7 Aralık 2011 Çarşamba

OPI: Tickle My France-y


Renk hakkında söylenecek çok fazla söz yok. Her kıyafetle rahatlıkla kullanılabilecek, risk almak istemeyenlerin rengi olacağını düşünüyorum. Üstelik hata yaparsanızda sorun yok. Kesinlikle belli etmiyor.


Bu oje benim tırnaklarımda nudeye yakın bir pembe olarak renk almış. Tırnağa göre renk alan ojelerden biri daha Tickle My France-y... Yani siz de farklı duruyorsa bu ten ve tırnak renginizle alakalı. Fotoğraflarla ilgisi yok.

Tırnaklarımda bir kat Kalyon + iki kat Tickle My France-y + bir kat da parlatıcı bulunuyor. Oje dışında diğerlerini gereksiz yere sürdüm aslında. O akşam biraz bol vaktim vardı. Normalde bir oje için bu kadar uğraşmam.


Son olarak kullandığım ürünler... Kalyon'un hızlı kurutucusunu aldım ve çok memnun kaldım. Oje kurumasına tahammül edemeyenler için mükemmel bir ürün. Üstelik sprey şeklinde olması da ayrı güzellik... 

Peki, siz rengi nasıl buldunuz? Bu rengin alternatifi bildiğiniz ojeler var mı?

2 Aralık 2011 Cuma

Reklamcı mı Oldun be Peri?


Ne zamandır yokum. Bu yazımda beni çok şaşırtan bir olayı paylaşmak istedim.

Şu yazımda Pino Parfümeri'den ve Ankara'da yaşayanlar için bir kozmetik cenneti olduğundan bahsetmiştim. Başlıkta zaten Ankara'da Bir Kozmetik Cenneti'ydi. Bu yazıdan sonra Pino yetkilileri iznim olursa bu başlığı yeni sloganları olarak kullanmak istediklerini söylemişlerdi. Benim için sorun olmadığını belirtmiştim. Geçen hafta Ankara'dayken tesadüf eseri Pino Parfümeri'yi gördüm ve ihtiyacım olan birkaç ürünü aldım. Ancak eve geldiğimde ne kadar şaşırdığımı anlatamam. Üstteki resimde bulunan karton poşetin üzerinde benim başlığım kullanılmıştı. Açıkçası beklemiyordum ama sevinmedim de değil. Yeni sloganları artık bu olmuş...

Aldığım ürünlerde aşağıdaki resimde... Beyu kapatıcının yorumlarını en kısa zamanda paylaşacağım...

18 Kasım 2011 Cuma

Aldatan Kadınlar Anlatıyor...


Ne zamandır kitap yorumlarımı göremiyorsunuz. Bunun nedeni, işte bu kitaptır. Ne zamandır elimde sürünüp duruyor. Kolay bir konu değil çünkü. İçinde anlatılan gerçek hikayelerden bazen birini, bazen kasıp birkaçını okuyup ara veriyordum. Haliyle bitirmek de epey zamanımı aldı. Ya hakkında çok konuşulur ya da diliniz tutulup kalır da bir şey söyleyemezsiniz ya, bu kitapta o kategoriye giriyor aslında... Söyleyecek çok şey olsa da insan nereden başlayacağını pek bilemiyor.

Mehmet Çoşkundeniz'in okuduğum birkaç kitabı olmuştu ama "Aldatan Kadınlar Anlatıyor" gibi bir kitabına daha önce rastlamamıştım. Yazarın Posta Gazetesi'ndeki köşesinde yayınlanan hikayeler, sonradan toplanıp, karakterlerin isimleri değiştirilerek kitap haline getirilmiş. İyi de olmuş gerçi. Buradan Aşk Doktoru lakaplı Mehmet Bey'e hem teşekkür, hem de sitem etmeden duramam. Teşekkür ediyorum, çünkü erkeklerin kendilerine fazla güvenmemesi gerektiğini gösteriyor bu kitap. Sitem etmemin nedeni de, bu kitaptan sonra paranoyak gibi etrafımdaki kadınlardan kocasını, sevgilisini aldatan var mıdır diye düşünüp durmam.

Toplumumuzda erkeğin aldatması ne kadar normal karşılanıyorsa, kadının aldatması da o kadar garip kaçıyor. Bana göre karşısındaki kişiye değer vermedikten sonra aldatan insanın erkek ya da kadın olması o kadar önemli değil...

Aldatmanın bahanesi olmaz ama kitabı okumadan önce bir insanın neden aldatacağına dair düşünmedim değil. Benim aklıma ilk gelen seçenek, kocası tarafından mutsuz olan kadınlardı. Ancak daha ilk hikayeden saçmaladığımı anladım. Bu kitabı bitirdikten sonra anladım ki aldatmanın nedeni yokmuş. İnsan bir kere aldatınca sonu gelmiyormuş.

Öyle ki aldatan kadınların profili de birbirinden oldukça farklı... Eğitim düzeyinden, yaşama tarzına, iş durumuna göre her kesimden kadının aldatabileceğini de bu kitapta okuyorsunuz. Dahası bu hikayelere gelen okuyucu yorumları da bir o kadar düşündürücü... İçlerinde yazanlara evlenme teklif eden de var -evet, gerçek- haklı bulan da, midesizlik olarak niteleyen de...

İster ahlaki, ister dini açıdan bir insanın kendisine saygısını yitirdiği andır bence aldattığı an... İnsan aslında, karşısındaki kişiyi değil, kendini aldatır. Kendini alçaltır... En azından benim fikrim bu...

Peki, aldatan ya da aldatılanlar hakkında sizin düşünceleriniz neler?  

11 Kasım 2011 Cuma

Tekcan'dan Dünyaya...


Ne zamandır görüşemedik değil mi? Sitenin bahçesinden eve gelip post atabilirsem görüşürüz aslında ama gezmekten, sonra da yemek yeyip uyumaktan pek fırsat bulamıyorum.

Malum geçen hafta Kurban Bayramı'ydı. Bizimkilerde tası tarağı toplayıp soluğu memleketlerinde aldı. Tabii, Peri Hanım hastalanıp, bayramı yatakta geçirdiği için evde bana arkadaşlık etti. Çok sıkıldığım için birbirimizle uğraştık. Neyse ki sonunda İstanbul'dayız ve biraz yol yorgunu da olsam çok iyiyim.


Bu arada Peri Hanım'ın geçen hafta doğum günüydü. Kutlamalara, sürprizlere biraz sinir olsam da yaşın ilerliyor diyerek dalga geçip, ben de yeni yaşını kutladım. Benim ne zaman doğduğum belirsiz. Ot biçme zamanı mı neymiş. Peri'nin annesi beni sokakta bulduğundan hangi ay doğduğumu pek çıkartamıyorlar.

Bu arada Peri'nin gerçek ismini de deşifre ettim. O şekilde de hitap edebilirsiniz. İzin veriyorum. Umarım sizin Kurban Bayramı'nız, Peri gibi yatakta ya da benim gibi evde tıkılı kalarak geçmemiştir. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere...


3 Kasım 2011 Perşembe

SKIN79: The Oriental Shimmering BB Cream


Uzun zamandır bu ürünü yazacağım ama bir türlü fırsat olmuyordu. Yazın pek makyaj yapmadığım için ürünü de doğru düzgün kullanma fırsatım olmamıştı. Neyse ki havalar soğuduğu için ben de yavaş yavaş pudra tarzı ürünlerden, likit ürünlere geçiş yaptım.

Skin79, daha çok cilt bakımı üzerine yoğunlaşmış bir Kore markası... Sanırım fondöten tarzı ürünlerin cilde direk temasından dolayı pudra, BB cream gibi ürünleri de çıkarmışlar. Bence iyi de yapmışlar. Şimdiye kadar gördüğüm en ince yapılı bu ürünle tanıştırdılar beni...


Uzak Doğulu markaların ürünlerine karşı bir zaafım var. Pek kullanma fırsatım olmadığı halde seviyorum ne yapayım. Bu ürünü sevdim. Bir kere kutusu çok şirin... Üstelik hijyenik açıdan avantajlı durumdasınız. Kutunun şekli bizim gündelik kullandığımız uçlu kalemlerle aynı. Hatta ilham kaynağı olarak kalemler alınmış diyebilirim. Alt tarafa bastırıyorsunuz, fırçanın olduğu kısımdan likit ürün çıkıyor. İsterseniz siz uygularken ürünün fırçasını da kullanabilirsiniz. Sentetik ama yumuşak bir yapısı var. Ben bunun için Mehron süngerimi kullanıyorum.

Ben fondöten olarak çok kapatıcı özelliği olan, kremsi yapıdaki ürünleri sevmiyorum. Cildime ağır geliyor. Benim için cildime hafif bir parlaklık versin, biraz canlı göstersin yeter. Sabah kalktığımda yüzümdeki o yorgun ifadeyi alsın. Bana yetiyor. Zaten aşağıdaki resimde cildimin çok problemli olmadığını görüyorsunuz ki o ayın belli bir döneminde çekildi.


Ürünün yapısı çok hafif... Ben genelde likit ürünlerde cildim yapış yapış olmuş gibi hissederim ama bunda öyle bir şey hissetmedim. Yüzümden akıyormuş gibi gelmedi. Akışkanlığı iyi... Çok cıvık değil ya da fırçanın ucundan kazıyarak almıyorsunuz. Cildinize canlılık katıyor. Sivilceleri ya da benleri kapatma gibi bir özelliği yok. Zaten böyle bir iddiası da yok. Tam benim istediğim gibi doğal bir görünüm sağlıyor. Bu ürünü aydınlatıcı olarak da kullananlar varmış. Ben o gruba dahil olmadım hiç. Aydınlatıcılar bakımından daha çok toz ürünleri tercih ediyorum.

Skin79'un bu ürününü seçerken sitesindeki açıklamalardan yararlandım. Allah için, birçok markanın sitesine göre daha iyi bir sistemleri var. İnanmıyorsanız sitesine tıklayın. Cilt tipine, yaşınıza ve dahası kapatıcılığına göre ürünü kendiniz belirliyorsunuz. Bu BB creamin Perfect Cover ve Gold olanı da mevcut... Perfect Cover adı üzerinde kapatıcılık bakımından daha iyi... Gold ne işe yarıyor onu anlamadım yalnız. Sanırım beyazlatıcı özelliği varmış ve ilerleyen yaşlar için tavsiye edilen bir ürün. Benim anladığım bu en azından.


Uzak Doğulu markaların tek eksiği renk seçeneklerinin çok sınırlı olması... Bu ürünün ben aldığım zaman tek rengi vardı. Düşünebiliyor musunuz? Kaç farklı tonda cilde sahip insan var ve onlar sadece bir tane çıkarmışlar. Buradan sesleniyorum lütfen renk seçeneklerinizi artırın. Hepimiz sizin soluk benizli kızlarınız gibi olmak zorunda değiliz. Yüzümüze whitening kremleri de boca etmiyoruz. Azıcık sağlıklı görünmek iyidir.

İlk resimde nemlendirilmiş cildim, ikincisinde ise BB Creamin uygulanmış hali var. Normalde cildimde böyle bir parlama yapmıyor ama flaşın azizliğine uğradım biraz. Bunun üzerine çok ince bir pudra geçiyorum. Benim için cilt makyajım tamamlanmış oluyor. Bu üründen sonra BB creamlere fena takmış durumdayım. Tavsiyeleriniz varsa bekliyorum bayanlar...

Bu arada bayram dolayısı ile şehir dışında olacağım. Nete girme imkanımda pek yok.
Herkesin Kurban Bayramı şimdiden kutlu olsun.
  

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...