20 Ocak 2012 Cuma

Yasaklar Çiğnenmek İçindir...


Yoksa o söz, kurallar çiğnenmek için miydi? Her neyse... Size ne zamandır alışveriş yazısı yazmıyordum. Bunun en temel nedenini biliyorsunuz: Yasak! Ancak fark ettiyseniz geçen seneki kadar ıvır zıvır her ürünü de almıyorum artık. Daha çok cilt ve saç bakımı için gerekli ürünlerimi alıyorum.

Birkaç ay evvel yasakla ilgili şu yazımda birkaç bilgi vermiştim. Sünger tarzı ürünleri ve diğer alışverişlerimi netten yaptığımı zaten biliyorsunuz. Birkaç izleyicim ben yurt dışından ürün getirttim falan deyince ben de riske gireyim ne olur ne olmaz dedim.

Gerçi böyle bir şeyi neden yaptığımı da bilmiyorum. Ne gerek var ki risk almaya. Zaten nadir de olsa arkadaşım aracılığıyla alışveriş imkanım oluyordu. Kediyi öldüren merak ya, benimki de o hesap! Yılbaşı nedeniyle ne de olsa bir sürü paket gelip gidecek belki arada kaynar diye düşünmüştüm. Neyse ki paketim gümrüğe takılmamış.


Uzak Doğu ürünlerini ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. Güney Kore markası olan Amorepacific'in ürünlerini ne zamandır denemek istiyordum. Mamonde BB Balm da gözüm vardı. BB kremlerden sonra nasıl bir şey çıkacağını merak etmiştim. BB Balm'ı Amorepacific-global isimli satıcıdan aldım. Ürünler sıkıca paketlenmiş şekilde elime ulaştı. Ancak ben hala düşünüp duruyorum bu koca paket -üstelik her yerinde beauty, makeup falan yazıyor- nasıl gümrükten geçti? Anlamadım valla...

Satıcı ayrıca denemem için komple cilt bakım ürünlerinden oluşan bir set göndermiş. Üstelik bizim çoğu şu kutu, bu kutunun içinden çıkan tek kullanımlıklar gibi değil, en az 5-6 defa kullanılacak bir set bu. Bir ara deneyip yorumlarımı yazmak istiyorum.


Bunlar da tam olarak açılmış hali... Bu alışverişin en önemli yanlarından biri ise bu ürünü Make Offer seçeneği ile almış olmam. Bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim. Bir ürün için Buy It Now seçeneğinin altına bazı satıcılar Make Offer seçeneğini koyuyorlar. Siz bir teklifte bulunuyorsunuz. Satıcı kabul ederse o bedeli ödeyip ürünü satın alıyorsunuz. Eğer satıcı bedeli yeterli bulmazsa size yeni bir teklifte bulunuyor. Bu şekilde anlaşmaya varmaya çalışıyorsunuz. Biz Türkler pazarlık yapmayı çok severiz zaten. İşimize gelen bir yöntem bu.

Bunun dışında Güney Koreli satıcılarla pek sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum. Sanırım Türkler'e olan sempatileri Ebay ortamında da devam ediyor. Son olarak size diğer alışverişlerime net üzerinden devam edeceğimi söylemiştim. Kozmetik dışında pek aldıklarımdan bahsetmiyorum ama bunu bir örnek olarak koymakta yarar var.

Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu şekilde gümrükten geçen ürünleriniz var mı?



17 Ocak 2012 Salı

DHC: Deep Cleansing Oil {Makyaj Temizleme Yağı}


Japonlar böyle bir ürün çıkarsınlar ve siz onları sevmeyin. Böyle bir şey yok... Adamları severdim, bana böyle bir güzellik yaptıkları için daha da çok sever oldum. Sevindirik olmuş Peri seni!!!

Bu benim kullandığım ilk cleansing oil yani Türkçe'ye çevirecek olursam temizleme yağım... Aslında şimdiye kadar diğer ürünlerle boşuna savaşmışım makyajımı çıkarmak için vallah. Cahillik kötü şey... Bu tarz bir ürün daha önce kullanmadıysanız ve bilginizde yoksa kısa bir özet geçeyim. Makyaj temizleme yağları son yıllarda makyaj çıkarmada çok kullanılan ürünlerden bir tanesi... Özellikle kat kat boyanan yüzlerde derinlemesine temizlik sağladığı ve kolayca uygulandığı için bayanların gözdesi haline geldiği için artık birçok marka kendi temizleme yağlarını çıkarmaya başladı. 


Peki, nasıl kullanılır bu temizleme yağları... Bundan elinize -makyajın yoğunluğuna göre- bir ya da iki pompa damlatıp, yüzünüze yavaş yavaş yediriyorsunuz. Bir-iki dakika sonra zaten makyajınızın yavaş yavaş dağıldığını hissedeceksiniz. Daha sonra ılık suyla yüzünüzü yine dairesel hareketlerle yıkıyorsunuz. Makyaj akıp gidiyor. İşte hepsi bu kadar...  

Ben bu ürünü göz makyajımı çıkarmak için de kullanıyorum. Bazı temizleme yağları göz için uygun değilmiş. DHC bunlardan değil. Waterproof ürünleri bile rahatlıkla çıkarıyor. Zeytinyağı gibi bir kokusu var. Ben rahatsız olmadım. Bir de kapatıcı fırçalarımı ve Mehron süngerlerimi bu ürünle temizliyorum. Pırıl pırıl oluyorlar.

Peki, siz daha önce bu ürünü kullandınız mı? Tavsiye edeceğiniz temizleme yağları var mı?

16 Ocak 2012 Pazartesi

Another Earth: Başka Bir Dünya Var Mıdır?


"Evrenin herhangi bir yerinde, dünyanın, hatta insanların bile birer eşinin olduğunu öğrenseniz ne yaparsınız?"

Another Earth hakkında ilk söyleyeceğim şey kesinlikle bir uzaylı filmi olmadığıdır. Fragmanı izleyip yanılgıya düşmeniz çok muhtemel... Film, uzaylı temasıyla görücüye çıksa da, aslında anlatmak istediği insan psikolojisiyle ve ikinci şanslarla alakalı...

Filmin konusu; Rhodo, Mit bursunu kazandığında daha 17 yaşındadır ve o zamanlar her şeyin mümkün olabileceğine inanmaktadır. Aynı dönemde uzayda yeni bir gezegen keşfedilmiş ve bu gezegenin dünya ile benzer özellikler taşıdığı anlaşılmıştır. Bu da Rhodo'nın umutlarını artırmaktadır. Ancak genç kız, bir trafik kazasına sebep olduğunda bütün hayalleri, umutları, hayatı bir anda alt üst olur. Filmde bu olaydan sonra Rhodo'nın duygusal çekişmeleri, hayata dair yeni hisleri ve yeniden umut etmek için çabalaması anlatılmaktadır.


Macera ve uzaylı filmi seven birçok izleyici için umut vaad eden bir film değil. Ancak insan psikolojisini baz alan yapımlardan hoşlananlar için tavsiye edilecek bir film Another Earth... Açıkçası benim gibi uzaylı filmlerinde maceradan hoşlanıyorsanız, biraz sıkılabilirsiniz. Ben ara sahnelerde çok sıkıldım şimdi.

Bilimsel yollarla açıklamaya gidecek olursak, kozmik sapmalar sonucu bizlerden uzayda birer tane daha olduğunu düşünün... Diğer biz, bizim yaptığımız hataları yapmış mıdır? Hayatı bizimkisinden daha iyi ya da kötü müdür? Onun yaşamı nasıldır? İnsanlar uzaylı fikrine alışamamışken, ben böyle bir olasılığı düşünemiyorum. Olsa da fena olmazdı hani. Gider gelir, birbirimizi ziyaret eder, sırlarımızı paylaşır, hatta kız alır, oğlan evlendirirdik. Türkler Uzayda(!) gerçek olurdu bir manada...


Son olarak filmin soundtracki hakkında da bir iki laf edeyim. Filmde müzik denen bir şey yok aslında. Sadece başlangıçta dinlediğimiz,  The First Time I Saw Jupiter'i çok beğendim. Onun dışındakiler bunun gibi dram öğesi zaman zaman tavan yapan bir film için uygun değildi. Kötü müzik seçimi, sahnelerin donuklaşmasına ve duyguların yeterli bir biçimde aktarılmamasına neden oldu.

Peki, siz Another Earth'ü izlediniz mi? Başka bir dünya fikri size nasıl görünüyor?

14 Ocak 2012 Cumartesi

New Girl: 1 Kız 3 Erkek Aynı Evde!


Evet, şimdi düşünelim bakalım. Bir bayan olarak -zorda kalırsam- üç erkekle birlikte yaşamayı düşünür müyüm? Sanırım düşünebilirim. Neden mi? Bunun dezavantajları olduğu gibi, birçok avantajı da mevcut çünkü. En azından erkek arkadaşınıza kancayı takan birinin o evde yaşamayacağı kesin.

Bu ara kafayı komedi dizileriyle bozdum. Daha bir önceki dizi yazım, yine bir Amerikan sitcomu olan 2 Broke Girls'le ilgiliydi. Amerikan komedi dizilerinden de hoşlanabileceğim bir şeyler çıkacak diye ümit ediyorum. Bu nedenle araştırmalara ve sizi bilgilendirmeye devam. Bu yazım yine her bölümü yarım saatlik bir sitcom olan New Girl...


Dizi, Zooey Deschanel'ın başrolde oynadığı ilk uzun soluklu tv yapımı aynı zamanda... Ben kendisini ilk olarak Yes Man'de izlemiştim. Sevdiğim bir oyuncu olduğu için dizinin benim için önemi de artmış oldu. Gelelim konusuna:

Dizi, Jess adında öğretmen bir kızımızın, sürpriz yapmak için eve erken gelmesi ve erkek arkadaşını basmasıyla başlıyor.  Evi apar topar terk eden Jess, model olan en yakın arkadaşı Cece'yi de rahatsız etmemek için, internetten tanıştığı üç erkekle aynı evi paylaşmak zorunda kalıyor.


Evin kadim sakinlerinden olan Nick, Winston ve Schmidt, birbirlerini uzun zamandır tanıyan üç arkadaş. Bu karakterler de en az Jess kadar talihsiz bir durumda. Nick hukuk fakültesini yarıda bırakmış, barmenlik yaparak geçimini sağlarken, kız arkadaşı tarafından ne hikmetse terk edilmiş. Schmidt, Nick'in okuldan arkadaşı ve kariyeri parlak  gibi görünmesine rağmen, ne iş yerinde ne de evde kimse onu ciddiye almıyor. Winston ise, 2 sene Letonya'da profesyonel basketbol oynadıktan sonra, görevine son veriliyor ve bir anda kendini, ülkesinde hiçbir işte çalışamayacak biri olarak buluyor.

Bu dörtlü bir araya gelince kız-erkek muhabbetleri, aynı ev içinde yaşanabilecek istenmeyen kazalarda birbirin ardını kovalıyor. Erkeklerin Jess'ten ders aldığı, Jess'in onlardan başarısız aşk hayatı hakkında ipuçları istemesi zaten dizinin temel konularından birini oluşturuyor. Arada seksle ilgili konularda geçmiyor değil. Zaten Amerikalı'lara ait hangi dizi ve film buna dayalı bir komedi anlayışına sahip değil ki...

Ben şimdiye kadar yayınlanan 9 bölümünü izledim. Zaten dizi şimdilik 14 bölüm olarak tasarlanmış. Yeni bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum.

Peki, siz bu diziyi izlediniz mi? Jess'in yerinde olsanız 3 erkekle birlikte kalır mıydınız?

13 Ocak 2012 Cuma

Oriflame Beauty: Tender Care Protecting Balm {Cikolata + Sade}


Şimdi, bu yazıyı okurken bir yandan da en yakın Oriflame temsilcisi kimse ona bu ürünlerden en az birini sipariş ediyorsunuz. Evet, bir ürünü bu kadar övdüğüm görülmemiştir ama Oriflame'in Tender Care ürünleri bunu sonuna kadar hak ediyor.

Şu yazımda Tender Care'in karamel ve vanilyalısından bahsetmiştim. Zaten daha önceden de sade olarak tabir ettiğim -ki aslında öyle bir kelime falan yazmıyor üzerinde- ürünü kullanmıştım. İyi ki Oriflame bunların içine aromalıları da eklemiş.


Karamel ve vanilyalısını da kullandığım için bir sıralama yaparsam, en çok beğendiğim çikolatalısı oldu. Çünkü çikolataya bayılan bir insan olan ben bu ürüne aşık oldum desem, sanırım yanlış bir tabir olmaz. Kokusu doğru bir ifadeyle Negro bisküvinin kokusuyla birebir aynı... Zaten o bisküviyi de çok sevdiğim için ürün gözümde ayrı bir yer etti.


Bunlar da açık halleri... Ben bu ürünleri genelde dudak bakımı için kullanıyorum ama kuruluk hissettiğiniz bölgeler -diz, dirsek, tırnak etleri gibi- için de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Fiyatları da indirim döneminde 6.90 TL'ye tekabül ediyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...