17 Aralık 2010 Cuma

Sarı'nın Anısına

Fotoğraflarda gördüğünüz kedimi yaklaşık 6 ay önce kaybettik. Bizim tabirimizle ailenin 5. üyesiydi. Ancak beslediği bir hayvanı ölen birisi anlayabilir beni. Artık fotoğraflarına bakıp özlem gidersek de yeri benim ve ailem için hep özel kalacak.  





16 Aralık 2010 Perşembe

Elf Cosmetics




Elf Cosmetic sitesinin tanıtımını yapma zamanı geldi sanırım. Elf bildiğimiz eyes, lips, face üçlüsü... Elf sitesi özellikle Amerika'da indirim günlerinde $1'a kadar düşen ürünleriyle tanınan bir marka. Ancak bu sitenin (http://www.eyeslipsface.com/ ) sadece Amerika ve Kanada'ya gönderimi mevcut. Eh peki Türk kozmatik severler bu ürünlerden nasıl yararlanacak?

Bunun için http://www.eyeslipsface.co.uk/ sitesine giriyoruz. Burası İngiliz kökenli firması... Ancak fiyatlar diğer site kadar düşük değil. Üye olup indirim günlerinden haberdar olmanız en akıllıca olan şey. Ürünlerinizi yaklaşık £2.95'a Türkiye'ye getirttirebiliyorsunuz. Bazı özel günlerde -mesela sitesin yaş günleri, ulusal tatiller gibi- sitenin ücretsiz gönderimi var. Özel kodları alış-veriş sırasında kutucuğa giriyorsunuz böylece kargo bedelinden kurtuluyorsunuz.

Belki Amerika kökenli siteyle fiyat farkı çok görünebilir ancak Türkiye'deki kozmetik fiyatları düşünülünce ve kargo eklendiğinde bile buradaki ürünlere çok ucuza sahip olabilirsiniz.

Strawberry'den daha yeni alışveriş yapıp bu aylık kozmetik kotamı doldurduğum için Elf siparişlerimi biraz ertelemek zorunda kaldım. Alış-veriş yapmadan şimdilik bir yargıda bulunmak pek doğru olmaz. 

Ben De Müstehcen Çizmeler İstiyorum





Biraz seksi bir cümle oldu sanırım ama bu filmi izledikten sonra böyle söylememek elde değil. Bir bayan olarak topuklu ayakkabılardan oldukça uzak duran biriyim ki etrafımdaki birçok arkadaşım da benimle aynı fikirde. Koşuşturmacayla geçen günler, otobüs yolculukları, iş hayatı v.s. bizi bu yola biraz da onlar itti ne yapabiliriz. Ancak filmdeki Lola'nın bizim beğenip, burun kıvırdığımız ayakkabılar için elinden ne geliyorsa yapması "Ben de Müstehcen Çizmeler istiyorum. " dedirtecek cinsten.


Filmi birkaç ay önce CNBC-E'de izlemiştim. İnternetten tekrar indirip izlediğimde pişman olmadım desem yeridir.


Konusuna gelince; Charlie Price oldukça tutucu olan bir bölgede yetişmiş, nesiller boyu ayakkabı üreten bir ailenin son üyesidir. Babası ölünce iflasın eşiğindeki fabrika ona kalır. Bir yandan fabrikayı nasıl kurtaracağını düşünürken, Londra'nın arka sokaklarından birinde Lola adında kendi tabiriyle bir showgirl'le tanışır. İşin ilginci Lola bir travestidir ve giydiği 10 santimlik ayakkabılar onun için bir işkence gibidir. Her aldığı ayakkabı onun ağırlığına dayanamaz ve kırılır. İşte aradığı kurtuluş çaresi Charlie'nin tam karşısında durmaktadır. Lola'nın çizimleriyle fabrika yeniden işlemeye başlayacak ve hem işçiler hem Charlie kurtulacaktır. Ancak o küçük yaşam bölgesinde hem Lola'yı hem de Charlie'yi zor durumlar beklemektedir.


"The sexy is in the Heel!"


Filmde Lola'nın söylediği bir söz... Söylenene göre arka bacak kaslarını gerdiği için daha seksi gösterirmiş. Dahası bunu karşı cinse de hissettirirmiş. Bunun gibi bir şey işte...


Aslında isme baktığınızda sırf komedi gibi gelse de daha ilk sahnelerde işin içinde dram olduğunu fark ediyorsunuz. Özellikle Lola'nın küçüklüğünde yaşadıklarını anlatması ve babasının tepkileri, filmdeki dram öğesini açıklayacak cinsten.


Onun dışında oyunculuklar alkışlanacak cinsten, Lola karakterine herkes gibi ben de bayıldım. Hikayeye gelince gerçek bir olaydan esinlendiği için daha da ilgimi çekti desem yeridir. Beğendiğim birkaç sahne...



Lola'nın gösterilerinden birisi...




İşte burada gülsem mi ağlasam mı modundaydım.




 Finalde Lola'nın Milano'daki gösterisi süperdi. Öyle düşe kalka bir başlangıçtan sonra böylesini kimse bekleyemezdi.



 İşte Lola'mızın Simon hali... Bence her hali de süper...




Benden 10/7 aldı. Dram bu kadar olmasa daha iyi olurdu.

12 Aralık 2010 Pazar

Evde Kalmış Kadınlar Böyle Olmalı


Neden böyle bir başlık mı attım? Şuradakiyazımda The Woman Who Still Wants To Marry dizisinin tanıtımını yapmıştım. Düşe kalka diziyi bitirdim çok şükür. Beni hayal kırıklığına uğratmadı nitekim.

Yine benim tercihim karakter karakter gidecek olursam:



Lee Shin Young - Muhabir

Bir muhabir olan kızımız zamanında sırf yurt dışına gidip mesleğinde kendini geliştirmek adına sevgilisini bırakıp gitmiş. Tabi acısı kötü çıkmış sevgilisi onu terk etmiş. İyi de etmiş. Yoksa dizinin asıl konusuna asla gelinmeyecekmiş. 34 yaşına geldiğinde bir gün kendisini hala yalnız buluvermiş. Gerçekten karakterler içinde sevimli bulduğum biriydi Shin Young. Evde kalmış gibi gözükse de bu durumdan şikayetçi görünmüyordu. İşinde daha da yükselmek için elinden geleni yapıyordu ki bu da takdire değer. Onun asıl dert ettiği doğru insanı bulamamaktan şikayet etmesiydi. Özellikle kızdığında yüzünün yamulmasına ve kendini yatağa atıp sızlanmasına çok gülmüştüm.



 Jung Da Jung – Tercüman

Üçlü içinde evlilik mevzusunu en çok kafaya takan bireydi Da Jung. Özellikle milletin kendisi için ayarladığı buluşmalara gitmesi bizim görücü usulü buluşmaları hatırlattı. Hiç vazgeçmemesi ise onun en sevdiğim özelliğiydi. Ülkenin en iyi tercümanlarından biri olması zaten bunu gösteriyor. Nedense her türlü terslik onu bulsa da gerçekten arkadaşlarının hep yanında oldu.



Kim Boo Ki - Danışman

İşte benim favorim. Tavırlarıyla, giyimiyle, saç modeliyle bayıldığım insan… Sırf kullanıldığını düşündüğü için kaç yıllık nişanlısından ayrılmış ve kendisini evli erkeklerden intikam almaya adamış. Sonunda hırs yapıp işinde sözü geçen, saygı duyulan nitelikli bir birey olmuş. Başta karakter hakkında fazla bilgi verilmese de insanlara özellikle kadınlara karşı çok anlayışlı olması beni çok etkiledi. Peşinden koşan erkeklere yaptıkları ise bazen iyi oluyor dedirtecek cinsten.


Ha Min Jae - Müzisyen

Sırf bu şahıs için başlamıştım diziye. Memnun kalmadım desem yalan olur. Buradaki saç stilini pek sevemesem de hareketleri, davranışları süperdi. Sırf iddia için girdiği oyunda gerçekten âşık olacağını o da bilemezdi ama sonunun mutlu bitmesi en güzel tesellim. Shin Young suratına kahve dökmekle tehdit ettiğinde “Eğer bunu yaparsan ben de seni öperim.” demesi beni bitirdi. Saçını beyaza boyaması ise ayrı hikâye.



Na Ban Suk - Doktor

Doktor olmasına rağmen (sanki bu evlenilecek erkek olmak için bir avantaj) hala kendine göre birini bulamamıştır. Önce Shin Young’la ilgilense de onunla beraber olamayacağını anladığından rotayı başka bir yöne çeviriyor. Tartışmasız dizideki en komik adam. Da Jung’la tanıştıktan sonra hareketleri daha da komikleştiriyor. Bence komedi dizilerinin en aranılan ismi olmalı bundan böyle. Çünkü mimiklerini bu kadar iyi kullanabilen bir insan daha zor bulunur.


Yoon Sang Woo – Pilot

Shin Young’un eski sevgilisi her ne kadar başta tekrar onunla birlikte olmak istese de sonunda bu işin olmayacağını anlıyor. Eski sevgilisinin genç biriyle birlikte olmasına karşı çıksa da kendisi aynı duruma düştüğünde dertleşmeleri, birbirlerine sevgililerini anlatmaları çok güzeldi. Gerçi ben eski sevgiliden dost olmaz görüşünde olan birisi de olsam bile bu dizideki dostluk hoşuma gitmedi değil. Gülme komşuna gelir başına hesabı….

Üç kadın üç farklı hayat… Aslında bu görüntü birçoğumuzun artık etrafında rastladığı bir manzara.  Kariyeri uğruna kendini feda eden kadınları nedense köle muamelesi yapılıyor. Neden erkekler yaptığında normal bir şey gibi karşılanıyor da aynı şeyi kadınlar yaptığında hırslı, bencil, gözü doymak bilmez oluyor. Bunu güzel bir yolla anlatmış dizi. O yüzden benden 10/8 aldı. Kırdığım iki puan da tesadüfleri bu kadar fazla barındırmasından oldu. Azıcık gerçekçi olsakç Koskoca Seul’de millet hep mi birbirini buluyor.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Coffee Prince - Aşk ve Kahve





Adı: 1 / The 1st Shop of Coffee Prince
Diğer Adı: Coffee Prince
Tür: Romantik, komedi
Bölüm Sayısı: 17
Senarist: Lee Jung Ah and Jang Hyun Joo
Yapımcı: Lee Eun Kyu
Yönetmen: Lee Yoon Jeong
Yayın Kanalı:
MBC
Yayın Periyodu: 02 Temmuz - 27 Ağustos 2007
Yayın Zamanı: Pazartesi ve Salı 21:55

Oyuncular:

Yoon Eun Hye - Go Eun Chan
Gong Yoo  - Choi Han Kyul
Lee Sun Gyun  - Choi Han Sung
Chae Jung Ahn  - Han Yoo Joo
Kim Jae Wook) - No Sun Ki
Kim Dong-wook  - Jin Ha Rim
Lee Eon  - Hwang Min Yeop
Han Ye In - Go Eun Sae (Eun Chan'nın kardeşi)
Kim Chang Wan - Hong Gae Sik


İzlediğim en güzel Kore dizilerinden birisidir Coffee Prince. Gong Yoo’yu tanımama vesile olmuş dizidir ayrıca. İlklerden olmasından mı, senaryodan mı, yoksa Gong Yoo’dan mıdır bilinmez ama izlediğiniz de kendinizden bir parçayı da dizinin içinde buluyorsunuz. Ayrıca bu dizinin çekildiği mekan gerçekten Coffee Prince adında bir cafe zinciriymiş ve diziden sonra da ülke genelinde bayağı ünlenmiş. En kötüsünü de en sona sakladım. Eun Chan’ın kız kardeşinin sevgilisi canlandıran Lee Eon bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş. Gerçekten onun için çok üzüldüm.




Go Eun Chan (Yoon Eun Hye), dul annesi ve kendini bilmez kız kardeşine bakmak için deyim yerindeyse her işte çalışan bir genç kızdır. Pizza dağıtıcılığının yanı sıra dövüş sanatlarında usta olduğu için bu konuda hocalık da yapmaktadır. Ama onu diğer genç kızlardan ayıran en önemli özelliği giyimi, konuşma tarzı, hareketleri ve saç kesimiyle girdiği her ortamda erkek zannedilmesidir. Choi Han Kyul (Gong Yoo) ise ailenin tek çocuğu ve onu yola getirmeye çalışan büyükannesine inat gününü gün eden biridir. Büyükannesinin en önemli isteği de elbette ki Han Kyul’un evlenmesidir. Hatta ona buluşması için gelin adayları ayarlamaktadır. Eun Chan’la tesadüf eseri karşılaşan ve onu erkek zanneden Han Kyul ona bir teklifte bulunur. Eğer buluşmalara beraber gidip diğer kızların kendisinin gay olduğuna inandırırsa Eun Chan’a gerekli miktarda para verecektir. Eh paraya ihtiyacı olan genç kızımızda bu teklifi hemen kabul eder.

Han Kyul, Eun Chan sayesinde evlilikten bir süreliğine kurtulsa da büyükannesini memnun etmek için bu sefer iş için çalışmalara başlar, amacı Coffee Prince adında bir cafe açmaktır ve dizinin asıl konusu burada başlar. Sadece erkeklerin çalışacağı mekanda Eun Chan’da garson olarak işe başlamış, bu arada Han Kyul’la aralarında duygusal bir bağ oluşmuştur. Han Kyul bir yandan kendisiyle savaşırken bir yandan da ona olan duygularına gem vuramayacağını anlar. Ancak bu durum pek de kabul edilir olmayacaktır. Üstelik işin içine Han Kyul’un yakın arkadaşı Choi Han Sung ve onu terk eden sevgilisi Han Yoo Joo girince ortalık iyice karışır. Öyle bir vakit gelir ki kızımızın erkek değil de bir bayan olduğunu Han Kyul’dan başkası bilmez. Ona açıklamak da o kadar kolay olmayacaktır.



Spoiler: Erkek kılığına girmiş kızları anlatan diziler arasında birincim elbette ki Coffee Prince’dir. Gong Yoo’nun tatlı gülüşünü, kızın ardından ağlayışı hala gözümün önünden gitmez. Özellikle arabasında giderken “So Sad ” şarkısıyla o ağlar ben ağlar. Bir erkeğin kız olsun erkek olsun kendisiyle nasıl savaştığını bu dizide gördüm ben. Her ne kadar kızımıza “Sen gay olabilirsin ama ben erkeğim.” deyip ona bağırıp çağırsa da yine kendini onun yanı başında bulması herkese özellikle kendisine gerekli cevabı vermiştir. Ayrıca vücut kimyası denen bir şey de var. Yoon Eun Hye’nun oyunculuğuna ise resmen hayran kaldım. Yürüyüşü, burnunu çekişi, küfürlü konuşmaya çalışması her yönüyle ergenliğe yeni adım atmış bir delikanlıyı andırıyordu. 
 

Bir de puan vermeden olmaz. 10 üzerinden 9.5 Neden mi? Sondaki o ayrı geçen 2 sene için… Neden hemen birleştirmediniz ki sanki?
Efem dinlemek isteyenler için dizinin çok sevilen şarkıları:




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...