatörle mücadele etti. Birbirilerinden ne kadar farklı görünseler bile aslında çok fazla ortak yanları olduğunu hiç düşündünüz mü?

- İkisi de namağlup(!) Crixus'u yenebilen nadir gladyatörlerdendir.

- İki gladyatör de iki kılıç tekniğiyle savaşır.

- Spartacus'un eğitmeni Oenomaus'tur. Gannicus'u başka bir Doctore eğitse de asıl akıl hocası yine Oenomaus'tur. 

- Spartacus emir uğruna en yakın arkadaşını öldürmüştür. Gannicus ise en yakın dostunun eşiyle birlikte olmuştur.

- Spartacus eşinden başka bir kadını düşünmez. Emir gereği kadınlarla birlikte olsa bile aklında her zaman eşi vardır. Gannicus ise şampiyon olmanın getirdiği avantajla her gün başka bir kadını odasında misafir ederken en yakın dostunun eşine abayı yakınca başka kimseye yan gözle bile bakmaz hale gelir.

- İkisi de sadakatlarıyla tanınır. Ancak kandırıldıklarını öğrendikten sonra yine ölümü bile göze almışlardır.

- Spartaus'un tek amacı ludustan kurtulmaktır. Gannicus'ta başta tek yapmak istediği gladyatörlükken aşık olmanın verdiği acıyla ludusu terk etmek istemiştir.

- Spartacus ketumluğuyla tanınır. Gannicus'ta dışarıdan ne kadar umursamaz gözükse de aslında daha derinlerde kendine sakladığı bir yer vardır.  

Tüm bu benzerliklere rağmen Gannicus, Spartacus'un tahtını çatırdatmıştır. Benim gönlümdeki yeri ise apayrıdır. Gönül ister ki yeni sezonda onu da görebilelim. Kesin olan savaşta eski eğitmenin yanında omuz omuza mücadelede kendisi de yerini alsın.  

2 Mart 2011 Çarşamba

Spartacus: Gods of the Arena



Ne zamandır doğru düzgün bir dizi tanıtımı yapmamışım. Spartacus'un ilk sezonu olan Spartacus: Blood and Sand hakkındaki düşüncelerimi şuradaki yazımda belirtmiştim. Dizinin ikinci sezonu Gods of the Arena yayına girdi. Aslında bu kısa yapıma dizinin 2. sezonu demek düşer mi bilmiyorum ama ben şimdilik öyle düşünüyorum. Hazır başlamışken çok da spoiler vermeden merak edenler için bu yazıyı yazmak istedim.

Eğer Spartacus'e hiç başlamadıysanız ve ne olduğu hakkında bir fikriniz yoksa kısa da bir bilgi vermek isterim. Eğer şiddet içerikli, kanlı sahneleri bolca olan ve bazen de hafif pornoya kaçan yapımlardan hoşlanmıyorsanız kesinlikle tavsiye etmeyeceğim bir dizidir bu. Oldukça ağır sahneler içeren bir yapım. Ancak tarihi dizi seviyorsanız ve bu tarz içerikler sizi rahatsız etmiyorsa kesinlikle önereceğim diziler arasında...

İlk sezonda Spartacus rolünü canlandıran oyuncumuz Andy Whitfield, şansızlık sonucu kanser hastalığına yakalanınca malum dizi kadrosundan çıkarılmıştı. Açıkçası dizinin yeni sezonda ne içerikle yayınlanacağını bilmiyordum. Tahminlerim daha çok Crixus-Naevia üzerine yoğunlaşan bir senaryoyla karşılaşacağım yönündeydi. Gel gelelim karşılaştığım yapım beni daha çok etkiledi.

Bir kere ilk sezonda olan bütün olayları unutun. 2. sezona direk başlayan birisi ilk sezonun yokluğunu fark etmez bile. Ancak ilk sezonu izleyenler de bol bol sürprizlerle karşılaşacaklar...

Dizide bu sefer geçmişe gidiliyor, Batiatus ve Lucretia'nın ludusu yükseltmek için neler yaptıklarından bahsediliyor. Baş gladyatörümüz Gannicus adında kendini bilmez, asla iflah olmaz ancak çok güçlü bir savaşçı... Eğitmeni ilk sezonda tanıştığımız Oenomaus... İşin daha da güzel yanı bu sezonda Doctore'nin eşi ile de tanışma şerefine nail oluyoruz. Crixus'un Spartacus gibi bir köle olarak ludusa gelmesi, Solonius ile Batiatus'un çok iyi dost olmaları yapımın başka sürprizlerinden...

Açıkçası Spartacus: Gods of the Arena izlenmesi gereken yapımlardan... CNBC-E'de ne zaman yayınlanır bilmiyorum ama bir çok siteden Türkçe alt yazılı bulabilirsiniz.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Naevia Makyajı



İşte bu kadını seviyorum. Naevia rolündeki makyajını çok beğenmiştim. Buradaki de çok hoşuma gitti. Hemen denemem lazım.

Resim: exposey

Spartacus | Aşk, Şiddet, Cinsellik...

Bir süre önce Spartacus adlı diziyi izlediğimden bahsetmiştim. Bitireli birkaç hafta oldu ancak kafamı toparlayıp bu yazıyı yazmam biraz zaman aldı. Özür dilerim.

Önce CNBC’den takip ettiğim dizinin beş bölümden sonrasını internetten indirip izledim. İlk gözüme çarpan kanalın çok sansür uyguladığı oldu. Dizi hakkında nette dolanan onca yazının da doğru olduğu ortaya çıkmış oldu bu sebeple.

Şiddet sahneleri için de aynı şey geçerli. Çok kanlı, dönemini yansıtan bir dizi olduğu özellikle aşikâr… Gay, lezbiyen ya da çoklu ilişkilere de yer vermiş dizi. Bu nedenle kanalın da neden sansür uyguladığı apaçık ortada… Yoksa RTÜK’le kim uğraşmak ister ki?

Gelelim karakterlere bakış açıma… Çift olarak değerlendirme yapmak daha yerinde olur.



Spartacus bizim Malkoçoğlu gibi bir şey ya da Tarkan mı demeliyim. Ancak o her şeyi vatanı uğruna değil de sevdiği kadın için gerçekleştiriyor. Yanlış anlaşılmasın elbette böyle bir erkeği herkes ister. Eşinden pek söz etmeyeceğim. Zira dizinin sonunu göremedi ama rüyalarında bile erkeğini yalnız bırakmamıştı ki ikilinin neden birbirlerini bu kadar tutkuyla sevdiklerini açıkladı.



Benim dikkatimi en çok çeken çift tabi ki Crixus-Naevia’ydı. Capua Şampiyonu, Lucretia’nın sevdiği adamın bir köle kıza tutulması beklenmedik bir şey elbette ama onların aşkını bu kadar güzel yapan imkânsızlıklara rağmen yürütmeye çalışmalarıydı. Özellikle Crixus’un “Sen benim kalbimsin. Bir daha atmayacağından asla şüphe etmeyeceğim. ” sözleri benim bittiğim andır. Gerçi ikinci sezonu izlemeden sonlarının ne olacağını bilemiyoruz ama ilk sezona göre ayrılık uzun süreceğe benziyor.



Elbette ki en kurnaz ve göz alıcı çift Batiatus-Lucretia… Karakter olarak birbirini tamamlayan çift olarak da çok ön plandaydılar. Başta Batiatus’ın bu kadar iyi olması zaten mide bulandıracak cinstendi ki kokusu çabuk çıktı. Lucretia’nın kurnazlığı, Batiatus’ın zekâsı herkesi kendine hayran bıraktı. Lucretia’nın yasak ilişkisini gizleyebileceğini düşünmesi ona yakışmadı.  Özellikle Batiatus’ın Crixus kırbaçlanırken Lucretia’ya söylediği “Beni aptal yerine koyman bile başlı başına bir hata…” sözü her şeyi açıklar nitelikte.  

 10 üzerinden 8... Neden mi? Tarihi bir dizi olduğu ve aşık çiftleri için...

24 Ekim 2010 Pazar

Gwen Vs Naevia


Takip ettiğim dizilerden sadece ikisi Merlin ve Spartacus… Merlin 3. sezonunu dolu dolu yaşarken Spartacus de bu sezona damgasını vurdu. Merlin de silahşörlük görevini şovalyeler yürütürken, Spartacüs’te bu görevi galdyatörler başarıyla yerine getiriyor. Aynı şey hizmet edenler içinde geçerli… Spartacus erotik sahneleri ve şiddet içeriğiyle daha çok yetişkinlre hitap etse de Merlin de büyük bir hayran kitlesine sahip…

Yaşanan aşklarda bir o kadar göz önünde… Benim dikkatimi çekense Merlin’de ki hizmetçi Gwen ve Spartacus’teki köle kız Naevia’nın özellikleri… Kendimce hazırladığım bu liste belki başkalarının da dikkatini çeker.

1-Bir kere Gwen güzel değildir. Değil o haliyle prensleri peşinden koşturması sıradan birinin bile dönüp bakması bile mucizedir ama gelin görün ki 2 erkeği ki bunlardan birisi prenstir- peşinden koşturur. Hatta süründürür. Naevia ise prenseslerle yarışan bir güzelliğe sahiptir. Ayrıca aşkı Crixus için her tehlikeyi göze alır. Buna sahibesinin nefreti de dâhildir.

2-Gwen lafını verir. Hiç sakınmaz. Prens, kral demez eğer taşı gediğine koyacaksa hemen yapar. Naevia ise köle olmanın verdiği korkuyla değil bir şey söylemek gözlerini dikip bakamaz bile.

3-Gwen sadece bir hizmetlidir, öyle hemen her işi de yapmaz.  Naevia ise köle olmanın getirdiği eziklikle türlü işkencelere maruz kalır.

4-Gwen iki erkeği birden idare eder, Naevia ise Crixus’tan başkasına dönüp bakmaz bile.

5-Makyaj ekibi köle halindeki Naevia’yı bile prenses gibi gösterirken, Gwen’e birilerinin garezi var ki hep ya gözaltları mordur ya da cildinin rengi solgundur

6- Gwen sevgilisiyle öpüşmeye bile korkar. Ancak Naevia’ya aşırdığı anahtarlarla her gece Crixcus’un kollarında soluğu alır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...