3 Ocak 2012 Salı
Oriflame Beauty: Yeni Yıl Kataloğundan Çıkanlar
Yeni yıl yaklaşırken birçok kozmetik markası gibi, Oriflame de çoğu ürününde indirim yapmıştı. Ben de bu indirimlerden kuzenim aracılığıyla haberdar oldum. Online kataloğundan seçtiğim ürünleri bir hafta sonra elime ulaştırdı. Bu ürünlerden şimdilik sadece Feminelle Refreshing Intimate Wash ve Milk&Honey duş jelini kullanma fırsatı bulabildim.
Feminelle Refreshing Intimate Wash: Bu tarz ürünleri seviyorum. Daha önce Avon'un da buna benzer bir ürününü kullanmış ve memnun kalmıştım. Bu nedenle eğer denemediyseniz kesinlikle tavsiye ederim. Ben genelde duştan çıkmadan hemen önce bunu kullanıyorum. Bu ürünün tek kullanımlık ve jel tarzında olanı da mevcut. Bundan memnun kaldığıma göre diğerlerinden de en kısa zamanda edineceğim. Özellikle şehir dışına çok seyahat edenlere şiddetle tavsiye ederim. Tek kullanımlık mendil şeklinde olanları hayat kurtarabilir.
Milk&Honey Duş Jeli: Ballı cilt bakım ürünlerine zaafım var. Hatta arada şampuanımın içine bal kattığım olur. Bu ürünün peelingine de almıştım ama bundan daha çok memnun kaldım desem yeridir. Cildinizi yumuşacık yapıyor. Üzerine nemlendirici geçince bu yumuşaklığı daha uzun süre hissediyorsunuz. Tek eksik yanı şişesinin kapak kısmı pek kullanışlı değil ve gramajı biraz düşük geldi sanki bana.
Aldığım diğer ürünler:
Studio Artist Pressed Powder
Tender Care Protecting Balmlar
Lipspa Therapy
Bu ürünler hakkındaki yorumlarımı da en kısa zamanda okuyacaksınız.
29 Aralık 2011 Perşembe
2 Broke Girls: Hadi Para Biriktirelim!
2 Broke Girls ya da benim tabirimle İki Çulsuz Kız, her bölümü yaklaşık yarım saat süren bir Amerikan komedi dizisi... Komedi deyince benim tercihim genelde Uzak Doğu yapımları olur. Çünkü Amerikalı'larla benim komedi anlayışımızın farklı olduğunu anlayalı uzun zaman oldu. Yine de 2 Broke Girls, kısa süren bölümleri ile izlenecek çerezlik diziler listesine giriyor.
Gelelim konusuna; Max, gündüzleri dadılık, geceleri ise garsonluk yaparak geçimini sağlayan orta karar Amerikalı bir kızdır. Çalıştığı cafeye, bir akşam Caroline adında son marka kıyafetleri içinde tipik bir sarışın gelir ve orada çalışmaya başlar. Sonradan anlaşılır ki Caroline bir milyonerin kızıdır ve babası dolandırıcılık suçuyla hapiste olduğu için hayatında ilk defa kendi geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Bir süre sonra Caroline, Max'in cupcakelerinin tadını çok eşsiz bulur ve eğitimi sayesinde bir işletme açabilmeleri için onu cesaretlendirir. Dizide bu işletmeyi açmak için ikilinin nasıl para biriktirdiği ve her bölümde ne kadar para biriktirildiği anlatılmaktadır.
Peki, ben bu dizide neleri sevdim? Bir kere kafe çalışanları kendi içlerinde çok manyak tipler... Bana Avrupa Yakası'ndaki ofis çalışanlarını hatırlattı. 75 yaşında zenci bir kasiyer, sürekli seks düşünen bir Yunanlı ve işletmenin sahibi 1.40'lık bir Asyalı... Ortaya birbirinden çok farklı 2 garson kız da eklenince en sevdiğim sahneler cafe sahneleri oldu çıktı.
Max ve Caroline birbirinden o kadar farklı ki onların atışmalarını sevmemek zaten mümkün değil... Max'in hayat hakkında çok şey bildiğini sanıyor ve ona karşı hiç umudu yok, tam tersine Caroline'ın ise hayattan çok beklentisi var ama hayattan bi haber... İkisi bir araya gelince sürekli birbirleriyle uğraşan bir ikili ortaya çıkıyor.
Dizide popüler isimlere de göndermeler yapılacak ya bol bol Paris Hilton ve Kim Kardashian'ın da adı anılıyor. Bu ikisini sevmesem de dizide aşağılandıkları yerleri iple çekiyorum. Deli Peri ben...
2 Broke Girls'ten çok bir beklentim yok aslında... Tek istediğim Caroline'ın atı Chesnat... O nasıl bir şampiyon öyle... Ben de evimde öyle bir at istiyorum bana ne... Dizinin şimdiye kadar 12 bölümü yayınlandı. Ben sanırım 3 günde izleyip bitirdim. Yeni bölümleri işte böyle bekliyorum. Resimler: CBS.com
Etiketler:
Amerikan Dizileri,
Dizi Tanıtımları,
Dizi Yorumları,
Diziler
27 Aralık 2011 Salı
Gerçek Dilek Listesi {Peri Kutusu}
Aslında sağlık, mutluluk, huzur diye başlamam gerekir. Ancak nedense insanlar hep maddi şeylere öncelik tanıyor. Bende ikiyüzlülük yapmayıp bundan bahsetmeyeceğim.
Şuradaki yazımda bayağı uçuk şeylerden oluşan bir liste yapmıştım. Pek yorum gelmediği için sanırım isteklerim ya gerçekten çok uçuk bulunmuş ya da bazılarına göre sanırım gayet sıradan(!) kalmış olmalı... Her neyse gerçekliğe dönüp, bu sene maddi olarak sahip olmayı istediğim birkaç parça şeyi sıraladım. Her ay birini almayı düşünüyorum şahsen. Eğer alırsam burada da yayınlarım belki.
1) Siyah Straplez Elbise: Markası, kumaşı önemli değil. Buna benzer bir elbise istiyorum. Genelde gece için bu kadar dekolte şeyler giymem ama bir tane yedekte durmasında fayda var. Ne zaman giyileceği belli olmaz. Sanırım Koton'da buna benzer bir şey görmüştüm.
2) Aubry Deri Süet Çanta: Çanta manyaklığımın olduğunu söylemiştim. Bu çantayı Ebay'de tesadüf eseri dolaşırken buldum. Günlük hayatımda buna benzer çantalar çok işimi görüyor. Ancak fiyatı beni biraz aştı. Kargosuyla 130 Dolar... Satıcı Güney Koreli. Pazarlığa yanaşır mı acaba?
3) Diorshow Mascara Azure Blue: Bunu ne zamandır istiyorum. Golden Rose'un buna benzer bir rengi var ama kıvamı, fırçası iyi olmadığı için bundan almak farz oldu desem yeridir.
4) Paco Rabanne Lady One Million Parfüm: Parfümün imza gibi olduğunu düşünenlerdenim. O nedenle aynı zamanda dolabında 5-10 tane şişesi olanlardan olmadım hiç. Belli dönemlerde bir-iki parfümüm olacak onları kullanacağım. Bu parfümü de bir denemek istiyorum.
5) Platform Topuklu Siyah Ayakkabı: Platformlarla yürümeyeli uzun zaman oldu. Bu ayakkabıya benzer bir model Bambi'de görmüştüm. Bir deneyip göreceğiz artık.
Peki, sizin Dilek Listeniz'de neler var?
Etiketler:
Peri,
Peri Kalemi,
Peri Kutusu,
Rimeller
23 Aralık 2011 Cuma
Önüm, Arkam, Sağım, Solum Alışveriş Sitesi
Hani şimdi reklamlarda görüyorsunuz ya, kadın bir elbiseyi üçte biri fiyatına aldığı için üstünü başını parçalıyor, kolyesini koparıyor, etrafı dağıtıyor. Elbiseden ettiği karın kat kat fazlasını etrafına veriyor garibim. Sonra da buna karlı alışveriş diyorlar. Ne anladım ben ondan. Şimdi buradan, o sitenin aslında kar değil, zarar ettirdiği anlamını mı çıkarmalıyım, yoksa reklamın baştan sona kadar hatalı olduğunu mu söylemeliyim kararı siz verin.
Gümrük yasası nedeniyle ucuza alışveriş yapma lüksümüz elimizden alındı. Malum bir ürünü ne olursa olsun -kozmetik, giyim, elektronik eşya v.b. - neredeyse üçte biri fiyatlara alıyorduk. Onun önü kesilince, yeni arayışlara girdi insanlar. Senenin başında bir-iki olan alışveriş sitesi sayısına artık yetişemez oldum desem yeridir. Ardı ardına televizyonlarda reklamları yayınlandı. İnternet sayfalarında mantar gibi bu sitelerin ilanları doldu. Ha diyeceksiniz ki sen de internetten alışveriş yapıyorsun, neden bu konu sana bu kadar battı. Ben şahsen internetten alışverişi ürünler daha ucuza geldiği ve bulamadığım ürünler için tercih ediyorum. Eh, iş yoğunluğundan alışverişe sıra gelmediği zamanlar da oluyor haliyle. O dönemlerde de çok gerekli olmayan ihtiyaçlarımı alışveriş sitelerinden sağlıyorum.
İtiraf ediyorum, bu tarz -Limonga, Markafoni, Trendyol gibi - alışveriş sitelerinden hiç alışveriş yapmadım. Böyle giderse de yapacağımı düşünmüyorum. Kendimce birkaç sebebim var elbette. İlk sebebim fiyatların düşük gösterilip, mağaza fiyatından bile pahalı olduğunu fark etmem oldu. Elbette tüm ürünleri için geçerli değil bu durum ama kargo ücretini falan da ekleyince pek bir karı kalmıyor alışverişin. İkincisi de ürünlerin resimlerdeki gibi çıkmaması ve iade sisteminin çok kötü olması... Liste bu şekilde uzatılabilir. Ben şahsen alışveriş yapmadığım için etrafımdan duyduklarımı söylüyorum.
Dahası bu da yetmedi. Kozmetikçilerin imdadına yetişecek gibi görünen şu kutu, bu kutu, bilmem ne kutu adında zibilyon tane site çıktı piyasaya. Benim sinirimi bozansa neredeyse açtığım her blogda bu sitelerin promosyonlarının karşıma çıkıyor olması. Bir değil, iki değil... İnsanında bir yerden sonra sıtkı sıyrılıyor. Bu kötü bir şey mi? Elbette değil. Ne güzel sayelerinde biz de bilgileniyoruz. Ancak bu durumun biraz abartıldığını düşünüyorum. Millet olarak zaten bir garibiz. Bazen düşünüyorum da işin b.kunu çıkarmak derler ya, sanırım doğruluk payı var. Bu işinde sonu ona benzeyecek gibime geliyor. Hayır, içindeki ürünlere bakıyorum ve iyi ki üye olup almamışım diyorum kendi kendime. Bu kadar söylendim. Eğer, o sitelerden ürün alırsam ya da üye olursam, ilk sizin haberiniz olacak zaten bunu biliyorsunuz. Artık deneyimlerimle birlikte karşınızda olacağım. Gerçi rekabet ortamı iyidir. Daha çok tüketiciye yarar. Umarım gümrük yasağıyla haksızlığa uğrayan bizler için bu siteler ilaç olur. Tabii, yersen...
Etiketler:
Alışveriş,
Alışveriş Siteleri,
İnternetten Alışveriş,
Peri Kalemi
19 Aralık 2011 Pazartesi
ZOYA: Adina Nail Polish ♡
Bu benim ilk Zoya ojem. O nedenle benim için ayrı bir önemi var desem yeridir. Çünkü markayla ilgili ilk izlenimi kendisinden edindim.
Geçen dolabımı karıştırırken bir şeye dikkat ettim. Benim en fazla sahip olduğum ojeler yanar dönerli ojeler... Adina, şu ana kadar gördüğüm en fazla yanardönerliğe sahip oje... İçinde yeşilden, sarıya, pembeden, lilaya birçok rengi barındırıyor. Farklı ışıklardan çok garip renkler aldığını söylememe gerek yok sanırım.
Tırnaklarımda iki kat bulunuyor. Base ya da top coat yok. İki katta opaklaşıyor. Eğer sheer bir görüntü isterseniz tek katta bitirebilir ya da başka bir ojenin üzerinde bu rengi deneyebilirsiniz.
Rengi, opaklığı benden geçer not aldı. Beğenmediğim tek yanı biraz geç kuruması... Onu da Kalyon'un ürünüyle hallettim.
Siz, rengi nasıl buldunuz?

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












